"Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez..." (Mü'minun 23/101) ayetinde neden akrabalık örneği verilmiştir?

"Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar."  (Mü'minun 23/101)

Âhirette akrabalık bağlarının işe yaramaması, oradaki adaletin mutlaklığını ve kusursuzluğunu, insanların birbirlerine soru soramaması da âhirette verilecek hesabın dehşetini göstermektedir.

Bu dünyada en kuvvetli bağ aile ve akraba bağıdır. Özellikle kavmiyetçiliğin ileri gittiği Arap yarımadasında bu daha da ileri düzeydeydi. Bu ayet ve haşrin dehşetini anlatan diğer ayetleri bir arada değerlendirdiğimizde bu dünyadaki en kuvvetli bağlılıklar bile fayda vermeyecektir. Kimse kimseyi soramayacaktır. Bu âyeti açıklayan şu âyetler de buna delil olmaktadir. "Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, işte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün, herke­sin kendine yetip artacak bir derdi vardır" (Abese 80/33-37).

Bu âyetler bize orada Allah için olmayan akrabalık bağlarının işe yaramayacağının ve herkesin kendi derdi ile meşgul olacağının sahnesini anlatmakta, iyiye çağıran ve kötüden caydıran bir öğüt vermektedir.

Peki mü'minlerin arasında akrabalık bağlan devam edecek midir?

Cennete girmeğe, Özellikle 'Adn cennetlerine gidenler için, akrabalık bağları işleyecektir (Ra'd 13/23; Yâsîn 36/55-56; İnşikâk 84/9). 'Adn cennetine girenlere, iyi oldukları takdirde babalarını, eşlerini ve çocuklarını Yüce Allah verecektir. Bun­dan anlıyoruz ki, cennetlikler arasında ameller değerlendirildikten sonra bağlar devam edecektir. Bu dünyada ilâhî vahy ve peygambere düşmanlıkta birleşenlerin, öteki âlemde tüm bağları kopacaktır. Burada, yanlış zemin üzerinde ku­rulan birlikteliğin orada hiç faydası olmayacaktır.

"Onlar, birbirlerini de arayıp sormayacaktır." Bu dünyada kötülüğün, inkârın etrafında toplanıp can dostluğu yapanların öteki âlemde birbirlerini soramamaları, gerçekten derin caydırıcı bir mesaj taşımaktadır.

Mahşer öylesine bir yerdir ki, suçlular, kâfirler ve inkârda dostluk kuranlar: "Birbirlerine gösterirler. Suçlu kimse, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini barındırmış olan soyunu ve yeryüzünde bulunan herkesi feda ederek kendisini kurtarmak ister" (Me'âric 70/11-14). Değil birbirinin durumunu sormak, bütün değerlerini vermeyi bile aklına getirecektir.

Netice olarak diyebiliriz ki, inkâr, şirk, kötülükler, ilâhî vahye ve peygambere karşı çıkmalar, öteki âleme intikal ederek, bu dünyada bunIarın etrafında toplanıp dostluk kuranların bağlarını koparacak, birbirle­rinden uzak düşürüp birbirinin hallerini soramaz hale getirecektir. Bu esastan hareket edersek diyebiliriz ki, tevhîd inancı, iyilikler, ilâhî vahye ve peygambere saygı duymak ve onların buyurduklarını yerine getirmek için bu dünyada dostluklar kuranın dostluğu öteki âlemde de devam ede­cektir. Bunların yani müminlerin kardeşliği ve dostluğu orada sürerken, bağları kopanlar derin pişmanlık duyacaklardır.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 08-04-2011
2,683 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?

  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?

  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?

  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?

  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."

  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?

  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?

  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?

  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?

Block title
Block content