"Üstad'a Hürmeten...", Mustafa İsmail Hakkında

Evet, insanı diğer varlıklardan farklı kılan temel unsur ondaki kalp ve kafa münasebeti, kalbi hayatı ile bir taraftan melekût âlemini imrendiren, bazen çalışma ve cehd ile bazen de ilham esintileri ile varlık âleminin sırlı koridorlarına dalan, makro ve mikro âlemin muhteşem nizamını gözler önüne serip ve bu suretle, belki de farkına varmadan, bazı kalplerin hakikate açılmasına akabinde açık kalplerin ise muhkem kaleler haline gelmesine vesile olur…

Bu nokta-i nazarla benim hayatımda da Mustafa İsmail dinlemek bir dönüm noktası oldu. Beni Mustafa İsmail ile tanıştıran o güzel kardeşim Mustafa Yiğit'tin ismini zikr etmeden bu yazınında tamamlanacağını sanmıyorum…

Allah(cc) Mustafa kardeşimden gani gani razı olsun…

Evet, her şey Mustafa Yiğit Bey kardeşimin 2000'nin Ağustos ayında Zaman Gazetesi'nin halkla ilişkiler biriminin kurulduğu o yıllarda Küçükçekmece'de vazifeye başlaması ile neşvü nema buldu...

Bizim bağlı bulunduğumuz Sefaköy bölgesine tayini çıkan ve halkla ilişkiler personeli olarak göreve başlayan Mustafa Bey kardeşim El-ezher üniversitesinden mezun olmuş, Allah'ın kendisine bahşettiği nimetlerin şuuruna inanmış insan mesuliyetinin idrakine, hem dünyasını hem de ahretini en iyi şekilde tanzim etme kaygıları taşıyan ve davranışlarını bu duygularının tesiriyle ayarlayan hem kendi, hem çevresi için, en iyiyi, en güzeli ve en doğruyu yapabilmek için çırpınan bir insan profili ile donatılmıştı rahmeti sonsuz tarafından…

Evet, sesi de Mustafa İsmail'inkiyle aynıydı Mustafa İsmail'in talebelerinden dersler almıştı ideolu oydu ve onun gibi okuması onun gibi hissederek okuması gayet normaldi...

Bir ünsiyetim oldu kendisiyle ve Mustafa İsmail dinliyorsam bu gün onun vesilesiyle olmuştu…

Keşke! Ama keşke! Türkiye'de olsa sizlere o sesi bir canlı dinletme keyfiyeti sunabilseydim…

Lakin yok şuan yanımızda artık Amerika'nın Teksas eyaletinde Türk kolejinde hizmet eden ve Amerikan asılı müminlere o İsmail'i sesiyle kuran ziyafeti sunan kardeşime buradan binlerce selam olsun…

Evet, Mustafa Muhammed El-Mursi 17 Haziran 1905'te Garbiye vilayetine bağlı Mit gazal mıntıkasında bir sabah doğmuş, 1911 "kuttab" denilen ilkokul seviyesinde Kur'an eğitimi veren okulda Şeyh Abdurrahman Ebulayneyn'den Kur'an dersleri almaya başlamış, 1913 yılında Şeyh Abdullah Sehata'nin okuluna 1915'de henüz 10 yaşında olmasına rağmen sesinin güzelliği ile köyünün gözbebeği olmaya başlamış yine 1917 yılında Şeyh İdris Fahir'den tilavet ve tecvid derslerini tamamlayıp daha sonra bir El-ezher hocasının kendisinin tilavetini Otaif camiinde dinlemesinin akabinde İslam Enstitüsünde okumak için Tanta şehrine gidip burada parmakla gösterilen Kari olarak hayata atılmış olur…

1920'de bir yas merasiminde üç gece Kuran okumasına mukabil 70 Mısır Pound'u alarak Karilikten ilk gelirini elde etmiş olur. 1925 senesinde Tanta şehrinin en zengin insanı olan Hüseyin El Kasabi'nin cenazesinde okur ve kısa süre içerisinde kırsal Mısır'ın en aranan Karisi olur.

1927'de milli lider Saad Zaglul'un cenaze merasimi dolayısıyla Dimyat ta okur. Burada 6 çocuğunun annesi olacak eşi ile tanışır ve bütün önemli paşalara kendisini dinletmiş olur. Programını organize edebilmek için Tanta da bir ofis tutmak zorunda kalır.

1943'te Kahire'de ilk defa okur. Diğer Karilerin kendisine yönelttikleri ciddi eleştirilere rağmen kısa sürede başkentte destanlaşır ve radyonun yıldızı olur.

1944'te Kral Faruk'un en gözde Karisi olur. Ramazan ayında Kralın sarayında yapmış olduğu meşhur okuyuşlar bütün Arap dünyasındaki radyo dinleyicileri tarafından beğeni ile dinlenir. Bütün Müslüman ülkelerde rüştünü isbat ettikten sonra gelen davetler üzerine seyahat etmeye başlar.

1947'de çok prestijli bir makam olan El-Ezher camii Kari'liğine atanır..

1965 yılında kendisini resmi Kari olarak atayan Cemal Abdul Nasır'dan üstün hizmet madalyası alır. Aynı gece Ummü Gülsüm ve Muhammed Abdul Wahab da Mustafa İsmail ile birlikte madalyalarını alırlar.

1977'de Cumhurbaşkanı Enver Sedat ile birlikte Kudüs'e gider. Bu ziyaret bütün Arap ülkeleri tarafından ciddi eleştirilere hedef olmasına rağmen Mustafa İsmail büyük bir rüyasını gerçekleştirir ve Mescid-i Aksa'da Kur'an okur.

1978 yılı 22 Aralık ayında son defa Dimyat şehrinde Kur'an okur ve 26 Aralıkta vefat eder.

İşte Mustafa İsmail'in hayat kronolojisi kısaca böyle. Bana göre, Mustafa İsmail denince akla Kuran, Kuran denilince de Mustafa İsmail ve Kuran'ın gölgesinde geçen bereketli güzel bir ömür gelir...

Evet, onu dinlerken kan basıncınızın vücudunuza eşit dağıldığını hisseder vücudunuzdaki bütün zerrelerin harekete geçtiğini duyarsınız…

Tavsiye ediyorum Mustafa İsmail'den bir Âlak, Kadir ve Yusuf suresini dinleyin o okuyuşu inanın bedeninizin içindeki ruhunuzun ayrıldığını hisseder Kuranı Kerim'in ayetlerinin parça, parça size getirildiğini hissedersiniz...

O, Kuranı kerimde ateş, azap, cehennem ayetlerini okurken kendinizi cehenneme atılmış, cennet ayetlerini okunurken kendinizi cennet bahçelerinde tahtlarda kurulmuş bir vaziyette bulursunuz…

Evet, Mustafa İsmail dinlerken insan, duanın, yakarışın, iç çekiş ve iç döküşün en yüksek frekansına şahit olur. Hele hele ayet geçişlerindeki o makamın sonlarına doğru biraz da buruksu veda havasıyla eda ederken mübareğin sesi, daha bir derinlikle tüllenir, sesi, soluğu, gökler ötesi meleklerin çığlıklarını hatırlatan bir enginlik ve duruluğa ulaşır. İnsan, onun okuduğu ayetlerde yükselen her tınıyı duydukça, uhrevîlik, ebedî saadet ümidinin hâsıl ettiği rikkat, şefkat ve recâsıyla gençleştiğini, ebedîleştiğini, büyük bir açılışa geçtiğini ve genişlediğini görür. Hele, hele Yusuf süresini okurken ayetin bitmesine ramak kala her yana buğu buğu veda duyguları saldığı dakikalarda ümitlerinizin cisimleşip içinize aktığını, şuurlarınızın Yusuf ile Yakub'un hayali ile aydınlandığını ve tıpkı bir rüya âlemlerinde olduğu gibi, kalıplarımızdan sıyrılıp, manevî olarak o olayın içerisinde olduğunuzu hissedersiniz…

Şeyh Mustafa İsmail'in Kuran okuyuşu çığlık çığlığa inlediğimiz bir dönemde batan güneşle beraber eriyip gittiğiniz kulaklarınıza çarpan birer âh u efgân feryat hâline geldiğiniz, kuşlar gibi hafifleyip bir tür kanatlandığınızı hissedip manevî bir varlığa inkılâp ettiğinizi sanır ve hayretler içinde olduğumuz yerde kala kalırsınız...

Günümüzün modern sanatçılarını bilmeyeniniz yok gibi! Yazıyı kaleme alırken birde böyle Karilerin hayatlarının bilinmesini ümit ettim. İnsanın iradesinin elden gittiği, kendinden geçip her şeye kafa tuttuğu şu ahir zaman diliminde duygular muvakkat bir muvazenesizliğe girip yollarını şaşırsalar da, gönül iki büklüm çevkâne dönmüş boynuyla hep Allah'ı çeşitli vasıtalar ile arayacaktır! Allah'ı aramak her gönlün işidir. Gönüllerinize bir duruluk bir sıhhat aşılamak istiyorsanız şayet işte size bir fırsat dinleyin Mustafa İsmail'i, Yasir Şarkaviyi, Abdulsameti…

Dedik ya insan, gönül dünyasında hakkı aramak için seyahat ederken, ne şaşkınlığa düşmeli ne de takılıp yollarda kalmalı. Atınızı doğru yolda sürdürdüğünüzü düşündüğünüz her menzilde şayet atınızın ayağı takılıp bir yerde kalmıyorsa dizginleri elden düşürmeden yollarınıza devam etmenizi, şayet kalıyorsa da bu enfüsi sesleri dinleyip manevi ses ile imanınızın boşluklarını berk-u burak gibi geçip gitmenizi rahmeti sonsuzdan dilerim...

vesselam…
[fontrengi=#FF0000>Yazar:[/fontrengi>Yuşa Irmak
Yazar:
Kuranikerim.org
Kategorisi:
Makaleler & Yazılar
Gönderi tarihi: 16-12-2008
7,397 kez okundu
Block title
Block content