Onlar süs içinde yetişen ve tartışmada meramını kuvvetle anlatamayan kızları mı Allah'a isnad ediyorlar? (Zuhruf, 43/18) ayetini açıklar mısınız?

Zuhruf süresi 16-18.ayetlerinin meali şöyledir:

“Ne o, yoksa O, yaratıklarından, aklınız sıra kızları kendisi evlat edindi de, o değerli oğulları size mi ikram etti?  Halbuki o müşriklerden herhangi bir kimse, Rahman’a yakıştırdığı kız çocuğunun dünyaya geldiği haberini alınca, birden yüzü mosmor kesilir, kederinden yutkunur durur. Onlar -iddialarınca- süs içinde yetişen ve tartışmada meramını kuvvetle anlatamayan kızları mı Allah’a isnad ediyorlar? (Oysa insanın en değerli saydığı şeyi Mâbud’una vermesi gerekir)”(Zuhruf, 16-18).

Burada müşriklerin şiddetli çelişkileri vurgulanır: Onlar kız evlatlarını, hiç adam yerine koymuyor, hatta "kızın oldu" denilince kaçacak yer arıyorlardı. Kendileri erkek çocuk isterken, hoşlanmayıp hakir gördükleri kız çocuklarını Allah'a mal ediyor. "Onun kızları" olduğunu iddia ediyorlardı. Kur'ân kız çocuklarını hakir gördüğünden değil, onların kendi kendileriyle çelişkiye düştüklerini ortaya koymak için bu ifadeleri naklediyor.

Ayetlerde asıl mesele, müşriklerin -kendi düşüncelerine göre- Allah ile başkası arasında bir şeyi paylaşırken her zaman Allah’a en kötü gördükleri payı vermelerinin yanlışlığına dikkat çekmektir. Mesela;

Enam suresinde söz konusu edilen “Ekin paylaşımını” bu tarzda yapmışlardır:

“Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan kendilerince Allah’a bir hisse ayırdılar da kendi batıl iddialarınca: “Şu, Allah’ın” dediler, “Şu da uluhiyette ortakları olan putlarımızın.” Ortakları için ayırdıkları, Allah’ın hissesine konulmaz, ama Allah’a ait olanlar ortaklarının hissesine aktarılır. Bunlar ne kötü hüküm veriyorlar!”(Enam, 6/136).

Necm suresinde ise, müşriklerin “Kız-erkek” paylaşımından söz edilmiştir.

“Erkek evlatlar size, kızlar O’na olsun, öyle mi?  O zaman bu insafsız bir taksim olmaz mı?”(Necm, 53/21-22)

Zuhruf suresinde de bu “erkek-kız paylaşımı” söz konusu edilmiştir. Burada erkek-kız ayırımı müşriklerin inançlarına göre değerlendirilmiştir. Çünkü, maksat müşriklerin kendi düşüncelerine göre hor-hakir, değersiz olan şeyleri Allah’a, değerli olan şeyleri ise kendilerine ve putlarına vermeleri gibi haksız, âdil olmayan ve yakışıksız olan tutumlarını deşifre etmek, yanlışlarını yüzlerine vurmak, Allah’a karşı gösterdikleri saygısızlıklarını ortaya koyarak başkalarına da ders vermektir.

Ayette -meal olarak- yer alan “Onlar -iddialarınca- süs içinde yetişen ve tartışmada meramını kuvvetle anlatamayan kızları mı Allah’a isnad ediyorlar?” ifadesinde kızları niteleyen “süs içinde yetişen” vurgusu da o günkü müşrik Arapların görüşlerini yansıtmaktadır. Onlara göre kızların ta çocukluklarından itibaren “süslü elbiseler giymeleri” aslında onların yapılarında olan zaaf ve noksanlıklarını telafi etmeye dönüktür. Erkekler mükemmel oldukları için süslü-püslü şeylere ihtiyaç duymazlar. Ayrıca -müşriklere göre- kızlar, meramlarını da erkekler gibi kuvvetli bir şekilde ifade edemiyorlar. Bu noksanlıklarını da dışa yansıyan süslü giysiler giyerek teselli bulmaya çalışırlar.(bk. Taberî, Razî, İbn Kesir, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

Müşrik Araplar kız çocuklarını istemedikleri, onları doğru dürüst insan saymadıkları, savaşa dayanıklı olmadıkları ve ömürlerini güzel görünmek için süslenmekle geçirdikleri gerekçesiyle onları hor gördükleri halde hem meleklerin hem de Allah'a ortak kıldıkları putların dişi olduklarına inanır, ayrıca bu dişi putları Allah'ın kızları olarak kabul ederlerdi. Çocuk ana babanın vücudundan bir parça gibidir; yapı olarak onların özelliklerine sahiptir. Eğer putlar Allah'ın kızları ise ya bunların eksik ve değersiz olmamaları gerekirdi, yahut da -eksik, değersiz iseler- Allah'ın çocuğu (parçası) olamazlardı. Burada işte bu çelişkiye dikkat çekilmektedir. (bk. Kuran Yolu, Heyet, ilgili ayetlerin tefisir)

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 18-06-2010
4,452 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content