ZİKİR (ALLÂH'I ANMAK)

ZİKİR (*)

*Sözlükte; ‘anmak, hatırlamak, yâd etmek’ anlamına gelen zikir, ıstılahta, Allâh’ı anmak ve hatırlamak, O’nu unutmamak ve gaflet halinde olmamak, Allâh’ın kelimesini ve tekbîr, tehlil, tesbîh, tahmid cümlelerini tekrarlamak demektir. Zikir, Allâh’ın yüceliğini dile getirmek ve mânevî yakınlığa ulaşmak amacıyla yapılır. Zikrin çoğulu ‘ezkâr ve zükûr’dur. Zikir aynı kökten gelen kelimelerle birlikte Kur’ân’da 300’e yakın yerde zikrolunmuştur. Zikir üç çeşittir:

1- Dil ile; Allâh’ı güzel isimleri ile anmak, O’na hamd etmek, tesbîhte bulunmak, duâ’ etmek ve Kur’ân okumaktır.

2- Beden ile zikir; bütün organların Allâh’ın emirlerine uyması ve yasaklarından kaçınması ile olur.

3- Kalb ile zikir; Allâh’ı gönülden çıkarmamaktır. (Diyânet)

2/ el-Bakara -198- Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ar-i Haram yanında (Müzdelife'de) ALLÂH'ı zikredin. O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınız.

200- Nihayet hac ibâdetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hattâ daha kuvvetli bir anışla ALLÂH'ı anın. İnsanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" der. Onun için âhirette hiçbir kısmet yoktur.

203- Bir de sayılı günlerde ALLÂH'ı zikredin (tekbîr alın). Bunlardan kim iki gün içinde (Mina'dan) dönmek için acele ederse ona günah yoktur. Kim geri kalırsa ona da günah yoktur. Ama bu, takvâ sahipleri içindir. ALLÂH’dan korkun ve bilin ki, siz ancak O'nun huzûruna varıp toplanacaksınız.

7/ el-A’râf -205- Sabah akşam demeden, kendi içinden, korkarak ve yalvararak, alçak sesle Rabbini an ve gâfillerden olma.

8/ el-Enfâl -45- Ey îmân edenler, bir düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman sebât edin ve ALLÂH'ı çokça zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.

13/ el-Ra’d -28- Onlar, îmân etmiş ve kalbleri ALLÂH zikriyle yatışmış olanlardır. Evet, iyi bilin ki, kalbler ALLÂH'ın zikri ile tatmîn olur.

18/ el-Kehf -23- Hiçbir şey için, ALLÂH'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım deme!"

24- Ancak ALLÂH dilerse (yapacağım de). Ve unuttuğun vakit ALLÂH'ı an ve "Umarım Rabbim beni, doğruya daha yakın olana eriştirir" de.

22/ el-Hac -35- Şol kimseler ki ALLÂH anıldığı vakit kalbleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan ALLÂH yolunda harcarlar.

24/ en-Nûr -36- (Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, ALLÂH (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin okunmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu tesbîh ederler.

37- Onlar, ne ticâret ne de alış verişin kendilerini ALLÂH’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten  alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalblerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.

33/ el-Ahzâb -41- Ey îmân edenler! ALLÂH'ı çokça zikredin.

62/ el-Cum’a -9- Ey inananlar! Cum’a günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, ALLÂH'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

10- Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve ALLÂH'ın lütfundan (nasîbinizi) arayın. ALLÂH'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.

73/ el-Müzemmil -8- Rabbinin adını zikret ve bütün benliğinle O’na yönel.

76/ el-İnsân -25- Sabah akşam Rabbinin ismini yâd et.

87/ el-A’lâ -14-15- Arınan ve Rabbinin adını anıp, O’na kulluk eden kimse mutlaka kurtuluşa erer.

*ZİKİRDEN YÜZ ÇEVİRENLER

20/ Tâ hâ -124- Her kim de Benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.

125- (O zaman Kur'ândan yüz çeviren kimse) "Rabbim! beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der.

126- ALLÂH: "Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der.

127- İşte haddi aşanları, Rabbinin âyetlerine inanmayanları Biz böyle cezalandırırız. Ve muhakkak ki âhiret azabı (dünya azabından) daha şiddetli ve daha devamlıdır.

*ZİKRULLÂH (*)

*Zikrullâh; Allâh düşüncesi. Allâh anımı ki müfessirlerin beyânına göre burada murad Allâh’ı zikr-ü tazim için yapılan namaz gibi ibâdetlerle onun semeresi olarak Allâh muhabbetiyle yapılan ubudiyetlerdir. Hakk mabud Allâhü Teâlâyı ve O’nun esmâ ve sıfatı, evamir (buyruklar) ve nevahisi (yasaklar), sevap ve ikabı ile ahkâm-ı izzetini düşündürüp andıran rızasına vesile olan ferâiz ve nevâfil ibâdetlerden, Cum’a ve cemaatten, namaz, oruç, zekât, hac, cihad, kıraeti Kur’ân, va’z-u nasihat, tehlil (lâilâheillallâh), tesbih (sübhânallâh), tahmid (elhamdülillâh) gibi sırf Allâh’a tekarrüb için yapılan ve daima Allâh’ı andırıp Allâh için Allâh’a layık güzel işler düşündürmeğe alıştıran taatler. (Elmalılı Tefsiri)

63/ el-Münâfikûn -9- Ey o bütün îmân edenler! Sizleri ne mallarınız, ne evlâdlarınız ALLÂH’ın zikrinden alıkoymasın. Ve her kim böyle yaparsa işte onlar hüsrana düşerler.

Yazar:
Kuranikerim.org
Kategorisi:
Z
Gönderi tarihi: 20-11-2008
2,276 kez okundu
Block title
Block content