Taha Suresi, 103 ve 104. ayetlerde geçen 'On günden fazla durmadınız', 'Bir günden fazla durmadınız' sözüyle ne demek istendiğini açıklayabilir misiniz?

İlgili ayetlerin meali:

“Kendi aralarında sessizce konuşurken: ‘Dünyada, olsa olsa on gün kadar bir şey kaldınız.’ derler.

Aralarında konuştukları konuyu Biz pek iyi  biliriz. Onların en mûtedil ve en makul olanı, o zaman ‘Siz bir günden daha fazla kalmadınız’ diyecek.” (Taha, 20/103-104)

Bu ayetlerde vurgulanan husus şöyle açıklanabilir: Mahşerin dehşet verici manzarasını gören suçlular kendi aralarında öz eleştiri yapmaya başlarlar. O kadar değer verdikleri, ahireti ona feda ettikleri dünyada kaldıkları süreyi tartışırlar. “Değer mi, bu kısacık bir hayat için, şu ebedî hayatı feda etmek..” diye. Bunun üzerine onlardan bazıları “ne olacak bütün kaldığınız süre 10 günü geçmemiştir” derken, daha iyi, daha makul düşünenler ise, “sadece bir gün kalmışsınız, ne on günü..!”     diyerek “on gün kaldınız” diyenlerin söylediklerinin doğru olmadığını vurgulamak isterler.

Dünyada kaldıkları süreyi 10 veya bir gün demeleri iki açıdan değerlendirilebilir:

Birincisi: onlar, mahşerin dehşetli manzarasını gördüklerinde şok olup hafıza kaybına uğradıkları için gerçekten ne kadar kaldıklarını bilmiyorlar, 10 veya bir gün sanıyorlar.

İkincisi: Aslında dünyada ne kadar kaldıklarını bilirler, fakat ebedî bir yurt olan ahiretle kıyasladıkları için onu çok az görüyorlar. “Dünyanın bin senelik mesut hayatı cennet hayatının bir saatine değmediğini” yakînen öğrendikleri için, adeta “biz ne yaptık, nasıl böyle hata işledik, cennetin ebedî elmaslarını nasıl oldu da dünyanın geçici cam parçalarına değiştirdik, fânî bir hayatı nasıl bâkî bir hayata tercih ettik..” diyecekler. (krş. Razî, ilgili ayetlerin tefsiri)

Dünyada ne kadar kaldıkları ya da kaldığımız konusunda doğru konuşma ne şekilde olmalıdır?

Bu sorunun cevabını şu âyetlerde buluyoruz: "Kıyamet koptuğu gün, suçlular, dünyada çok az bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar, böyle döndürülüyorlardı. Kendilerine ilim ve iman verilenler şöyle derler: Andolsun ki siz, Allah'ın yazısında yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu gün, yeniden dirilme günüdür. Fakat siz onu tanımıyordunuz." (Rûm, 30/55-56)

Demek ki ilim ve iman erbabı olanlar geçen zaman dilimi hakkında miktar belirlememekte, öldükten sonra dirilmeye kadar kaldıklarını söyleyerek genel bir söylevi tercih etmektedirler. Fakat suçlular, pişmanlıkları sebebiyle, tekrar geri dönüp hayatlarında köklü bir değişim yapmanın hasretini çektiklerinde böyle konuşacaklardır.

Kur’an’ın bu tabloyu hatırlatmakla bize bir ders verdiği açıktır: “Sakın ha, fânî, kısa, kederli, sıkıntılı, ıstıraplı, dağdağalı, geçici bir hayatı, ebedî, uzun, kedersiz, lezzetli, bakî bir hayata tercih etmeyin, sonra pişman olursunuz..!

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 18-12-2009
3,349 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content