Tebbet Suresi tarihi bir olay olduğu halde neden namazda dua olarak okumaktayız?

Kur’an’ın mesajları  kıyamete kadar gelen bütün insanlar içindir. Bunları sadece bir dua veya beddua olarak değerlendirmek hatadır. Örneğin Tebbet Suresi okunduğu zaman, Allah’a karşı gelenlerin nasıl onun gazabına uğradıklarını düşünüp, daha ciddi bir şekilde Allah’a sığınmak gerekir. Kıyamete kadar bütün asırlar mutlaka birkaç Ebu Lehep’le karşılaşır. Onlardan birinin biz olmamak için titremeli Allah’a yakarıp yalvarmalıyız.

Tarih tekerrür eder, tekerrür ettikçe aynı veya benzer olaylar da tekerrür eder. Benzer olaylar tekerrür ettikçe, aynı veya benzer zaman dilimini yaşamak da tekerrür eder. Öyleyse her insan, Kur’an’ın bütün mesajları karşısında asr-ı saadetteki insanlar gibi bir muhataptır, sorumluluğu vardır, ders alması gerekir. “LEB”den “LEBLEBİ”yi anlayan insanlar, Kur’an’ın bu gibi olaylarla ilgili mesajlarını “zamanı geçmiş” dersler olarak algılaması, anlaması gerekir.

Kur’an’ın her yerinde ille de dua aramak doğru değildir. Evet, Kur’an aynı zamanda bir dua kitabıdır, ancak her ayeti dua değildir. Yasin Suresi'nin ölüler için okunması, onun bir dua olduğu için değil, ölümden sonraki hayata dair verdiği mesaj içindir. Kur’an’ın dört temel maksatlarından biri de öldükten sonraki hayatı, dirilmeyi ders vermektir. İşte bu sure, bu açıdan önemlidir. Ahiretten bahseden ve onu ispat eden, ayetlerin okunması, ölüm döşeğinde olan insanın zihninde nakşolma imkânı yanında, o anda sağanak halinde inen sekinet ve rahmet yağmurundan istifade etmesi söz konusudur.

Şunu da unutmamak gerekir ki, Allah’ın rahemtini anlatan ayetler ne kadar önemli ise, onun gazabını anlatan ayetler de o kadar önemlidir. Çünkü, insanın önünde iki yol vardır. Onlardan birinden gitmek zorundadır, tercih kendinsindir. Rahmeti anlatan ayetler, insanları Allah’ın emirlerine karşı duyarlı olmağa davet eden birer teşvik mesajları olduğu gibi, gazabı anlatan ayetler de, insanları Allah’ın yasakları karşısında duyarlı olmağa davet den birere uyarı mesajlarıdır. Bazıları teşvikten, bazıları uyarıdan anlar. Kur’an kimseyi mahrum bırakmaz.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 11-09-2009
5,565 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content