YETİM & MİSKÎN & ESİR

YETİM (*)

*Babası ölmüş ve henüz ergenlik çağına ulaşmayan çocuk demektir. İslâm dini, yetimlerin korunup gözetilmesi, onların yetiştirilerek topluma kazandırılması için gerekli tedbirleri almış, bunlarla ilgili özel hükümler koymuştur. Kur'ân-ı Kerîm'de, devlet hazînesinden ve savaş gelirlerinden yetimlere pay ayrıldığı bildirilmektedir. Bunun dışında inananların da mali yönden yetimlere destek olmaları tavsiye edilmiş ve yetimlere iyi muâmele edenler övülmüştür. Hazreti Peygamber-aleyhisselâm-, "Kendisine veya başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üstlenen kimse ile ben, cennette işte şöyleyiz."diyerek şahâdet  parmağıyla orta parmağını işâret etmişlerdir (Müslim, Zühd, 2). Buna karşılık, yetime kötü davranıp, yardım elini uzatmayanlar kınanmıştır.

İslâm dini, sadece yetimlere iyi davranmakla kalmamış, onların mallarını korumayı ve yetimleri yetiştirerek rüşdüne erdiklerinde mallarını kendilerine vermeyi, onların evlilikleriyle de ilgilenmeyi bir vazîfe olarak yüklemiştir. (Diyânet)                                                      

-Allâh yetimin malını bozanı da düzelteni de bilir. Yetimlerle beraber olmak işleriyle ilgilenmek yüce kimselerin ahlâkındandır. (Rûhu’l Beyân)

2/ el-Bakara -83- Hani bir vakitler İsrâiloğulları'ndan şöylece mîsâk (kesin bir söz) almıştık: ALLÂH'dan başkasına tapmayacaksınız, ana babaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çâresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekâtı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesnâ olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.

177- Yüzlerinizi bazen doğu, bazen batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, ALLÂH'a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün Peygamberlere îmân edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekâtı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.

215- Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka; ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde ALLÂH onu bilir.

220- Dünya ve âhiret hakkında (düşünürsünüz). Sana bir de yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar hakkında yapacağınız bir ıslah, işlerine karışmamaktan daha hayırlıdır. Eğer onlara karışırsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. ALLÂH, bozguncuyla ıslah ediciyi bilir, birbirinden ayırd eder. Eğer ALLÂH dileseydi, sizi zora koşardı. Şüphesiz ki ALLÂH çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

4/ en-Nisâ -2- Öksüzlere mallarını verin ve kötüsünü (onlara vererek) iyisiyle değiştirmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınıza karıştırıp yemeyin. Zira bu, büyük bir günahtır.

3- Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adâletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adâleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir.

6- Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endîşesiyle onları isrâf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şâhidler karşısında yapın. Hesap görücü olarak ALLÂH yeter.

8- Paylaşma sırasında akrabalar, öksüzler, yoksullar hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alın.

9- Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endîşeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. ALLÂH’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.

10- Zulmederek yetimlerin mallarını yiyenler, muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar. Yarında çılgın bir ateşe atılırlar.

36- ALLÂH'a ibâdet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz ALLÂH, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.

127- Kadınlar hakkında senden fetvâ istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvâyı ALLÂH veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (mîras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dâir, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız şüphesiz ALLÂH onu bilir.

6/ el-En’âm -152- Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adâletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve ALLÂH'a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye ALLÂH bunları size emretmiştir.

17/ el-İsrâ -34- Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel bir şekilde yaklaşabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor.

90/ el-Beled-10- Ona iki yolu gösterdik.

11- Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi.

12- Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir?

13- Köle âzâd etmek,

14- Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir,

15- Yakınlığı olan bir yetime,

16- Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.

93/ ed-Duha’ -9- Öyleyse sakın yetimi ezme.

*YETİM (1) & MİSKÎN (2) & ESİR (3)

76/ el-İnsân -8- Miskine, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler.

(1) Yetim; kâsibi (kazanan, kazanmak için çalışan, kazanç sahibi) ölmüş kendisi de âciz.

(2) Miskin; kendi kendini iktisabdan (kazanma, edinme) âciz. Hiçbir şeye mâlik olmayan biçâre yoksul. Asla nesnesi olmayan.

Esir, burada esirlere, düşkünlere hüsn-ü muameleye mühim bir ihtar vardır. (Elmalılı Tefsiri)

(3) Esir (a.s.c:üserâ);1-savaşta düşman eline düşen kimse [kelime Rumca’dan Arabçaya geçmiştir>

Yazar:
Kuranikerim.org
Kategorisi:
Y
Gönderi tarihi: 20-11-2008
2,941 kez okundu
Block title
Block content