“Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” (Mücadele/21) ayetine göre, Hz. Zekeriya Peygamberin şehit edilmesi nasıl açıklanabilir? Bu çelişkiyi nasıl anlamalıyız?

Evet, Allah çok açık bir şekilde “Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz. Şu bir gerçektir ki Allah çok kuvvetlidir, mutlak galiptir”(Mücadele, 58/21) buyurmuştur. 

- Evvela, ayetin sonunda yer alan Allah’ın Kavî ve Azîz isimleri, Allah’ın ve elçilerinin galip geleceklerinin teminatıdır. Akıl aksini düşünemiyor. Zira, Allah’ın -sonsuz kuvvet sahibi bir varlık olduğu halde- çok cılız bir güce sahip olanlar karşısında mağlup olması, gerçeklerin ters yüz olması anlamına gelir. O halde aklı başında olan herkes peşinen şunu kabul eder ki, Allah’ın bazı peygamberlerinin öldürülmesi veya başka şekilde mağlup olmaları, bu ayette ilan edilen galibiyet hakikatini değiştirmez. İşin gerçeğini bilmememiz konuyu etkilemez. 

- Bu ayette yer alan ifadelere bakarak konuyu bir kaç madde halinde değerlendirmek mümkündür:

a. “Ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” mealindeki ayette yer alan“peygamberler”in çoğul olarak kullanılması işaret eder ki, buradaki galibiyet bütün peygamberlerin fert fert galibiyetinden ziyade, onların hepsinin hizmet ettiğidavaları olan tevhit inancının, “ilay-ı kelimetullah”ın galibiyeti söz konusudur. Bu genel hüküm, Hz. Adem’den beri, -umumi bir prensip olarak- peygamberlerin ve onlara tabi olanların değişik semavî ve arzî musibetlerden kurtulmaları, onların karşısında yer alan inkârcıların yok edilmeleri bu ilahî hükmün tarihi bir tasdik belgesidir. Her ne kadar bazı peygamberler mağlup da olsalar, genel prensibi bozmaz. Zaten her külli kaidenin bazı istisnaları var ve o kaideyi bozmazlar.

b. Bu ayette ifade edilen galibiyet hakikati,  peygamberlerin fani olan bedenleri için değil, bakî olan davaları için söz konusudur. Nitekim Kadı Beyzavî de ayetteki galibiyetten maksat “Huccet”, yani davanın galibiyeti, davalarının haklılığını ortaya koyan delillerin galibiyeti olduğunu söylemiştir. (bk. ilgili ayetin tefsiri)

Gerçekten baki olan Allah’ın -meal olarak- “Ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” ifade buyurması, bu hakikatin bir emaresi görünümündedir. Evet peygamberler de birer beşer olarak fanidirler fakat davaları bakidir ve tarih boyunca hep galip gelmiştir. 

c. Bütün zaferler ve başarılar sonuçları itibariyle değerlendirilir. Başta kazanmış görünseler bile sonunda kaybedenler, galip değil mağlup sayılırlar. Örneğin Müslümanlar Uhud savaşının başında galip olmalarına rağmen, sonunda mağlup duruma düşmüş olduklarından fiilen bir cihette mağlup sayılmışlar. Buna mukabil, Huneyn savaşının başında mağlup duruma düşmelerine rağmen, sonunda zafer onların olduğu için savaşın galipleri olmuşlardır. 

Bütün semavi vahiylerin davalarının en büyük temel esasları Allah’a ve ahirete iman etmektir. Bu açıdan bakıldığında, şu dünya imtihan meydanında yapılan mücadelenin asıl  galibiyet ve mağlubiyeti, ahiretteki akıbete göredir. “Sabret; şühesiz akıbet (güzel sonuç)takva sahibi olan (Allah’a karşı gelmekten sakınan) kimselerindir” (Hud, 11/49) mealindeki ayet ve benzeri ayetlerde bu gerçeğe işaret edilmektedir.

d. Ünlü tefsir alimi, Mukatil’in belirttiğine göre, bu ayetin nüzul sebebi şudur. Müslümanlar, “Biz Allah’tan ümit ediyoruz ki, bizi Rum/Bizans ve İranlılalra karşı da muzaffer kılacaktır.” dediler. Buna mukabil, münafıkların başı sayılan Abdullah b. Ubey, “Siz herhalde bu iki devleti galip geldiğiniz bazı Arap köyleriyle karıştırıyorsunuz. Oysa bunlar onlara benzemez” dedi. Bunun üzerine “Ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” mealindeki ayet indi. (bk. Razî, Kurtubî,  ilgili ayetin tefsiri)

e. Bazı alimlere göre, Allah bazı peygamberleri cihadla da mukellef tutmuştur. Bunların galibiyeti maddi savaştadır. Bazıların görevi  ise sadece manevî savaşolan huccet/delil/fikirle mücadeledir. Bunlar da bu konuda galip gelmişlerdir. (Razî, Kurtubî, a.y) Demek ki, Savaşla mükellef olmayan peygamberlerin inkârcılar tarafından öldürülmeleri, söz konusu ayetteki hükme ters değildir. Hz. Zekeriya ve oğlu Hz. Yahya da savaşla mükellef olmayan peygamberlerdendir..

f. Burada şöyle bir incelik de söz konusu olabilir, şöyle ki; bu ayet, önceki peygamberler için değil,  Hz. Muhammed (a.s.m) ile ilgilidir. Bu ayetten önce gelen“Allah’ı ve Resulünü karşısına alanlar, onlara düşmanlık edenler en alçak olanların derekesindedirler” mealindeki ayette Hz. Muhammed’e karşı çıkanlar söz konusu edilmiştir. O halde, asıl konumuz olan ayette“peygamberlerim” sözcüğü çoğul olmakla beraber Hz. Muhammed için olması manaya en uygun olarak görünmektedir. 

“Allah’ı ve Resulünü karşısına alanlar, onlara düşmanlık edenler en alçak olanların derekesindedirler (yani, daima hezimet ve mağlubiyette olacaklardır). Çünkü Allah, “Ben ve Resullerim elbette galip geliriz.” diye hükmetmiştir. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir, mutlak galipti”(Mücadele, 58/20-21). 

Hz. Muhammed’in hem maddi hem de manevi savaşta düşmanlarını dize getirmesi, onlara galip gelmesi tarihin imzaladığı bir gerçektir. Madem bu iki ayet birbirinin tamamlayıcısı durumundadır; birinci ayette açıkça “Resul” kelimesiyle Hz. Muhammed sözkonusu edilmiştir. O halde bu ikinci ayette “Rusul” kelimesiyle de onun söz konusu edilmesi ayetlerin sibak ve siyakları bakımından çok uygundur. 

Ayette  Resul yerine Rusul(peygamberler) sözcüğünün kullanılmasının hikmeti, Hz. Muhammed’in bütün peygamberlerin efendisi, onların reisi, dinlerinin -temel esasları itibariyle-hakiki varisi, davalarının gerçek temsilcisi, vahiylerinin gerçek müdafisi olmasıdır. Kur’an bütün semavî kitapları temsil ettiği gibi, Hz. Muhammed de bütün peygamberlerin temsilcisidir. Onun zaferi onların zaferidir, onun galibiyeti onların galibiyetidir.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 15-03-2013
1,409 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?

  2. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?

  3. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?

  5. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."

  6. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?

  7. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?

  8. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?

  9. Madem ki şahit getiremediler, onlar Allah katında yalancılardır (Nur 13), ayetine göre yalancı şahit getirselerdi, doğru mu söylemiş olacaklardı?

  10. Abese suresinin 15-16. ayetlerinde "erdemli katipler"in Kuran'ı yazmasından mı bahsedilmektedir? Ayetlerde kastedilen mana nedir?

Block title
Block content