Şuara Suresinde geçen 'O muazzam yapıları dünyada ebedî kalmak gayesiyle mi inşa ediyorsunuz?' ifadeyi açıklar mısınız?

Konuyla ilgili ayetlerin meali şöyledir: “Siz her yol üzerinde, gelip geçenleri şaşırtmak için bir alamet yapıp saçma sapan şeylerle mi uğraşırsınız? O muazzam yapıları dünyada ebedî kalmak gayesiyle mi inşa ediyorsunuz? Başkalarının hukukuna karşı hiç sınır tanımadan hep böyle zorbalık mı yapacaksınız?” (Şuara, 26/128, 129, 130)

Ayeti “Siz boş şeylerle uğraşarak her yol üstüne bir anıt mı yükseltirsiniz?" şeklinde tercüme etmek de mümkündür.

Hz. Hûd, kavminin âhiret hayatını unutup tamamen dünya hayatı ve zevklerine yöneldiklerini, Allah'a ortak koşarak O'na ibadeti terk ettiklerini görünce böyle bir uyarıda bulundu. Çünkü güçlü ve zengin olan kavmi daha önce din ve ahlâk kurallarına uygun olarak doğru yolda yürürken bilâhare güçlerine ve servetlerine güvenerek Allah'ı, peygamberi ve Allah'ın gönderdiği dini tanımaz duruma gelmişlerdi. Kur'an'ın verdiği bilgiye göre bunlar (Yemen'de İrem adında) bir şehir kurmuş, müreffeh bir şekilde yaşıyorlardı. Muhteşem sarayları, kaleleri, bağları, bahçeleri vardı. (kış. Fecr 89/6-8)

Ayetten öyle anlaşılıyor ki, güçlü kuvvetli oldukları kadar despot zorbalar olan Ad kavminin ileri gelenleri, özellikle tepelerin başlarında -hayallerinde tasavvur ettikleri kendi haşmetlerine uygun- ihtişamlı villalar yapıyorlardı. Bu binalar, dış görünüşleri itibariyle çok ihtişamlı oldukları gibi, iç yapıları itibariyle de sahiplerine ebedîyen yıkılmayacak bir kalitede oldukları vehmini veriyordu.

Hz. Hud, Ayette yer alan ifadeleriyle içinde bulunduğu toplumda yaşayan insanların –ihtiyaçları olmadığı halde, sırf  gösteriş yolunda egolarını tatmin etmek için- yaptıkları binaların hem plansız programsız gece kondu sitilindeki düzensizliklerine, hem israfa kaçan sayı ve ihtişamlarına, hem de bu israflı yapıların o milletin ahlak, kültür ve medeniyeti üzerindeki yakın etkilerine itiraz etmiş oluyordu.

Kısacası Âd kavmi güçlü ve müreffeh bir toplum haline gelmişti; yeryüzünde kendilerinden daha güçlü kimsenin bulunmadığı kanaatinde idiler. (bk. Fussılet, 41/15) Nitekim 130. âyet onların gerçekten güçlü olduklarına işaret etmektedir.

Kuvvetli bir ihtimalle bu şaşaalı binalara, bu debdebeli villalar, bu görkemli köşkler Ad kavminin sonunu hazırladı. Nitekim, Roma ve Osmanlı imparatorluğu da en güçsüz dönemlerinde en gösterişli kasırlar yapmış ve mukadder olan sonlarını hazırlamışlardı.

Bundan şu sosyolojik dersi çıkarabiliriz ki; aşırı ihtişam, israf, gösteriş, zulüm yapanlar uzun süre ayakta kalıp payidar olamazlar.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 09-10-2009
2,509 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content