Buradasınız

"Yüzükoyun sürünen mi, yoksa doğru yolda düpedüz yürüyen mi daha doğru yoldadır?" (Mûlk 67/22) ayetini açıklar mısınız?

"Yüzükoyun sürünen mi, yoksa doğru yolda düpedüz yürüyen mi daha doğru yoldadır?" (Mûlk 67/22).

Bu ayeti kerimede nefis ve şeytanlara uyarak bâtıl yollarda giden inkarcı nankör ile hak yolda yürü­yen mümin temsilî olarak karşılaştırılmakta, bunlardan hangisinin hedefine daha güvenli olarak ve şaşmadan ulaşacağı anlatılmaktadır. Dünyada inkarcıların içine düştüğü psikolojik durum ve ahirette de çekecekleri cezanın şekli dikkatlere sunulmaktadır.

Ahi­re­ti in­kâr eden­ler, psi­ko­lo­jik bir de­lil ile ik­na edi­lir­ler: İn­san ya­ra­tı­lı­şı ge­re­ği teh­li­ke­den ka­çar. Hat­ta on­da bir, yirmide bir tehlike ih­ti­ma­li ol­sa bi­le o yol­dan git­mek is­te­mez. Fay­da ve men­fa­ati­ni ga­ran­ti­le­mek is­ter. Ce­nab-ı Al­lah ona şu­nu ha­tır­la­tı­yor: Âhi­re­te ina­nır­san, düm­düz yol­da gü­ven için­de eli­ni ko­lu­nu sal­la­ya sal­la­ya yol­da iler­ler­sin. Ama âhi­re­ti in­kâr ede­nin işi çok zordur; âde­ta yü­züs­tü sü­rü­ne­rek yol al­ma­ya ça­lı­şan gi­bi­dir. Hiç in­san böy­le ol­mak is­ter mi? Her an ya­ka­lan­ma teh­li­ke­si ve en­dişe­si ile fi­ra­rî du­ru­ma düş­mek is­ter mi?

Bu dünyadaki psikolojileri böyle olmakla birlikte ahiretteki halleri de kı­yamet gününde kâfirleri yüzüstü süründürerek haşredecek, müminleri ise düz­gün bir şekilde yürüyerek bir araya toplayacaktır.

Rivayete göre, bir adam dedi ki: "Ey Allahın Peygamberi, kıyamet gününde kâfir yü­züstü sürünerek haşrolunacaktır öyle mi?" Resulullah ise: "Dünyada onu iki ayağı üzerine yürüten, kıyamet gününde onu yüzüstü yürütmeye kadir olamaz mı?" buyurdu. (Buhari, Tefsir , Sure 25, bab 1)

Diğer taraftan, bu ayette nefis bir benzetme vardır:

Hayvanlar insanlardan yana fayda sağlasınlar diye yaratılmış ve onların buyruğuna verilmiştir. İnsanoğlu en şerefli canlı olarak yeryüzünde Allah'ın halîfesidir; o ba­kımdan da iki ayak üzeri dimdik durabilme nîmetine erdirilmiştir.

Hayvan­lar ise, insanın istifadesine verildiği için çoğu yüzükoyun iki veya dört ayaklı, ya da sürüngen olarak yaratılmışlardır. İnsanla hayvan arasındaki bu açık fark ne ise, inkarcıyla mü'min arasındaki fark odur. Birinin kalbi eğiktir, diğerinin kalbi doğru ve düzenlidir.

Nitekim bu âyet-i kerîme, A'raf Sûresi 179. âyetle şöyle açıklanmak­tadır:"Şanıma and olsun ki, cin ve insanlardan birçoğunu Cehennem için yarattık; kalpleri vardır onunla (hakkı) anlamazlar, gözleri vardır, onunla (hakikati) görmezler, kulakları vardır, onunla (doğruyu) işitmezler. İşte bun­lar (bu şuursuzlar) hayvanlar gibidir, belki daha da sapık ve şaşkındırlar. İşte gafiller ancak bunlardır!"

İşte şeytanlıkta, batıl fikir ve inançta giden kâfirler, nankörler böyle yer yüzünde gözlerini yalnız alçaklığa, aşağılığa dikerek ve kendilerinden başkasını görmeyerek yüz üstü sürüne, sürüne giderler. Cehennemde de böyle sürüneceklerdir. Artık onlar mı daha iyi yoksa iman ve irfan ile doğru bir cadde üzerinde eğilmeden, dümdüz hakka giden, Allah'ı birleyen dosdoğru müminler mi daha iyi, daha hidayet üzere olur? Hangi taraftan olmalı? Hangisinin ardından gitmeli? İnsan olan bir düşünmelidir.

Şüphesiz insanlık hayvanlar gibi yerde sürünmekte, rızkı sadece yerde aramakta değil, doğru bir yol ve istikametle Hakk'a doğru düpe düz gitmektedir.

O halde insan olanlar yerin omuzlarında yürümek ve yaratıcının rızkından yemek ve O'nun katına ulaşmak için ilk önce yaratıcının birliğine ve koyduğu hükümlerine iman ederek ve O'nun gösterdiği delilleri takip ederek maddeten ve manen doğru ve geniş yollar açmalı ve hakkın semtine dosdoğru yürümelidir.

İşte bu, dosdoğru yol ve hak din olan tevhid (birlik) yoludur. O yolda düz gitmek de, dosdoğru bir şekilde ahlâk ve şeriat dairesinde yürümektir.
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 02-11-2012
1,442 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content