HAKK & BÂTIL & HAKİKAT

HAKK (1) & BÂTIL (2) & HAKİKAT (3)

(1) Hakk (a.i.c:Hukuk); 1- (Bâtılın zıddı) Doğru. Gerçek. Vâcib ve lâzım olan. Her sabit ve doğru olan şey. Adâlet. Herkesin meşrû olan salahiyeti, iktidârı, bir şey üzerindeki mâlikiyyeti. 2- Dava ve iddiâ’. 3- Hakikate uygunluk. 4- Geçmiş, harcanmış emek. Pay, hisse. 5- Münasib. 6- Din. İslâmiyet. 7- Kur’ân. 8- Vuku’u vâcib, geleceği şüphesiz olan. 9-Kıyamet. 10- Mahz-ı hakikat. 11- Yapacağını yalansız yapan kimse. 12- Musîbet.

(2) Bâtıl (a.s.butlan’dan); Hakikatsiz, hurâfe. Hakk ve doğru olmayan, yalan. Şartlarını yapmamakla kabul olmayan ibâdet ve muâmele. Mesela: Bir özür bulunmaksızın tahâretsiz kılınan namaz gibi.

-“Üzerinde hiçbir hükm-ü hikmet ve faide ve maslahat terettüb etmeyen demektir ki, ma’dum, bila faide, zahib ve zail biyhude ve abes olabilir. Sirkat, hıyanet, kumar, riba, mübadelât-ı faside ve sefahat, isrâf ve bütün esbab-ı makasıd-ı gayrimeşruanın hepsi.” (Elmalılı Tefsiri)

-Araştırıldığında ya da incelendiğinde hiçbir sübutunun olmadığı ortaya çıkan şey. (Râgıb el-İsfehâni)

-Fâsid (a.s.fesat’dan.c:fesede); kötü. fenâ. yanlış. bozuk. münâfık. fesat çıkaran.

-Hurâfe (a.i.c:hurâfât); inanılmaz. uydurma, yalan hikâye. rivayet. bâtıl inanış. Masal. Efsâne. (Arab kabîlelerinden Uzle Arab kabîlesine mensup bir şahsın ismi olup, anlattığı inanılmayacak şeylere de “hadis-i hurâfe”denir).

-“Hakk” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de 221 defa zikrolunmuştur. (Diyânet)

2/ el-Bakara -147- Hakk (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!

3/ Âl-i İmrân -60- Hakk Rabbindendir. O halde sakın şüphe edenlerden olma.

7/ el-A’râf -118- Artık hakikat ortaya çıkmış ve onların bütün yaptıkları boşa gitmişti.

9/ et-Tevbe -29- Kendilerine kitap verilenlerden ALLÂH’a ve âhiret gününe îmân etmeyen, ALLÂH’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hakk din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.

10/ Yûnus -32- İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan ALLÂH’dır. Hakk’tan sonra sadece sapıklık vardır. O halde nasıl oluyor da (Hakk’tan) döndürülüyorsunuz?

94- Eğer sana inzal ettiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce kitab’ı (Tevrât’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hakk gelmiştir. O halde sakın şüphe edenlerden olma!

18/ el-Kehf -56- Halbuki Biz Peygamberleri ancak müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kâfir olanlar ise hakk’kı, bâtılla ortadan kaldırmak için mücâdele ediyorlar. Onlar, âyetlerimizi ve korkutuldukları azabı da alaya almışlardır.

21/ el-Enbiyâ -18- Hayır, Biz hakk’kı bâtılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. ALLÂH’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!

22/ el-Hac -6- Bu böyle. Çünkü ALLÂH hakk’kın tâ kendisidir. Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadîr’dir.

62- (Bu sonsuz güç şundandır) Çünkü ALLÂH, varlığı kendinden olan Hakk'tır. Müşriklerin O'nu bırakıp da tapındıkları putlar ise hep bâtıldır. Şüphesiz ALLÂH, yücedir, büyüktür.

31/ Lokmân -30- Bu da şundandır ki, ALLÂH hakk’kın tâ kendisidir. (İnsanların) O'ndan başka taptıkları ise mutlaka bâtıldır. Şüphesiz ki ALLÂH, çok yücedir, çok büyüktür.

34/ Sebe’ -49- De ki: “Hakk geldi. Artık bâtıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez (önü de kalmaz sonu da).”

40/ el-Mü’min -5- Onlardan önce Nûh kavmi, arkalarından da çeşitli topluluklar yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi Peygamberlerini yakalamak kastında bulundu. Hakk’kı bâtılla gidermek için boşuna mücâdele ettiler. Ben de onları tuttum, alıverdim. (Bak o zaman) azabım nasıl oldu?

42/ eş-Şûrâ -24- Yoksa onlar, senin hakkında: "ALLÂH'a karşı yalan uydurdu." mu diyorlar? Eğer ALLÂH dilerse senin de kalbini mühürler, bâtılı yok eder ve sözleriyle hakk’kı gerçekleştirir. Şüphesiz ki O kalblerde bulunan şeyleri hakkıyla bilir.

57/ el-Hadîd -16- Îmân edenlerin ALLÂH’ı zikretmekten ve inen hakk’tan dolayı kalblerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalbleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fâsık kimselerdir.

86/ et-Târık -13- Şüphesiz o Kur’ân, hakk ile bâtılı ayırd eden bir sözdür.

98/ el-Beyyine -5- Halbuki onlara, ancak dini ALLÂH’a has kılarak, hakk’ka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru din’dir.

103/ el-Asr -3- Ancak, îmân edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakk’kı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyânda değillerdir).

(Bkz: BÂTIL İNANÇLAR & TESLİS)

*HAKK’KI BÂTIL İLE KARIŞTIRMAMAK

2/ el-Bakara -42- Hakk’kı bâtıla karıştırıp da, bile bile hakk’kı gizlemeyin.

3/ Âl-i İmrân -71- Ey Kitap ehli! Niçin hakk’kı bâtılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

*HAKK GELDİ BÂTIL ZÂİL (*) OLDU              

*Zâil (a.s.zevl ve zevâl’den); sona eren. devamlı olmayan. geçen. geçmiş olan.

17/ el-İsrâ -81- (Ey Muhammed!) De ki: "Hakk geldi, bâtıl zâil(yok) oldu. Elbette bâtıl yok olmaya mahkûmdur."

HAKK’KI İDRÂK

6/ el-En’âm -104- Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakk’kı idrâk ederse kendi yararına, kim de (hakk’kın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim!

(3) HAKİKAT (*)

*Hakikat (a.i.); 1-bir şeyin aslı ve esâsı mâhiyyeti. 2-gerçek. doğru. gerçekten. doğrusu. 3-sadakat. doğruluk. bağlılık. kadirbilirlik. 4-(sıfat) mecaz karşılığı esas olarak kullanılan kelime.

28/ el-Kasas -75- (O gün) her ümmetten bir şâhid çıkarır, "Haydi, kesin delilinizi getirin!" deriz. O zaman bilirler ki, hakikat ALLÂH'a aittir ve uydura geldikleri şeyler (putlar) de kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır.

HAKİKATLE ALAY EDENLER

2/ el-Bakara -212- Dünya hayatı, inkâr edenler için bezendi. (Onlar), îmân edenlerle eğleniyorlar. Halbuki takvâ sahibi olan o mü’minler, kıyamet günü onların üstündedir. ALLÂH dilediğine hesapsız rızık verir.

6/ el-En’âm -10- Senden önce de Peygamberlerle alay edilmişti. Fakat onlardan alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıverdi.

9/ et-Tevbe -79- Mü’minlerden zekâttan fazla olarak kendi gönülleriyle bağışta bulunanlara, bir de güçlerinin yettiğinden fazlasını bulamayanlara bakıp da onlarla alay edenleri ALLÂH, maskaraya çevirmiştir. Onlara pek acıklı bir azab vardır.

11/ Hûd -38- Gemiyi yapıyordu, kavminden bazı ileri gelen gruplar, onun yanından gelip geçtikçe, onunla alay ediyorlardı. Nûh dedi ki: "Bizimle eğleniyorsunuz, biz de sizinle tıpkı bizimle eğlendiğiniz gibi alay edip eğleneceğiz."

21/ el-Enbiyâ -41- Yemin olsun ki, senden önce birçok Peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alay ettikleri şey (azab) kuşatıverdi.

Yazar:
Kuranikerim.org
Kategorisi:
H
Gönderi tarihi: 18-11-2008
2,405 kez okundu
Block title
Block content