“İşte güzel davrananları biz böyle mükafatlandırırız.” (Yusuf, 12/22) mealindeki ayeti nasıl anlamamız gerekiyor? Allah, her iyilik yapanı mükafatlandırır mı? Bu mükafatlandırma ahiret hayatında mı, yoksa dünya hayatında mı vardır?

İlgili ayetin meali şöyledir:

“O kemâl çağına geldiğinde kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanlara / güzel davranış gösterenlere biz böyle karşılı / mükâfat veririz.”(Yusuf, 12/22)

Ayette meal olarak yer alan “güzel iş yapan / güzel davranış sergileyen” den maksat, öncelikle Hz. Yusuf (as)’dır. Onun çocukluğundan beri maruz kaldığı sıkıntı ve musibetlere karşı sabır göstermesi ve kayması en kolay olduğu gençlik döneminde bile, oldukça soylu ve kendisinin hanımefendisi makamında olan bir bayanın gayri meşru teklifini reddetmesi, eşsiz bir güzellik ve mükemmelliktir. Ayette ortaya konan bu eşsiz sabır ve harika iffetten doğan Yusuf (as)’ın bu güzel haline işaret edilmiştir.

Yusuf’un bu ağırbaşlı, sabur, şekur, vakur karakteri Rabbi tarafından ödüllendirilmiş ve kendisine bir çok imkânların yaratılması yanında hüküm, hikmet ve ilim de verilmiştir.

“İşte güzel iş yapanlara biz böyle karşılık veririz.” mealindeki ayetin ifadesinde vurgulanan karşılık / mükâfat “hüküm / hikmet ve ilimdir.” Bu iki unsur hem dünya hem de ahiret saadetine vesile olan şeylerdir.

Şüphesiz “İşte güzel iş yapanlara biz böyle karşılık veririz.” ifadesi, aslında Hz. Yusuf (as) için kullanılmış olmakla beraber, geneli ifade eden manasıyla aynı özellikleri taşıyan herkes için de söz konusudur.

Yalnız “böyle karşılık veririz” manasındaki ifadede vurgulanan husus, Hz. Yusuf (as)’a verilen mükâfatın aynısını gerektirmez. Bu benzetme “hüküm-ilim” gibi belli bir mükâfattan ziyade, genel manasıyla “her iyiliğin bir karşılığı, bir mükâfatı olur” manasında olup umumî bir kapsamı ifade eder.

Bu sebeple, bu mükâfatın dünya için de ahiret için de veya her ikisi için de söz konusu olması mümkündür.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 05-11-2010
2,787 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?

  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?

  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?

  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?

  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."

  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?

  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?

  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?

  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?

Block title
Block content