“Eğer onlar kendilerine zulmettikleri vakit sana gelip de Allah’tan af dileseler, sen de resul olarak onların affedilmelerini isteseydin, elbette Allah’ı tövbeleri kabul eden, pek merhametli bulacaklardı.” (Nisa, 4/64) ayeti ve şeyhin tövbe ettirmesi?

İlgili ayetin meali şöyledir:

“Biz hiç bir peygamberi, Allah’ın izni ile, kendisine itaat olunmaktan başka bir gaye ile göndermedik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri vakit sana gelip de Allah’tan af dileseler, sen de resul olarak onların affedilmelerini isteseydin, elbette Allah’ı tövbeleri kabul eden, pek merhametli bulacaklardı.”(Nisa, 4/64)

Bu ayette, günah işlemiş olanların Allah’a karşı tövbe etmeleri, bağışlanmalarını istemeleri yanında Hz. Peygamber (asv)'in yanına varmaları ve onun da bir peygamber olarak kendileri için Allah’tan af dilemesi hususuna vurgu yapılmıştır.  Hz. Peygamber (asv)'in yanına varmaları hususu şu şekilde değerlendirilebilir:

Ayette tövbe etmeleri istenen kişiler, Hz. Peygamber (asv) yerine tağutu hakem kabul eden, münafık kimselerdir. Bunların tövbeleri, Hz. peygamberi (asv) peygamber olarak kabul etmek, onun hakemliğine başvurmak, yeniden onu önder olarak kabul etmekle mümkündür. Bu sebeple, tövbenin önemli bir paçası olan bu hususları yerine getirmek için bizzat Hz. Peygamber (asv)'in huzuruna varmaları, ona telim olmaları, onu hakem kabul etmeleri ve ondan da af dilemeleri gerekiyordu. Allah’ın kendilerini bağışlaması için, onun (asv) bizzat Allah’a yalvararak tevessül ve şefaat etmesi ön görülmüştür.(bk. Razî, ilgili ayetin tefsiri).

Ayetin bu açıklaması ile normal tarikattaki şeyhin elinde tövbe etme arasında zahiren bir ilişki görülmemektedir. Bununla beraber, bu ayetten böyle bir işareti sezinlemek -umum için olmasa da- hususî bir algılama olarak değerlendirilebilir.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 04-03-2011
2,540 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?

  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?

  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?

  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?

  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."

  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?

  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?

  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?

  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?

Block title
Block content