"İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler...” (Nisa, 4/168) ayetinde hangi insan tipinden bahsediliyor?

Aralarındaki ilişkilerinden ötürü surenin 168 ve 169. ayetlerinin meallerini beraber vereyi uygun görüyoruz:

“Muhakkak ki Allah, inkâr edenleri ve zulmedenleri ne bağışlar ne de doğru bir yola iletir. Sadece içinde ebedi olarak kalacakları cehennemin yolunu gösterir. Bu da Allah’a göre çok kolaydır."(Nisa, 4/168-169).

Görüldüğü gibi, bu ayetlerde “İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden” manasına gelen  ifadeler söz konusu değildir.

Bu ayeti önceki ve sonraki ayetlerle beraber değerlendirdiğimizde şöyle bir sonuç çıkabilir:

Önceki âyetlerle Yahudî ve Hristiyanların, tevhîd doğrultusunda genel esas kabul edilen bütün peygamberlere ve kitaplara imân hususunda yanlış bir yola saptıkları, bilhassa son peygamberi ve kitabı kabule yanaşmadıkları, bu yüzden hayli haksızlıklar işledikleri, ilim ve gerçek dışı bir takım iddialarla ortaya çıktıkları belirtiliyor.

Sonraki ayetlerde ise, Kitap Ehlinin sadece tevhîd doğrultusundaki inanca ters düşmekle kalmadıkları, aynı zamanda kendi dinlerinde sınırı aşıp ölçüyü kaçırdıkları açıklanıyor. Yahudilerin, Tevrat'ın hükümlerini değiştirdikleri, haram kılınan şeyleri helâl saydıkları, son peygamberle ilgili belgeleri ya değiştirip, ya da yanlış yorumladıkları bildiriliyor. Hıristiyanların ise, İsâ Peygambere (as) Allah'ın hulul ettiğini, o bakımdan Allah'ın oğlu olduğunu iddia ettiklerine atıf yapılıyor. Sonra da İsâ Mesih'in Allah'a kul olmaktan çekinmeyeceği, ifade ediliyor ve bu hususta büyüklük taslayıp hakka secde etmeyenlerin elem verici bir azap ile azap edilecekleri haber veriliyor.

Soruda geçen ayeti, böyle inkâr edip, zulüm yapanlar, yani Muhammed Aleyhissalatü vesselama ait nebilik ve peygamberliği inkâr etmek gibi haksızlıkta bulunanlar -iman etmeden ölmeleri durumunda- muhakkak ki, Allah'ın bunları bir şekilde affetmesi, cehennem yolundan başka bir yola hidayet etmesi ihtimali yoktur.

Soruda geçen ifadeye gelince, bu Nisa suresinin 137. ayetinde geçmektedir ve meali şöyledir:

“İman edip sonra inkâr eden, sonra yine iman edip tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenleri, Allah, ne bağışlayacak ne de doğru yola iletecektir.”

Bu ayetin ardından gelen “Münafıklara, kendileri için can yakıcı bir azap olduğunu müjdele!” mealindeki ayetin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, bu ayet münafıklar hakkınddır.

Münafık kimsenin en belirgin vasfı, belli bir konumda kalmayıp, iki yüzlü karakterlerinin gereği olarak bir bu tarafa bir o tarafa yönelip dururlar. Bukalemun gibi renkten renge girebilirler.

 “Münâfıklar küfür ile iman arasında bocalamaktadırlar. Ne bunlara (müminlere), ne onlara (kâfirler) samimi bağlıdırlar. Allah, kimi doğru yoldan saptırırsa, sen artık ona (kurtuluş) yolu bulamazsın!”(Nisa, 4/143)

mealindeki ayette, münafıkların bu değişken, iki yüzlü karakterlerine vurgu yapılmaktadır.

Hz. Ali (ra)’in bildirdiğine göre, bunların bağışlanmamaları küfür üzere ölmeleri durumuna bağlıdır. (bk. İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

Bu asırda dine karşı cephe almış münafıklara taraftar olmanın da çok tehlikeli bir durum olduğunu unutmamak gerekir. Özellikle, dinden dolayı bir sıkıntıya girme ihtimali veya sırf bir dünya menfaati için değişken bir pozisyona girmek çok çirkin ve de tehlikelidir. Şu ayet-i celilenin mesajı her zaman kulaklarımızda küpe olmalıdır:

“İnsanlardan öylesi de var ki, küfürle iman arası bir yerde/imanın zeminine ayağını sağlam basmadan, dünyalık bir hesap içinde Allah’a kulluk eder. Şayet kendisine bir iyilik erişirse onunla huzur bulur, eğer başına bir bela gelirse, yüzüstü dönüverir. Dünyayı da, âhireti de kaybeder. İşte apaçık hüsran budur.”(Hac, 22/11)...

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 15-04-2011
3,229 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?

  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?

  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?

  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?

  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."

  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?

  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?

  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?

  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?

Block title
Block content