Sebe Suresi 44. ayette "senden önce onları uyarmakla görevli bir peygamber göndermedik" buyuruluyor. Madem uyarıcı göndermemiş niye imtihan ediyor?

Biz onlara Kur'ân'dan önce, okuyacakları kitaplar vermedik, keza senden önce onları uyarmakla görevli bir peygamber de göndermedik. (Sebe' 44)

 

Her ne kadar âyetin ifade tarzı bu topluma baştan beri hiçbir peygamberin gelmemiş olduğu anlamını düşündürüyorsa da, naklî ve aklî deliller burada kastedilenin şu olduğunu göstermektedir: Bunların hidayet yolunu tanımalarından sonra içine düştükleri dalâlet döneminden beri kendilerine bir uyarıcı gelmemişti.

 

“Ataları uyarılmamış, hâliyle, kendileri de gaflette giden bir topluluğu uyarmak için gönderilmişsin.” (Ya Sin, 36/6).

Alimlerin büyük çoğunluğuna göre, ayetin anlamı mealini verdiğimiz gibidir. Buna göre, uyarılmamış olanlar Arap'ların yalnız fetret dönemi denilen devirde, Hz. İsa ile Hz. Muhammed (a.s.m) arasındaki devirde yaşayan ataları kastedilmiştir ve bunlar genel kuralın dışında bir istisna teşkil etmektedir.

 

Nitekim, Alusi’nin de ifade ettiği gibi, uyarılmamış olan babalarından maksat, en yakın babalarıdır. Uzak babalarına gelince, onları Hz. İsmail uyarmış ve kendilerine Hz. İbrahim’in şeriatı ulaştırılmıştı. (bk. Alusî, ilgili ayetin tefsiri)

 

Ayrıca uyarıcı iki anlama gelir: Birincisi: Allah tarafından vahiy alan peygamber. İkincisi: Bir peygamber olmamakla beraber, ilham ile veya başka bir peygamberin öğretilerinden istifade ederek uyarıcılık yapan kimse. Bu ayette Arap'ların yakın babalarına gelmediği ifade edilen uyarıcı peygamber olandır. Yoksa, Zeyd b. Amr b. Nufeyl, Kus b. Saide gibi peygamber olmayan uyarıcılar yine vardı.(Alusî, a.g.y).

 

Halbuki biz onlara okuyup ders yapacakları, okuyup aralarında ders haline getirecekleri, okuyup anlamaya çalışacakları ve hayatlarını onunla düzenleyecekleri bir kitap göndermemiştik şimdiye kadar. Yâni bu adamların daha önce bu Allah’tandır dedikleri bir kitapları, bir sahifeleri olsa da, bak biz Allah’a bağlıyız, biz bu kitapla hayatımızı düzenliyoruz, Allah daha önce okumak ve amel etmek üzere bize bu kitabı gönderdi deseler. Halbuki bağlandıkları, dayandıkları böyle bir kitapları da yok ellerinde. Biz atalarımızın yoluna bağlıyız, diyorlar, kimse bizi atalarımızın dininden ayıramaz, diyorlar, ama atalarından kendilerine intikal eden bir kitap da gösteremiyorlar. Halbuki ata olarak daha önceki atalarına gitselerdi, daha önceki ataları olan peygamberlere gitselerdi elbette reddettikleri bu kitabın aynısının onların hayatını düzenlediğini göreceklerdi.

 

Bundan önce Allah’tan başkalarına ibadet etmelerini, Allah’tan başkalarını dinlemelerini onlara öğreten, öğütleyen hiçbir kitap, hiçbir elçi göndermedik. Ellerinde böyle bir kitapları da yok. Hal böyleyken şimdi bu adamlar Kur’an’ı reddedip küfre ve şirke sarılırlarken, bu küfürlerini, bu şirklerini neye dayandırıyorlar? Hangi kitaba, hangi elçiye dayandırıyorlar? Hayır hayır, onlar bir bilgiye değil, bir delile, bir kitaba, bir peygambere değil, sadece zanlarına, sadece hevâ ve heveslerine dayanarak, cehâletlerinden kaynaklanan bir sapıklıkla hareket ediyorlar.

 

Maturidiye göre Allah’ın varlığına inanmak, -peygamber gönderilmeden de- gereken bir görevdir. Buna göre, bu insanlar da Allah’a iman etmekle imtihan edilmektedir.

 

Her kavme peygamber gönderilmiş midir? Bilgi almak için tıklayınız.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 11-12-2009
2,844 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content