"De ki: 'Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı, biz de onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik.' " (İsra, 17/95) ayetini açıklar mısınız?

"De ki: 'Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı, biz de onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik.' " (İsra, 17/95)

Putpe­restlerin Hz. Peygamber (asv)'e inanmamalarının bir sebebi de, onun melek benzeri bir varlık değil, kendileri gibi bir insan olmasıydı. Halbuki onlar, peygamberlerin in­san üstü olması gerektiğini düşünüyorlar; Allah'ın, peygamberleri insanların ken­di varlık türlerinden göndermesindeki hikmeti anlayamıyorlardı. Eğer yeryüzünde melekler yaşasaydı iletişim kurabilmeleri için Allah onlara elçi olarak melek gön­derirdi.

İnsana farklı yapıdaki bir varlık peygamber olarak gönderilmez. Çünkü peygamber, gönderildiği varlıkların hayatını yaşa­malı ki onların problemlerini, sorunlarını anlasın, onları çözümlesin ve onlara örnek olsun. İnsan hayatı yaşamayan bir varlık bu bakımdan onla­ra peygamberlik yapamaz. Yemeyen, içmeyen, insana özgü hayatı yaşama imkanı olmayan melek, tam tersi olan insana nasıl peygamberlik yapacaktır?

On­ların bilmediği bir gerçek var; şayet peygamber olarak bir melek gönderilseydi aşağıda sıraladığımız gibi, birçok sakıncalar ve şüpheler ortaya çıkar, işler büsbütün karışırdı. Şöyle ki;

a)  Gönderilen melek insan suretine temessül ederek değil de garip bir surette ortaya çıksa, onu cin, peri veya şeytan sanıp uzaklaşırlardı.

b)  İnsan suretine girip inse, melek olduğuna inanmazlar ve bir ya­bancı olduğunu sanıp ülkelerinden kovarlardı.

c)  İnecek melek kendi nuranî sıfatı üzere kalsa, kimseler onu göre­mezdi.

Görülüyor ki, meleğin peygamberlik göreviyle inmesi, hem gereksiz, hem de neticesiz ve hikmetsiz kalıyor. Kaldı ki yeryüzünde doğru yola da­vet edilenler, melekler değil insanlardır. O bakımdan onlara kendi aralarından güvenilir bir adamın seçilip peygamber olarak gönderilmesi kadar tabii ne olabilirdi? (Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, 7/3582-3583).

Nitekim ayette "Yeryüzünde yerleşen ve dolaşan varlıklar melek olsaydı, o zaman meleklere peygamber gönderilirdi." buyuruluyor. Demek ki burada temel unsur, peygamber gönderilecek olan varlıkların yapısı ve hayatıdır. Ayette yer alan  "yemşûne" "dolaşan" kelimesi, "hayatı, davranışı" ifade etmektedir.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 04-03-2011
2,814 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?

  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?

  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?

  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?

  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."

  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?

  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?

  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?

  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?

Block title
Block content