HAYVANLAR

 


HAYVANLAR


2/ el-Bakara -164- Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, ALLÂH'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgârları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette ALLÂH'ın birliğine deliller vardır.


6/ el-En’âm -38- Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar.


142- Hayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır. ALLÂH'ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın (peşinden gitmeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.


146- Yahûdîlere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahud bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.


10/ Yûnus -24- O dünyâ hayatın meseli sırf şunun gibidir: bir su, biz onu Semâdan indirmişiz derken onunla yeryüzünün otu: insan ve davar yiyeceğinden birbirine girmiştir, nihayet arz, bütün zinetini takınıb süslendiği, ehli de onun üzerine kendilerini kadir zannettikleri bir sırada geceleyin veya gündüzün ona emrimiz gelivermiş bir lâhzada ona öyle bir tırpan atıvermiştir ki sanki dün hiç bir şenlik yokmuş, işte düşünecek bir kavm için âyetleri böyle tavsıl ediyoruz.


-En’âm; develeri ve diğer hayvanları kapsayan genel bir sözcüktür. (Râgıb el-İsfehâni)


16/ en-Nahl -5- En'amı da yarattı, sizin için onlarda bir ısınıklık ve bir takım menfaatler vardır, hem onlardan yersiniz.


66- Gerçekten sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardır. Size işkembelerindeki yem artıklarıyla kandan meydana gelen, içenlere içimi kolay hâlis bir süt içirmekteyiz.


22/ el-Hac -36- Kurbanlık deve ve sığırları ALLÂH'ın size olan nişânelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Ön ayaklarının biri bağlı halde keserken üzerlerine ALLÂH'ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit de onlardan yiyin, kanâat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin buyruğunuza verdik ki, şükredesiniz.


37- Elbette onların etleri ve kanları ALLÂH'a ulaşmayacaktır. Ancak O'na sizin takvânız erecektir. Onları bu şekilde sizin buyruğunuza verdi ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, ALLÂH'ı tekbîr ile yüceltesiniz. (Ey Muhammed!) Vazîfelerini güzelce yapan iyilik sevenleri müjdele.


23/ el-Mü’minûn -21- Hayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz.


22- Hem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz.


31/ Lokmân -10- O, gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalar diye ağır baskılar (sabit ve büyük dağlar) bıraktı ve orada her bir hayvandan üretti. Hem Biz gökten bir su indirdik de orada her güzel çiftten (veya her hoş çeşitten) bitkiler yetiştirdik.


35/ Fâtır -28- Yine insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da türlü renklileri vardır. Kulları içinde ALLÂH’dan ancak âlimler korkar. Şüphe yok ki ALLÂH çok güçlüdür. Hüküm ve hikmet sahibidir.


36/ Yâsîn -71- Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.


72- Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.


73- Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?


39/ ez-Zümer -6- O, sizi bir nefisten yarattı. Hem sonra onun eşini de ondan var etti. Sizin için yumuşak başlı hayvanlardan sekiz çift indirdi. Sizi analarınızın karınlarında üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa yaratıp duruyor. İşte Rabbiniz ALLÂH O'dur. Mülk O'nundur, O'ndan başka ilâh yoktur. O halde nasıl hakk’tan çevrilirsiniz?


40/ el-Mü’min -79- Kimine binesiniz, kimini de yiyesiniz diye sizin için o yumuşak başlı hayvanları yaratan ALLÂH’dır.


80- Sizin için onlarda daha nice menfaatler vardır. Onların üzerinde gönüllerinizdeki bir arzuya erersiniz. Hem onlar üzerinde, hem de gemiler üzerinde taşınırsınız.


42/ eş-Şûrâ -11- O gökleri ve yeri yoktan yaratandır. O sizin için kendi nefsinizden eşler ve hayvanlardan da çiftler yaratmıştır. O, sizi bu düzen içerisinde üretip çoğaltıyor. O'nun benzeri olan hiçbir şey yoktur. O, her şeyi işitir ve görür.


29- Gökleri yeri ve her ikisinde yaydığı canlıları yaratması da ALLÂH'ın kudretinin delillerindendir. O'nun dilediği zaman onları bir araya toplamaya da gücü yeter.


43/ ez-Zuhruf -12- ALLÂH bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir.


45/ el-Câsiye -4- Sizin yaratılışınızda ve çeşitli canlıları yeryüzüne yaymasında kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.


81/ et-Tekvîr -5- Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında.


-Vuhûş; vahşi hayvanlar.


*AĞAÇ KURDU


34/ Sebe’ -14- Ne zaman ki Süleymân'a ölümü hükmettik, cinlere onun ölümünü sezdiren olmadı. Yalnız bir ağaç kurdu yere dayandığı asâsını yiyordu. Bu sebeple Süleymân yere yıkılınca ortaya çıktı ki, cinler eğer gaybı bilir olsalar o zilletli azab içinde bekleyip durmazlardı.


-Elmalılı Hamdi Yazır Hocaefendinin Tefsirinde bu hayvana “güve böceği” denmiştir.


*ANKEBÛT (ÖRÜMCEK)


29/ el-Ankebût -41- ALLÂH’dan başka dost edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir. Halbuki, evlerin en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi.


*ARILAR


16/ en-Nahl -68- Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.


69- Sonra meyvelerin hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir, diye ilhâm etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ’ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir kavim için, büyük bir ibret vardır.


*ARSLAN (*)


*Kasvere; arslan demek olduğu gibi, av için ok atan cemaat ve pek kuvvetli erkeklerden bir tâife mânâsını da ifade eder. (Ö.N.Bilmen)


74/ el-Müddesir -50-51- Sanki onlar arslandan kaçan yaban eşekleridir.


*ATLAR


-Hayl; at sürüsü, atlı sürüsü.


8/ el-Enfâl -60- Siz de gücünüzün yettiği kadar onlara karşı her çeşitten kuvvet biriktirin ve cihad için atlar hazırlayın ki, onlarla hem ALLÂH'ın düşmanlarını, hem de kendi düşmanlarınızı, ayrıca ALLÂH'ın bilip de sizin bilmediğiniz daha başkalarını korkutasınız. ALLÂH yolunda her ne harcarsanız onun sevabı size eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.


16/ en-Nahl -8- Hem kendilerine binesiniz, hem de zînet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak.


38/ Sâd -30- Bir de Dâvûd'a Süleymân'ı bahşettik. Süleymân ne güzel kuldu. Çünkü o dâima ALLÂH'a yönelirdi.


31- Hani kendisine bir zaman akşamüstü üçayağı üzerinde duran ve sür’atli koşan  iyi cins ve rahvan atlar gösterilmişti.


-Ciyad; eşkini ve deprenişi soylu atlar.


32- "Ben, at sevgisini, Rabbimi anmaktan ötürü (cihada yarayışlı hayvanlar olmasından)tercîh ettim" dedi. Nihayet atlar perdenin arkasına gizlendi.


33- "Geri getirin onları bana!" dedi ve artık onların bacaklarını, boyunlarını sıvazlamaya başladı.


59/ el-Haşr -6- ALLÂH'ın, onlardan Peygamberine verdiği ganîmetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat ALLÂH Peygamberini, dilediği kimselere karşı üstün getirir. ALLÂH her şeye kadîr’dir.


100/ el-Âdiyât -1- O harıl harıl (savaşa) koşanlara,


2- (Tırnaklarıyla yerden) ateş çıkaranlara,


3- Sabahleyin akın edenlere,


4- Tozu dumana karıştıranlara,


5- Derken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki,


6- Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür.


-Hayır ve saadet (gazaya hazırlanan) atın perçemlerindedir. (Buhari-8-355)


*BAKARA (SIĞIR)


2/ el-Bakara -67- Hani bir zamanlar Mûsâ kavmine demişti ki ALLÂH, size bir bakara (sığır) boğazlamanızı emrediyor. Onlar da "Sen bizimle eğleniyor, alay mı ediyorsun?" dediler. Mûsâ da: "Böyle câhillerden biri olmaktan ALLÂH'a sığınırım" dedi.


68- Onlar, "Bizim için Rabbine duâ’ et, her ne ise onu bize açıklasın" dediler. Mûsâ, "Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaşlı, ne de pek taze, ikisi arası dinç bir sığırdır, haydi emrolunduğunuz işi yapınız" dedi.


69- Onlar, "Bizim için Rabbine duâ’ et, rengi ne ise onu bize açıklasın" dediler. Mûsâ, "Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır" dedi.


70- Onlar, "Bizim için Rabbine duâ’ et, o nedir bize iyice açıklasın, çünkü o bize biraz karışık geldi, bununla beraber ALLÂH dilerse onu elbette buluruz" dediler.


71- Mûsâ, "Rabbim buyuruyor ki o, ne çifte koşulup tarla süren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır". Onlar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun" dediler. Nihayet onu bulup boğazladılar. Az kaldı yapmayacaklardı.


6/ el-En’âm -146- Yahûdîlere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahud bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.


12/ Yûsuf -43- Bir gün melik (hükümdâr) dedi ki: "Ben rüyâmda yedi cılız ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Siz rüyâ tâbir edebiliyorsanız benim bu rüyâmın tâbirini bana bildirin."


46- "Ey Yûsuf, ey doğru sözlü! Bize şunu hallet: Yedi semiz ineği, yedi cılız inek yiyor. Ve yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak. Umarım ki, o insanlara doğru cevap ile dönerim, onlar da (senin kadrini) bilirler."


*BALIK


7/ el-A’râf -163- Bir de onlara, o deniz kıyısındaki şehrin başına gelenleri sor. O sırada onlar cumartesi yasağına riayet etmiyorlardı. Cumartesi günü balıklar akın akın geliyorlardı, yasak olmadığı gün gelmiyorlardı. Yoldan çıkıp sapıklık yaptıkları için Biz de onları işte böyle sınıyorduk.


16/ en-Nahl -14- Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyâsını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren ALLÂH’dır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için ALLÂH böyle yapmıştır.


18/ el-Kehf -61- Bunun üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. Bu arada balık, denizde yolunu bulup kaybolmuştu.


62- İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Mûsâ genç arkadaşına: "Kuşluk yemeğimizi getir. Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk" dedi.


37/ es-Sâffât -142- Derken (denize –Yûnus-aleyhisselâm- atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu.


68/ el-Kalem -48- Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nidâ etmişti.


*BILDIRCIN


2/ el-Bakara -57- Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) Bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.


7/ el-A’râf -160- Biz onları on iki kabîle halinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde Biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın eti indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar Bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.


20/ Tâ hâ -80- (ALLÂH, şöyle dedi:) “Ey İsrâiloğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr’un sağ yanını vaad ettik ve size kudret helvası ile bıldırcın eti indirdik.”


*BİĞALU (*)


*Eşekle atın birleşmesinden doğmuş olan hayvan(katır). (Râgıb el-İsfehâni)


16/ en-Nahl -8- Hem binmeniz, hem de zînet olsun diye atlar, katırlar, merkepler yarattı. Hem sizin bilemeyeceğiniz daha neler neler yaratacak!


*BİNEK HAYVANLARI


16/ en-Nahl -7- Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır. Rabbiniz, şüphesiz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.


8- Hem kendilerine binesiniz, hem de zînet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak.


*BUZAĞI


-İclün; İneğin erkek buzağısı. (Râgıb el-İsfehâni)


2/ el-Bakara -54- Hani bir zamanlar Mûsâ kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bâri gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvâb ve Rahîm'dir.


92- Celâlim hakk’kı için Mûsâ size belgelerle gelmişti de onun arkasından tuttunuz o buzağıya taptınız. Siz işte o zalimlersiniz.


7/ el-A’râf -148- Mûsâ'nın arkasından kavmi, tutmuş süs takılarından böğüren bir buzağı heykeli edinmişlerdi. O buzağının kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol gösteremediğini görmemişler miydi? Fakat yine de onu ilâh edindiler ve zalimlerden oldular.


*CEYLAN


52/ et-Tûr -20- Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Ayrıca Biz onları ceylan gözlü hûrilerle evlendirdik.


*ÇEKİRGE & KURBAĞA & HAŞERELER


-Cereda; çekirge (mec) yağmacı kalabalığı.


7/ el-A’râf -133- Biz de kudretimizin ayrı ayrı alâmetleri olmak üzere başlarına tûfân, çekirge, haşereler, kurbağalar ve kan gönderdik, yine inat edip direndiler ve çok mücrim (suçlu) bir kavim oldular.


54/ el-Kamer -7- Gözleri düşkün düşkün (zelîl ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.


*DEVE


7/ el-A’râf  -40- Elbette âyetlerimizi tekzib eden ve onlara imanı kibirlerine yediremiyen kimselere Semanın kapıları açılmaz ve cemel iğnenin deliğinden geçinceye kadar onlar Cennete girmezler, işte mücrimleri biz böyle cezâlandırırız.


-Cemel (a.i.c:cimâl); erkek deve.


77- Derken o nâkayı tepelediler ve Rablarının emrinden tuğyan ettiler ve dediler ki: Hey Sâlih, sen gerçek mürselînden isen bizi tehdid etmekte olduğun azâbı getir görelim.


-Nâka (a.i); dişi deve.


88/ el-Ğâşiye -17- Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?


-İbil / İbl (a.ic:âbâl); dişi deve, deve sürüsü.


-Deve, teknolojinin bu günlere gelmesinden önce insanlığa çok büyük hizmetlerde bulunmuş bir hayvandır. Özellikle ağır çöl şartlarında günlerce su içmeden yaşayarak, çöl kumundan etkilenmeden, yük taşıyarak uzun yolculuklarda insanlara hizmet etmiştir. Hattâ devenin bir geçtiği yolu bir daha unutmadığı ve kaybolan sahibini doğru yola çıkardığı da bilinir. Zooloji ilmi ile iştigâl eden ilim adamlarının bu hayvanları incelemeleri yeni ufuklar açabilir.


*EJDERHA


7/ el-A’râf -107-108- Bunun üzerine Mûsâ, asâsını yere bırakıverdi, bir de ne görsün o koskoca bir ejderha kesilmiş! Elini sıyırıp çıkardı, bir de ne görsün: Bakan kimseler için parlak mı parlak, ışık saçan bir el haline gelmiş!


*FERÂŞ (*)


*"Pervaneler gibi" "Ferâş", "feraşe"nin çoğuludur. Geceleri ışık ve ateş etrafında çırpınıp uçarak kendisini ateş içine atan ve Farsça'da olduğu gibi dilimizde de pervane diye bilinen küçük kelebeklere denir. Ateşe çarptıktan sonra kanatlarını yayıp döşendiği için feraşe diye isimlendirilmiştir. (Elmalılı Tefsiri)


101/ el-Kâri’a -4- O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan küçük kelebekler gibi olacaktır.


*FİL


105/ el-Fil -1- Rabbinin Ashâb-ı fil’e ettiklerini görmedin mi?


*HINZIR


2/ el-Bakara -173- ALLÂH, size ancak leş, kan, hınzır eti ve ALLÂH’dan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismâr etmeksizin ve zarûret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, ALLÂH çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.


5/ el-Mâide -3- Ölmüş hayvan, kan, hınzır eti, ALLÂH’dan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (ALLÂH’a itaatten kopmak)tır…


6/ el-En’âm -145- De ki: “Bana vahyolunan Kur’ân’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, hınzır eti -ki o şüphesiz necistir- ya da ALLÂH’dan başkası adına kesilmiş bir (murdâr) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum.


16/ en-Nahl -115- ALLÂH size sadece leşi, kanı, hınzır etini ve ALLÂH’dan başkası adına kesilen hayvanın etini haram kıldı. Ama kim çâresiz kalırsa zarûret miktarını aşmayarak ve başkasının hakkına da tecâvüz etmeyerek, haram kılınan şeyden yerse bunda günah yoktur. Şüphesiz ALLÂH çok affedicidir, merhamet ve ihsânı boldur.


*HİMÂR (*)


*Himâr (a.ic:hamîr); erkek eşek.


2/ el-Bakara -259- Yahud o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra ALLÂH, nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine ALLÂH onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu. O da: "Bir gün, yahud bir günden eksik kaldım" dedi. ALLÂH buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işâreti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, ALLÂH her şeye kadîr’dir" dedi.


31/ Lokmân -19- Yürürken ölçülü, mûtedil yürü! Konuşurken sesini ayarla, bağırarak konuşma! Unutma ki seslerin en çirkini, avazı çıktığınca bağıran eşeklerin sesidir.


62/ el-Cum’a -5- Tevrât’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. ALLÂH’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! ALLÂH, zalimler topluluğunu hidâyete erdirmez.


74/ el-Müddesir -50-51- Sanki onlar arslandan kaçan yaban eşekleridir.


*HÜDHÜD & KUŞLARIN İSTİHBÂRÂTTA KULLANILMASI


27/ en-Neml -20- (Hazreti Süleymân)Bir de kuşları teftiş etti de: “Hüdhüdü neden göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?” dedi.

21- “Kuvvetli ve geçerli bir ma’zeret ortaya koymadığı takdirde, onu şiddetli bir şekilde cezalandıracağım yahud boynunu keseceğim.”

22- Derken, çok geçmeden Hüdhüd geldi: “Ben,” dedi, “senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe’den önemli ve kesin bir haber getirdim.”

23- Sebe’ halkını bir kadın hükümdârın yönettiğini gördüm. Kendisine her türlü imkân verilmiş. Onun güçlü bir yönetimi olduğu gibi pek büyük bir tahtı da var.


24- Ne var ki onun da halkının da ALLÂH’ı bırakıp güneşe ibâdet ettiklerini gördüm. Anlaşılan, şeytan yaptıkları bu kötü işleri kendilerine güzel göstermiş ve onları yoldan çıkarmış, bu yüzden de hakk yolu bulamıyorlar.

25- Halbuki göklerde ve yerde gizli olan her şeyi açığa çıkaran, sizin gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da bilen ALLÂH’a secde ve ibâdet etmeleri gerekmez mi?

26- Halbuki o en geniş hükümrânlığın ve o en büyük arşın Rabbi olan ALLÂH’dan başka ilâh yoktur.

27-28- “Bakalım,” dedi Süleymân, “doğru mu söyledin, yoksa yalancının teki misin, bunu anlayacağız. Sen şimdi şu mektubumu götür, bırak onların yanına, sonra onlardan biraz uzaklaş ve ne yapacaklarını gözle!”


-Günümüzde eğitimli şahin, atmaca gibi kuşların vücutlarına ‘kamera’ bağlayarak istenilen bölge hakkında detaylı ma’lûmat almak mümkün. Bu sistem bazı ülkeler tarafından kullanılmaktadır.


*KARGA


-Gureb; karga.


5/ el-Mâide -31- Derken ALLÂH bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. "Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan oldu.


*KARINCA (NEML)


27/ en-Neml -18- Nihayet karınca vadisine geldikleri zaman, bir karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleymân ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!" dedi.


*KEÇİ


6/ el-En’âm -143- Sekiz çift: Koyundan iki, keçiden iki. De ki: "(ALLÂH), iki erkeği mi haram kıldı yoksa iki dişiyi mi, ya da iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Eğer doğru iseniz bana ilimle haber verin."


-Kırk hasene vardır ki bunların en âlâsı ve sütlü keçi meniha ve hediyesidir. Hayırperverlerden bir kişi bu kırk haseneden birisini işlemez illa o kimseyi Allâh bu hasene sebebile cennete idhal eder. (Buhari-8-72)


Bu mübarek hadisi-i şerif te görüleceği üzere İslam iktisadi sistemi üretime önem verir. Yani balık vermez balık tutmayı öğretir. Bunu teşvik eder. Ayrıca keçi sütünün sayılamayacak faydalarının ilerleyen ilim ve fen ile keşfedilmesi de bir mucize-i Nebevi’dir. Peygamberler sağlıktan iktisada kadar her hususta çözüm merciidirler.


*KÖPEK


-Kelb; köpek.


7/ el-A’râf -175-176- Onlara, kendisine âyetlerimiz hakkında ilim nasîb ettiğimiz kimsenin de kıssasını anlat: Evet, o adam bu ilme rağmen o âyetlerin çerçevesinden sıyrıldı, şeytan da onu peşine taktı, derken azgınlardan biri olup çıktı. Eğer dileseydik, onu o âyetler sayesinde yüksek bir mevki’ye çıkarırdık, lâkin o yere saplandı ve hevâsının esiri oldu. Onun hâli tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da yine dilini salar solur! İşte bu, tıpkı âyetlerimizi yalan sayan kimselerin misâlidir. Sen olayı onlara anlat, olur ki düşünüp kendilerine çekidüzen verirler.


18/ el-Kehf -18- Bir de onları mağarada görseydin uyanık sanırdın. Halbuki onlar uykudadırlar. Biz onları sağa sola çevirirdik. Köpekleri de girişte ön ayaklarını ileri doğru uzatmıştı. Eğer onları görseydin, arkana bakmadan kaçardın ve için korku ile dolardı.


22- Ashâb-ı Kehf'in sayılarında ihtilâf edenlerden bazıları: “Onlar, üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Diğer bazıları da "Onlar, beş kişidir, altıncıları köpekleridir " diyecekler. Her ikisi de bilinmeyen hakkında tahmîn yürütmektir. (kimileri de:) "Onlar, yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir." Onları ancak pek azı bilir, Bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dışında bir münâkaşaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye de bir şey sorma.


*KOYUN


21/ el-Enbiyâ -78- Dâvûd ve Süleymân'ı da (hatırla). Hani onlar bir ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Bir gurup insanın koyun sürüsü geceleyin başıboş vaziyyette bu ekinin içine dağılıp ziyân vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.


-Allâh hiçbir Nebî göndermemiştir illa o Nebî koyun gütmüştür. (Buhari-7-39)


*KUŞLAR


24/ en-Nûr -41- Görmez misin ki, göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kanat çırpıp uçan kuşların ALLÂH'ı tesbîh ettiklerini? Her biri kendi tesbîhini ve duâsını bilmiştir. ALLÂH, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir.


67/ el-Mülk -19- Üstlerinde kanatlarını açıp yumarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahmân'dan başkası tutmuyor. Doğrusu O, her şeyi görmektedir.


-Saffat; havada uçarken kanatların açıvermiş olan kuşlar, demektir. (Ö.N.Bilmen)


*KURT


-Zib; kurt.


12/ Yûsuf -13- Babaları dedi ki: "Onu götürmeniz beni üzer, korkarım ki onu kurt yer de sizin haberiniz bile olmaz."


14- Dediler ki: "Vallâhi biz böyle güçlü kuvvetli bir topluluk iken, buna rağmen onu kurt yerse, o zaman biz kesinlikle hüsrâna uğrayanlardan olmuş oluruz."


16- Ve yatsı vakti, ağlayarak babalarına geldiler.


17- Dediler ki: "Ey babamız! Biz gittik, aramızda yarış yapıyorduk. Yûsuf'u da eşyâmızın yanına bırakmıştık. Bir de baktık ki, onu kurt yemiş. Şu anda biz doğru da söylesek, yine de sen bize inanacak değilsin."


*MAYMUN


5/ el-Mâide -60- De ki: “ALLÂH katında bir ceza olarak bundan daha beterini bildireyim mi? o kimseler ki ALLÂH onlara lânet etmiş, gazabına uğratmış, içlerinden bir kısmını maymun, hınzır ve tâgut’a tapan kimseler yapmıştır. Yerleri en fenâ olanlar, doğru yoldan büsbütün sapanlar, işte onlardır.”


*SİNEK


-Zübebün; sinek.


22/ el-Hac -73- Ey insanlar! Bir misâl verilmektedir, şimdi ona iyi kulak verin: Sizin ALLÂH'ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır. Sinek onlardan bir şey kapsa onu kurtaramazlar. İsteyen de, istenen de âcizdir.


*SİVRİSİNEK (*)


*Buûza; sivrisinek.


2/ el-Bakara -26- Muhakkak ki ALLÂH bir sivrisineği, hattâ daha üstününü misâl getirmekten çekinmez. Îmân edenler bilirler ki, o şüphesiz hakk’tır, Rablerindendir. Ama küfre saplananlar: "ALLÂH böyle bir misâl ile ne demek istedi?" derler. ALLÂH onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fâsıkları şaşırtır.


*YILAN


20/ Tâ hâ -20- Hemen bıraktı. Bir de ne görsün: Hızla kıvrılıp sürünen, kocaman bir yılan oldu!


28/ el-Kasas -31- “Haydi asânı yere bırak.” Mûsâ onun çevikçe hareket eden bir yılana dönüştüğünü görünce derhâl kaçtı, bir kere olsun dönüp arkasına bile bakmadı. “Gel Mûsâ! Endişe etme, çünkü sen güven içinde olanlardansın.”


HAYVANLARDA BULUNAN FAYDALAR


16/ en-Nahl -7- Bunlar yüklerinizi taşırlar; öyle uzak diyârlara kadar götürürler ki, onlar olmaksızın, son derece zahmet ve meşakkat çekmeden varamazdınız oralara. Gerçekten, bunları size âmâde kılan Rabbiniz pek şefkatlidir, rahmet ve ihsânı boldur.


HAYVANLARI KESERKEN ALLÂH’IN ADINI ANMAK


22/ el-Hac -34- Biz her ümmete kurban ibâdeti koyduk ki ALLÂH’ın kendilerine erzak olarak verdiği hayvanları keserken ALLÂH’ın adını ansınlar. Şunu unutmayın ki hepinizin ilâhı bir tek ilâhtır. Öyleyse yalnız O’na teslim olun. Sen ey Resûlüm: O alçak gönüllü, samimi ve ihlâslı olanları müjdele!


HAYVANLARIN İNSAN PSİKOLOJİSİNE FAYDALARI


16/ en-Nahl -6- O hayvanları, akşam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin için bir güzellik ve zevk vardır.

Yazar:
Kuranikerim.org
Kategorisi:
H
Gönderi tarihi: 18-11-2008
2,967 kez okundu
Block title
Block content