Tâhâ Suresi 132. ayette geçen, ailene namazı emret, ifadesini açıklar mısınız?

Bu ayetin emri açıktır. Allah, bütün insanların rehberi olan peygamberine bu emri vermekle namazın ne kadar önemli bir ibadet olduğunu göstermiştir. Bu sure Mekke’de inmiştir ki, namazın farz kılındığı zaman dilimine ait bir süreci hatırlatmaktadır. Yani, namazların hangi vakitlerde ve nasıl kılınacağını ailesine öğretmesi emredilmiştir. Hatta Medine’de de birkaç ay Hz. Peygamber (a.s.m) sabahları Hz. Ali (ra) ile Hz. Fatıma (r.anha)’yı namaza kaldırmak üzere evlerine gidiyor ve onlara sesleniyordu. (Razî, ilgili ayetin tefsiri)

Bununla beraber, ayette yer alan “Ehil/Aile”den maksat Hz. Peygamber (a.s.m)’in geniş manadaki akrabaları olduğu veya bütün ümmeti olduğuna dair yorumlar da söz konusudur. (a.g.e.)

İmam Maverdî’ye göre de ayette yer alan “Ehil/Aile”den maksat ya onun hususî ailesi veya -bir nevi manevî ailesi olan- bütün ümmetidir. Ayetin ikinci emir cümlesi olan “Ve bu konuda sabır, sebat göster.” mealindeki ifadeden maksat da “Aileni ve ümmetini namaza davet etmeye devam et ve sen de namaz kılmaya devam et!” demektir. (Maverdî, ilgili ayetin tefsiri)

Hz. Ömer (ra) bu ilâhî emre uyarak, her sabah ev halkını namaza kaldırırdı. Hz. Zübeyir'in oğlu Urve de ilgili âyeti okuduktan sonra eşine: “Haydi namaz kılalım!” derdi. (Kurtubi, ilgili ayetin tefsiri)

İlk başta ifade edildiği üzere, bu emir, Hz. Peygamber (a.s.m)’in şahsında bütün insanlara bir derstir ve namazın önemine yapılan bir vurgudur. Zorlama anlamına değil; hatırlatma, tavsiye ve namazın yararını anlatma, devamını sağlama, gerekirse eğitip alıştırma anlamınadır. Çünkü zorla ve tehditle kılınan bir namazda hayır yoktur. Öylesine bir namaz Allah için değil, zorlayan veya tehdit eden için kılınmış olur.  Özellikle ve öncelikle aile reisinin, yani ana-babanın ibâdet hususunda örnek olmaları ve namazı aksatmadan sürdürmeleri şarttır. Nitekim âyetteki ikinci emir buna yönelik bir anlam taşımaktadır.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 26-02-2010
3,886 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content