Hazreti YA’KÛB -aleyhisselâm-

Hazreti YA’KÛB -aleyhisselâm-

2/ el-Bakara -132- İbrâhîm bunu kendi oğullarına da vasiyyet etti, Ya’kûb da öyle: “Oğullarım! ALLÂH sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi.

133- Yoksa siz Ya’kûb’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibâdet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrâhîm, İsmâîl ve İshâk’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibâdet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?

136- Deyin ki: “Biz ALLÂH’a, bize indirilene (Kur’ân’a), İbrâhîm, İsmâîl, İshâk, Ya’kûb ve Ya’kûboğullarına indirilene, Mûsâ ve Îsâ’ya verilen (Tevrât ve İncîl) ile bütün diğer Peygamberlere Rablerinden verilene îmân ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”

140- Yoksa siz, “İbrâhîm de, İsmâîl de, İshâk da, Ya’kûb ile Ya’kûboğulları da yahûdî, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa ALLÂH mı?” ALLÂH tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? ALLÂH yaptıklarınızdan habersiz değildir.

3/ Âl-i İmrân -84- De ki: “ALLÂH’a, bize indirilene (Kur’ân’a) İbrâhîm’e, İsmâîl’e, İshâk’a, Ya’kûb’a ve Ya’kûboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, Îsâ’ya ve Peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.”

4/ en-Nisâ -163- Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen Peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrâhîm’e, İsmâîl’e, İshâk’a, Ya’kûb’a, torunlarına, Îsâ’ya, Eyyûb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleymân’a da vahyetmiştik. Dâvûd ’a da Zebûr vermiştik.

6/ el-En’âm -84- Biz ona İshâk’ı ve Ya’kûb’u armağan ettik. Hepsini hidâyete erdirdik. Daha önce Nûh’u da hidâyete erdirmiştik. Zürriyyetinden Dâvûd’u, Süleymân’ı, Eyyûb’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.

11/ Hûd -71- İbrâhîm’in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshâk’ı müjdeledik; İshâk’ın arkasından da Yakûb’u.

19/ Meryem -49- İbrâhîm, onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshâk ile Ya’kûb’u bağışladık ve her birini Peygamber yaptık.

58- İşte bunlar, Âdem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrâhîm’in, Ya’kûb’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz Nebî’lerdir. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

21/ el-Enbiyâ -72- Ona İshâk’ı ve ayrıca da Ya’kûb’u bağışladık ve her birini sâlih kimseler yaptık.

29/ el-Ankebût -27- Ona (İbrâhîm’e) İshâk’ı ve Ya’kûb’u bahşettik. Onun soyundan gelenlere Peygamberlik ve kitap verdik. Ayrıca ona dünyada mükâfatını da verdik. Şüphesiz o, âhirette de sâlih kimselerdendir.

38/ Sâd -45- (Ey Muhammed!) Güçlü ve basîretli kullarımız İbrâhîm’i, İshâk’ı ve Ya’kûb’u da an.

*HAZRETİ YA’KÛB -aleyhisselâm- HÜZÜN VE KEDERİNİ ALLÂH’A ARZ EDERDİ

12/ Yûsuf -86- Ya’kûb dedi ki: "Ben hüznümü, kederimi ancak ALLÂH'a şikâyet ederim ve ALLÂH tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri de bilirim."

-Düşüncemi dağıtan gamımı kederimi, tasamı (Râgıb el-İsfehâni)

Yazar:
Kuranikerim.org
Kategorisi:
Y
Gönderi tarihi: 20-11-2008
1,775 kez okundu
Block title
Block content