Günümüzde yerin binlerce metre altından su çıkarılabilmektedir. Buna göre “Bir de şunu sor: Suyunuz çekiliverse size yerden kaynayan suyu kim getirebilir?" (Mülk, 67/30) ayetini nasıl anlamalıyız?

Bu ayetin sevk edilmesinin gayesi, insanlara Allah’ın nimetlerinin büyüklüğünü hatırlatmak, sürekli birlikte olmaktan kaynaklanan ülfetle unutulan nimetlerin en başında gelen suyun ne kadar değerli olduğuna dikkat çekmektir. Hiç kimsenin uzak duramayacağı su gibi bir nimetin kaybından doğan zararı nazara verirken, her kesimden insanları tatmin edecek bir ifadenin kullanılması irşat üslubunun bir gereğidir.

Soruda söz konusu edilen “De ki: “Söyleyin bana: şayet suyunuz çekilir, yerin dibine giderse, o akan tatlı suyu, kim getirebilir size?” (Mülk, 67/30) mealindeki ayetin üslubu, Kur’an’ın i’caz parıltılarından biri olan ve bütün muhatapları tatmin eden geniş kapsamlı bir ifadenin yansımasıdır. Bunu şöyle açıklayabiliriz: Bu ayette suyun kaybolmasını ifade eden anahtar kelime “Ğavr” dır. Lügat bakımından gitmek anlamına gelen bu kelime bir mastar olup, ism-i fail manasında kullanılmıştır. Buna göre kelime “Ğair = Zahib = giden” manasına gelir.

İşte Kur’an’da bu kelimenin kullanılmasıyla her asırdaki insanların bütün katmanlarına seslenilmiştir. Zaman ve mekânlara göre;

a. Bazıları bu ayetten “yeryüzünde bulunan mevcut suyun toprak altına çekilmesini” anlar ve bu kaybı telafi edecek imkânlardan mahrum olduklarından, bu kaybın dehşetini idrak etmekle onun ne büyük bir nimet olduğunu yeniden kavramaya başlar.

b. Diğer bazıları, ayetten “suyun sadece toprağın belli derinlikteki bir yere kadar çekilip kaybolmasını" anlar. Bunlara göre, faraza kuyular açarak böyle bir suyu elde etme imkanı olsa bile, bunun ne kadar zor ve sıkıntılı bir iş  olduğunu düşünerek, böyle bir kaybın önemini  ve dolayısıyla suyun kıymetini fark etmeye başlar.

c. Daha başka bir grup insanlar bu ayetten “suyun hiçbir sondajla elde edilemeyecek kadar derin bir yere gömülüp gitmesini” anlar ve böyle bir durumda ölümü beklemekten başka bir çarenin olamayacağını düşünüp, suyun ne büyük bir nimet olduğunu idrak etmeye başlar.

d. Başka bir grup insan, ayetten: “Suyun yeryüzünden yer altına çekilip kaybolmasını değil, yeryüzünden ve yer altından tamamen yok olup gitmesini...” anlar ve suyun kadru kıymetini daha fazla idrak eder ve Rahman olan Rabbinin nimetlerine karşı medyun-u şükran olduğunu bütün benliğiyle hissetmeye başlar.

Ayette suyun nerden, nereye gideceğine dair bir kayıtla sınırlandırılmaması, bu arz edilen farklı mana katmanlarının oluşmasına katkı sağlamıştır ve manaların hepsi doğrudur.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 25-03-2011
2,436 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?

  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?

  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?

  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?

  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."

  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?

  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?

  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?

  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?

Block title
Block content