![]() Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla |
||
|
1. Ey Peygamber! Hanımlarınızı boşayacağınız zaman, iddetlerini gözeterek boşayın; iddetlerini de sayın. Rabbiniz olan Allah'tan korkun. Apaçık bir fuhuş işlemedikçe onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın çizdiği sınırlardır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kendisine yazık etmiş olur. Bilemezsin, belki de Allah bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.(1)
(1) Belki taraflara anlayış verir veya daha başka bir sebeple yuva yıkılmaktan kurtulur.
2. İddetlerini doldurduklarında, onları ya güzellikle tutun, ya da güzellikle ayrılın. Aranızdan adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği Allah için yapın. Allah'a ve âhiret gününe inanan kimseye verilen öğüt böyledir. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu nasip eder.3. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Allah'a tevekkül edene O yeter. Allah buyruğunu mutlaka gerçekleştirir. Herşey için Allah bir ölçü belirlemiştir. 4. Hayızdan kesilmiş hanımlarınızın iddetinde şüpheye düşerseniz, onların da, henüz hayız görmemiş olanların da iddeti üç aydır. Hamile olanların iddeti de çocuklarını doğurunca sona erer. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde kolaylık verir. 5. İşte bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah onun günahlarını örter ve ödülünü arttırır. 6. Boşadığınız hanımları, gücünüz ölçüsünde, evinizin bir bölümünde oturtun. Sıkıştırıp da çıkmaya zorlamak için onlara zarar vermeyin. Hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için çocuğu emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda güzellikle anlaşın. Bu size zor gelecek olursa, çocuğu başka biri emzirsin. 7. Varlıklı kimse, imkânına göre nafaka versin; rızkı dar olan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından versin. Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez. Allah her zorluktan sonra bir kolaylık yaratacaktır. 8. Allah'ın ve Resulünün buyruğundan çıkarak azan nice beldeler var ki, Biz onları çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba uğrattık. 9. Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu hüsran oldu. 10. Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Onun için Allah'tan korkun, ey iman etmiş aklıselim sahipleri! Allah size de bir öğüt indirmiş bulunuyor. 11. Bir de peygamber gönderdi ki, iman eden ve güzel işler yapanları karanlıklardan nura çıkarmak için size Allah'ın apaçık âyetlerini okur. Kim Allah'a iman eder ve güzel işler yaparsa, Allah onu, ebediyen kalmak üzere, altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyar. Allah ona gerçekten pek güzel bir rızık nasip etmiştir. 12. Yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratan Allah'tır.(2) Allah'ın emri onların arasından iner, durur.(3) Böylece bilmiş olun ki, Allah'ın gücü herşeye yeter; Allah'ın ilmi de herşeyi kuşatmıştır. (2) Yedi gök ile yer arasında kurulan benzerlik, benzetme yönü itibarıyla, sayı olarak anlaşılmakta ve bu ifadeden, yedi gök gibi, yedi tane de yer anlamı çıkmaktadır. Bazıları bunu, göğün tabakaları gibi, yerin de yedi tabakası olarak yorumlamıştır. Ancak âyetin metni, yedi ayrı yer olarak anlaşılmaya daha elverişli görünmektedir. Bununla beraber, "yedi" rakamının, 2:29'un açıklamasında da geçtiği gibi, kesin bir rakamdan ziyade, çokluk ifade edebileceği de dikkatten uzak tutulmamalıdır. Şurası bir gerçektir ki, eğer kâinatta gezegen aranacaksa, bunun tespiti çok zor olmakla birlikte, bizim yıldızlarla dolu olarak gördüğümüz uzayın derinliklerinde sayılamayacak kadar çok gezegen vardır. Fakat üzerinde hayat barındıran gezegenlerden söz ediliyorsa, bu konuda şimdilik bizim bir bilgimiz yoktur. Ancak âyet bu kapıyı açık tutmaktadır.
(3) O âlemlerde de Allah'ın koyduğu yasalar cereyan eder. |
||