Kur’an-ı Kerim bütün ayetleri ahirete kadar her zaman her an kullanılır mı? Şu an günümüzde kullanılmayan bir ayet var mı?

Prensip olarak Kur’an-ı Kerim'in evrensel, zaman mekân üstü, cihanşümul bir kitap olduğunu söylediğimizde, bununla Kur’an’ın genel hükümleri, ahlakî prensipleri, sosyal ve hukukî düsturlarını kastediyoruz. Belli bir olayı, özellikli ve spesifik olarak ortaya çıkan konularla ilgili bir reçete sunan bazı ayetlerin de buna paralel olarak hususî bir özellik arz etmesi kaçınılmazdır.

Örneğin; Peygamberimiz (asv)2in evlilikleriyle ilgili hususlar, Ebu Leheb ile ilgili Tebbet suresi, Bedir, Uhud, Hendek savaşları, Hudeybiye anlaşması, Mekke fethi, Huneyn savaşıyla ilgili (Ali İmran, Enfal, Ahzab, Fetih surelerindeki ilgili) ayetler, bir hususîlik arz etmektedir.

Mücadele suresindeki kadının kocasını şikâyet etmesi bir hususîlik arz etmektedir.

Bununla beraber şunu unutmamak gerekir ki, nüzul sebebi hususî olan ayetlerin de ders verdiği çok geniş kapsamlı hususlar vardır. "Ayetlerin iniş sebeplerinin hususî olması manalarının umumî olmasına engel değildir.” kuralı bu gerçeğe işaret etmektedir.

Mesela;

“Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden tam sabırlı yirmi kişi olursa, iki yüz kişiye galip gelir ve eğer siz müminlerden yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiyi mağlup eder; çünkü o kâfirler gerçeği ve âkıbeti anlamayan bir güruhtur.”(Enfal,8/65)

mealindeki ayet ile bu ayetin hükmünü sınırlandıran,

“Ama şimdi Allah yükünüzü hafifletti, çünkü sizde savaşma konusunda bir zayıflık olduğunu müşahede etti. O halde sizden sabırlı yüz kişi, Allah’ın izniyle onlardan iki yüz kâfire üstün gelir ve eğer sizden bin kişi olursa, onlardan iki bin kişiye galip gelir. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”(Enfal, 8/66)

mealindeki ayetin hükümleri, sahabe için hususî bir özellik arz etmektedir.(Bu ikinci ayetin, birinci ayetin hükmünü neshettiğine dair bk. Zemahşerî, ilgili ayetin tefsiri).

Fakat bu hükümler diğer zamanlar için de geçerlidir. Yani Müslümanlar güçlü olduğu zaman bir azimet olarak yirmi kişi sabır gösterip iki yüz kişilik düşmana karşı durabilir. Zayıf oldukları zaman ise, ruhsata tabi olarak sabırlı olup yüz kişilik bir grup iki yüz kişilik bir düşman birliğine karşı savaşabilir. Bununla beraber, bu son ayetteki “bire iki” oranı kıyamete kadar bakidir.

Aynı şekilde, Tebbet suresi bir şahıs olarak Ebu Lehep ve eşinin cehenneme gideceğini haber vermiştir. Bu surenin bu gaybî ihbarı elbette bu iki şahısla sınırlıdır. Ancak verdiği ders bunun ötesinde çok geniş hakikatleri kapsamaktadır.

Mesela; verilen gaybî haberin olduğu gibi çıkmış olması, kıyamete kadar aklı başında olan insanların imanını kuvvetlendirecektir. Hz. Peygamber (asv)'in en yakın akrabası olan amcasını hedef alması, Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğunu gösteren bir belgedir. Çünkü, kabileciliğin çok fazla revaçta olduğu bir devirde Kur’an’da Ebu Cehil’in değil de Ebu Leheb’in şerefini rencide edecek bir mesajın varlığı, Hz. Muhammed (asv)’in bunda asla dahlinin olmadığını göstermektedir.

Yine, yukarıda  ilmî kural gereğince, Ebu Leheb’in şahsının yanında şehsiyetinin, zihniyetinin de hedef alındığı bir gerçektir. Onun şahsı ölmüş olsa, şahsiyetinin timsalleri, karakterinin mümessilleri, zihniyetinin versiyonları her zaman yaşamaktadır. Ve bu sure bu açıdan kıyamete kadar dersini vermeye devam edecektir.

Diğer taraftan, kocasından şikayet eden kadının durumu ona özel ise de, aynı hüküm kıyamete kadar gelecek kadınların kocalarından görecekleri her türlü olumsuz davranışa da ışık tutmaktadır.

Aynı dersi bütün tarihî kıssalardan da almak mümkündür. Çünkü, Kur’an’ın bu kıssaları zikretmesi sadece ibretâmiz bir tarih dersini vermek değil, aynı zamanda kıyamete kadar tekerrür edecek olan tarihî olayların olumlu olumsuz yönlerini ders vermektir.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 09-12-2010
3,274 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?

  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?

  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?

  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?

  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."

  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?

  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?

  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?

  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?

Block title
Block content