VERİLEN SÖZE BAĞLILIK

Akit, sözleşme demektir. Kelime burada, hem Kur'ân'ın getirdiği îmân esâslarını, ALLÂH'ın emir ve yasaklarını, uygulanması gereken kuralları, hem de genel anlamıyla kişilerin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeleri, verdikleri sözleri kapsamaktadır. (Diyânet)
2/ EL-BAKARA -40- Ey İsrâiloğulları, size verdiğim ni'metimi hatırlayın, Bana verdiğiniz sözü tutun ki, Ben de size verdiğim sözü tutayım ve sâdece Ben'den korkun!
80- Bir de dediler ki: "Bize sayılı birkaç günden başka aslâ ateş azâbı dokunmaz". De ki; "Siz ALLÂH'dan bir ahid mi aldınız? Böyle ise ALLÂH sözünden dönmez. Yoksa siz ALLÂH'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"
3/ ÂL-İ İMRÂN -76- Hayır, kim sözünü yerine getirir ve kötülüklerden korunursa, şüphesiz ALLÂH da korunanları sever.
5/ EL-MÂİDE -1- Ey îmân edenler! Akitlerinizi yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla, okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar, size helâl kılındı. Şüphesiz ALLÂH istediği hükmü verir.
6/ EL-EN'ÂM -152- ALLÂH'a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları ALLÂH size öğüt alasınız diye emretti.
13/ EL-RA'D -20- Onlar ki, ALLÂH'ın ahdini yerine getirirler ve antlaşmayı bozmazlar.
16/ EN-NAHL -91- Bir de anlaşma yaptığınızda ALLÂH'ın ahdini yerine getirin ve pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. ALLÂH'ı üzerinize şâhid tuttuğunuz hâlde, nasıl olur da bozarsınız! Şüphesiz ki ALLÂH yaptıklarınızı bilir.
92- Bir ümmet, diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vâsıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. ALLÂH sizi bununla imtihân eder ve şüphesiz hakkında ihtilâf ettiğiniz şeyleri kıyâmet günü size mutlaka açıklayacaktır.
17/ EL-İSRÂ -34- Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor.
23/ EL-MÜ'MİNÛN -1- Gerçekten mü'minler kurtuluşa ermiştir,
2- Onlar ki, namazlarında huşû' içindedirler,
3- Onlar ki, beyhûde işe bo lafa bakmazlar,
4- Onlar ki, zekât (vazîfelerini) yerine getirirler,
5- Ve onlar ki, iffetlerini korurlar,
6- Ancak eşleri ve ellerinin sâhib olduğu (câriyeleri) hâric. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir.
7- Şu hâlde, kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar, haddi aşân kimselerdir.
8- Yine onlar ki, emânetlerine ve ahidlerine riâyet ederler,
9- Ve onlar ki, namazlarını muhâfaza ederler,
10- İşte asıl onlar vârislerdir.
11- Ki, Firdevs'e vâris olan bu kimseler orada ebedî kalırlar.
33/ EL-AHZÂB -13- O vakit bunlardan bir grup: "Ey Medîne halkı! Sizin için duracak yer yok, hemen dönün." diyorlardı. Yine onlardan bir kısmı da Peygamberden izin istiyor, evlerimiz gerçekten (düşmâna) açıktır." diyorlardı, Hâlbûki açık değildi, sâdece kaçmak istiyorlardı.
14- Eğer onların her tarafından üzerlerine girilse de sonra fitne çıkarmaları istenilse derhâl onu yapacaklardı. Ama onunla da pek az duracaklardı.
15- Hâlbûki bundan önce ALLÂH'a ahid vermişlerdi. Arkalarını dönmeyeceklerdi. ALLÂH'a verilen ahid ise mes'uliyetlidir, mutlaka sorulur.
70/ EL-MEÂRİC -32- Onlar, emânetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.

Yazar:
Kuranikerim.org
Kategorisi:
V
Gönderi tarihi: 20-11-2008
1,601 kez okundu
Block title
Block content