"Kur’an’da hitabın hep erkeklere edildiği, kadınlara neden hitap edilmediği" şeklinde bir şikayet olduğu, bundan sonra kadınlara da hitap edildiği, iddiası doğru mudur?

Böyle bir olayın ne aslı ne de astarı vardır; tamamen uydurmadır.

Sitemizde defalarca yazdığımız gibi, Arap dilinin kendisinden kaynaklanan bir erkeklik kalıbı vardır. Arapça’da erkek ve kadınlar için kullanılan farklı kalıplar söz konusudur, ancak, “tağlib sanatı” denilen bir edebî sanat çerçevesinde, genellikle kadın ve erkek için aynı anda söz konusu edilen bir ifade -fazla uzun olmaması için- sadece erkekler için kullanılan kalıba yer verilir ve kadınlar da orada -zımnen- var kabul edilir.

Örneğin, Arapçada dişil kabul edilen “şems / güneş" ile eril kabul edilen “kamer / ay" kelimeleri birlikte anıldığı zaman, ikisine birden eril bir kalıp olan “kamer” kelimesinin tesniye / ikil kalıbı olan “kameran” sözcüğü kullanılır.

 

Bunun gibi, Kur’an’da erkek ve kadınların birlikte muhatap olduğu konularda erkek kalıbı kullanılır ve kadınlar da orada -zımnen- var kabul edilir.

Bu husus aynı zamanda îcaz (veciz konuşma) denilen önemli bir edebî sanat ve belagat unsurudur. Alimlerin belirttiğine göre, Kur’an’ın en önemli mucize yönlerinden biri de bu îcaz sanatıdır.

Mesela; -erkek kadın ayırımının yapılmadığı- Türkçede “Ey iman edenler!” ifadesi hem erkek hem de kadınlar için söz konusudur. Fakat bu ifade her iki grup için kullanıldığında, erkekler için “Yâ eyyühellezîne âmenû”, kadınlar için ise “Yâ eyyetühellatî amenne” cümlesiyle ifade edilir. Söz israfından münezzeh olan Kur’an-ı Hakîm'de, bu uzun ve gereksiz iki cümle yerine, eskiden beri Araplar arasında geçerli ve de yaygın bir dil kuralı olan “tağlib” sanatı çerçevesinde “Yâ eyyühellezîne âmenû” ifadesinin kullanılması kadar güzel bir şey olur mu?

Hiç bir Arap kadını -yüz yıllarca tevarüs edip alışık olduğu- böyle bir ifadeden rahatsız olmaz, bilakis bu ifadenin kendilerine de hitap ettiğini çok iyi bilir.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 18-06-2011
2,108 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?

  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?

  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?

  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?

  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."

  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?

  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?

  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?

  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?

Block title
Block content