![]() Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla |
||
|
1. Elif lâm mîm.
2. Bunlar hikmetli kitabın âyetleridir. 3. İyilik yapan ve iyi kulluk edenler için bir hidayet rehberi ve bir rahmettir. 4. Onlar namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler; âhirete de onların tam ve kesin bir imanı vardır. 5. İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler. Ve onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendisidir. 6. İnsanlardan bir de öylesi vardır ki, halkı bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve dini alaya almak için boş söz ve eğlencelere müşteri çıkar. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.(1) (1) Bu âyetin zamanımız insanlarına neler anlattığını düşünmek, herhalde oldukça ilginç sonuçlar ortaya çıkaracaktır! Benzer bir âyet için bk. 41:26.
7. Ona âyetlerimiz okunduğunda, sanki kulağında bir ağırlık varmışçasına, hiç duymamış gibi kasılarak arkasını döner. Sen onu acı bir azapla müjdele.8. İman eden ve güzel işler yapanlar için ise, nimetlerle dolu Cennetler vardır. 9. Orada ebediyen kalırlar. Bu Allah'ın gerçek vaadidir. O herşeyin mutlak galibi ve sonsuz hikmet sahibidir. 10. O, gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yarattı;(2) sizi sarsmasın diye yere sağlam dağlar dikti;(3) onda her türlü canlıyı yaydı. Biz gökten de bir su indirdik ve orada her güzel çiftten(4) bitkiler bitirdik. (2) 13:2'nin açıklamasına bakınız.
11. İşte Allah'ın yarattığı budur. Ondan başkaları ne yarattıysa gösterin bana! Doğrusu o zalimler apaçık bir aldanış içindeler.(3) 16:15'in açıklamasına bakınız. (4) 13:3'ün açıklamasına bakınız. 12. Biz Lokman'a da hikmet verdik ve "Allah'a şükret" dedik. Kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edene gelince, Allah'ın kimseye ihtiyacı yoktur; her türlü övgü de zaten Ona aittir. 13. Lokman oğluna öğüt verirken dedi ki: "Oğlum, Allah'a ortak koşma. Çünkü şirk büyük bir zulümdür." 14. Biz insana, anne-babasına iyilik etmesini emrettik. Annesi onu zaaftan zaafa düşerek taşımış; sütten kesilmesi de iki yılda olmuştur. Onun için, Bana ve anne-babana şükret. Dönüş ancak Banadır. 15. Eğer onlar, ilâhlığına dair hiçbir bilgin olmayan birşeyi Bana ortak koşman için seni zorlayacak olurlarsa, o zaman onlara itaat etme. Yine de dünyada onlarla iyi geçin. Sen, Bana yönelenlerin yolunu izle. Sonra dönüşünüz Banadır; yapmış olduklarınızı Ben size bildiririm. 16. "Oğlum, yaptığın iş bir hardal tanesi kadar olup da bir kaya içinde yahut göklerde veya yerde gizlenecek olsa, Allah onu meydana çıkarır. Çünkü Allah'ın bilgisi herşeyin bütün inceliklerini kapsar ve O herşeyden haberdardır. 17. "Oğlum, namazı dosdoğru kıl, iyiliği tavsiye et, kötülükten sakındır, başına gelene sabret. İşte bunlar, uğrunda azmedilmeye değer işlerdendir. 18. "Kibirlenip de insanlardan yüzünü çevirme; yeryüzünde kasılarak yürüme. Çünkü Allah büyüklük taslayan ve böbürlenenlerin hiçbirini sevmez. 19. "Yürüyüşünde ılımlı ol; sesini alçalt. Zira seslerin en çirkini eşeklerin sesidir." 20. Görmedin mi: Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah sizin hizmetinize verdi, açık ve gizli nimetlerini üzerinize yağdırdı. Yine de insanlardan öylesi vardır ki, hiçbir bilgiye veya yol göstericiye veya aydınlatıcı bir kitaba dayanmadan Allah hakkında tartışmaya girişir. 21. Onlara "Allah'ın indirdiğine uyun" dendiğinde, onlar "Biz, atalarımızdan ne gördüysek ona uyarız" dediler. Peki, ya Şeytan onları alevli ateş azabına çağırıyorsa? 22. Kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah'a döner ve güzelce kullukta bulunursa, kopmaz ve kırılmaz, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Zira bütün işlerin sonu Allah'a varır. 23. İnkâr edenin inkârı seni üzmesin. Onların dönüşü Bizedir; yaptıklarını Biz onlara haber veririz. Hiç kuşku yok ki Allah gönüllerde saklı olanı bilir. 24. Onları biraz nasiplendirir, sonra da ağır bir azaba sürükleriz. 25. Onlara "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Allah" diyecekler. Sen "Hamd Allah'a mahsustur" de. Doğrusu onların çoğu bilmiyor. 26. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Hiçbir şeye muhtaç olmayan ve her türlü övgüye lâyık bulunan birisi varsa, o da ancak Allah'tır. 27. Eğer yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem, denizler de mürekkep olsa, arkasından buna yedi deniz daha katılsa, yine de Allah'ın sözleri yazmakla tükenmezdi. Muhakkak ki Allah'ın kudreti herşeye üstündür, her işi de hikmet iledir. 28. Sizin yaratılmanız da, tekrar diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. Muhakkak ki Allah herşeyi işitir, herşeyi görür. 29. Görmedin mi: Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye katar. O Güneşi ve Ayı emrine boyun eğdirmiştir; hepsi de belirlenmiş bir vakte kadar akıp gider. Sizin yaptıklarınızdan da Allah hiç şüphesiz haberdardır. 30. Bütün bunlar gösterir ki, Allah Hakkın(5) tâ kendisidir; Ondan başka yakardıkları şeyler ise bâtıldır. Herşeyden yüce, herşeyden büyük olan da işte o Allah'tır. (5) Gerçek; gerçek tanrı; varlığı gerçek ve sabit olan; zâtında, sıfatlarında, isimlerinde gerçek olan; mutlak adalet sahibi; sözünde doğru, fiillerinde âdil olan.
31. Onun âyetlerinden bir kısmını size göstermek için Allah'ın lütfuyla denizde akıp giden gemileri görmedin mi? Çok sabreden, çok şükreden herbir kul için bunda ibretler vardır.32. Dağ gibi dalgalar onları sardığında, katıksız bir inançla Allah'a yönelir ve Ona yakarırlar. Onları sağ salim karaya çıkardığımızda ise bir kısmı orta yolu tutar. Ancak gaddarlıkta ve nankörlükte ileri gidenlerdir ki, âyetlerimizi inkâr ederler. 33. Ey insanlar! Rabbinizden sakının. Ve öyle bir günden korkun ki, ne baba evlât için birşey ödeyebilir, ne de evlât baba için. Allah'ın vaadi haktır; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O çok aldatıcı olan Şeytan da sizi Allah ile aldatmasın.(6) (6) Allah'ın affına güvendirerek günaha teşvik etmek, yahut Allah'ın rahmetinden ümit kestirmek gibi yollarla, Allah hakkında asılsız kuruntular vermek suretiyle.
34. Kıyamet gününün bilgisi Allah katındadır. Yağmuru O indirir. Rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Ve hiçbir kimse nerede öleceğini bilemez. Allah ise herşeyi bilir, herşeyden haberdardır.(7)(7) Peygamberimiz "Gaybın anahtarları beştir" buyurmuş ve bu âyeti okumuştur. (Buhârî,, Tefsir 31:2.) Âyette sayılanlar, "mugayyebât-ı hamse" olarak anılır ve Allah'tan başka kimsenin kesin olarak bilemeyeceği şu beş şeyi içerir: (1) Kıyametin vakti. (2) Yağmurun zamanı: Güneşin doğuşu ve batışı gibi belirli bir kanuna bağlanmadığı için, belirtileri ortaya çıkıp da artık mesele bir gayb meselesi olmaktan çıkmadıkça, yağmurun nereye, ne zaman, ne kadar yağacağı da kesin olarak bilinemez. (3) Rahimlerde olanlar; yani doğacak olan çocuğun nitelikleri. Bu da, maddî simasından manevî kişiliğine varıncaya kadar sayısız özellikleri içine alan bir konudur ki, ancak herkese dilediği gibi bir şekil veren Allah bilir. (4) Kişinin ertesi gün başından geçecekler ve maddî-manevî, iyilik ve kötülük olarak kazanıp kaybedeceği şeyler. (5) Kişinin nerede öleceği. Bütün bunlardan herhangi birinin belirtileri ortaya çıkmış ve tahmin yapmaya elverişli bir hal almış ise, o zaman gayb değil, şehadet âleminden, yani görünen âlemden söz edilmektedir ki, bu takdirde "mugayyebât-ı hamse" içinde yer almaz.
|
||