Bir ayette kıyamet günü, "dillerin, ellerin ve ayakların şahitlik edeceği" (Nur 24/24) diğer bir ayette “ağızların mühürleneceği, ellerin ve ayakların şahitlik edeceği” (Yasin 36/65) bildiriliyor. Bu iki ayet beraber nasıl anlaşılır?

İlgili ayetlerin mealleri aşağıdadır:

“Gün gelecek, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları bütün kötülükleri tek tek bildirerek, aleyhlerinde şahitlik edecektir.” (Nur, 24/24)

“O gün mühür vuracağız ağızlarına, elleri bize söyler, ayakları şahitlik eder, kendi yaptıklarına.” (Yasin, 36/65)

Alimlerin bildirdiğine göre, bu farklı hükümler farklı kesimler için uygulanacaktır. Yasin suresindeki ayet Mekke’de  müşrikler hakkında inmiştir. Nur suresindeki ayet ise, Medine’de münafıklar hakkında inmiştir. Bu sebeple, ikisi arasında bir çelişki söz konusu değildir.(bk. İbn Aşur, Yasin 65. ayetin tefsiri).

Ayrıca Nur suresinde geçen “dillerinin aleyhlerindeki şehadet”ten maksat, dillerin normal konuşarak değil, onların iradesi dışında bir et parçası olarak dilin de el-ayak gibi şahitlik yapmasıdır. Bu yorum biçimi de çelişkiyi ortadan kaldırmaktadır. Çünkü buna göre, Nur suresindeki ayette de -zımnen- ağızlarına mühür vurulur, konuşamazlar, ancak el-ayak gibi diller de bir et parçası olarak sahiplerinin iradeleri dışında konuşturulurlar, demektir.  (bk. Maverdî, Alusî, Yasin 65. ayetin tefsiri).

Demek ki, "ağızların kapatılması" ile onların kendiliğinden konuşma haklarının ellerinden alınacağı kasdediliyor. Yani, bundan sonra dilleri onların iradeleriyle konuşamayacaktır.

"Dillerin şahitlik etmesi" ise, dillerin kendiliğinden; "Bu zalim beni şöyle kullandı, şu küfürleri ettirdi, şu fitnelere aracı etti, şurada ve şu şekilde beni, senin kullarına karşı konuşturdu..." şeklinde konuşmasıdır.

İlâhî adaletin kusursuz tecelli ettiğini mahşerdekilere bildirmek; suçlu günahkârların yersiz itirazlarına kapı açmamak, onları kendi aleyhlerine konuşturup meleklerin yazıp tespit ettiklerinin doğruluğunu belgelendirmek de ilâhî adaletin gereğidir.

“Ol emri” neye yönelirse derhal istenilen, irâde edilen gerçekleşir. Suçlu günahkârların organlarını konuşturmak da bu emre bağlıdır.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 20-05-2011
3,220 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?

  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?

  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?

  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?

  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."

  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?

  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?

  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?

  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?

Block title
Block content