Buradasınız

"O gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır" (Casiye, 28) ayetine göre, hiçbir dini kabul etmeyen ateistler hangi kitaba çağrılacaklar?

İlgili ayetlerin meali şöyledir:

“Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca Allah'ındır, Kıyamet vakti geldiğinde; hakkı bırakıp batıla sarılanlar işte o gün zarar edeceklerdir. 

Bütün toplulukları diz çöküp boyun eğmiş olarak göreceksin. Her topluluk kendine ait defterin başına çağrılacak, o gün yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz. 

"Bu, size gerçeği söylemekte olan kitabımızdır, biz bütün yaptıklarınızı kaydetmekte idik" denilecek.” (Casiye, 45/27-29)

Allah, beşer ruhunu dolduran, ona sorumluluğun mana ve ölçüsünü veren âhiret gününde meydana gelecek safhalardan birkaçını sıralamakta ve böylece kullarını uyarmaktadır. O, bununla, dünya hayatından amacın âhiret hayatı olduğunu ve bu iki hayatın birbirini tamamladığını; biri olmayınca diğerinin anlamsız kalacağını haber vermektedir.

Öldükten sonra dirilmeyi, dünyada yapıp ettiklerinden hesaba çekilmeyi inkâr eden, bu konuları anlatan âyetleri alaya alan müşriklere, yanlış yollarında devam ettikleri takdirde nelerle karşılaşacakları daha detaylı olarak açıklanmak suretiyle imana gelmeleri teşvik edilmektedir.

Dünyada topluluklar (kavimler, kabileler, ümmetler, milletler...) sosyal gruplar olarak ayrılmış, her grup da kendi içinde alt bölünmelere tabi tutulmuş, insanlık tarihinde birçok yer ve zamanda bu gruplar ayrı defterlere kaydedilmiş, burada grubun her ferdi için de bir hane açılmıştır. 

Âyetlerden anlaşıldığına göre âhîret hesabı bakımından da hem gruplara birer defter tahsis edilmiş, hem de her bir ferdin yapıp ettikleri kayda geçirilmiştir. (bk. Kur’an Yolu, Heyet, ilgili ayetlerin tesfiri)

Buna göre, ayette anlatılmak istenen bir çok anlamın yanında en dikakt çekeni,her grubun ve kişinin hayatının bütün detaylarıyla kaydedildiği belgelerdir. 

Defter olarak meal verilen “kitap” kelimesi, "amel sahifeler.." manasınadır. Dolayısıyla burada "kitap", bir cins isim olarak kullanılmıştır. Bu tıpkı şu ayette ifade edildiği gibidir: “Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez."  (Kehf, 18/49)

 

Burada, "Kitap, nasıl olur da hem onlara, hem Allah'a nisbet edilir?"şeklinde bir soru akla gelebilir. 

Esasen ikisi arasında bir tezad yoktur. Çünkü bu kitap, onların amellerini ihtiva eden, kaydetmiş olan kitap manasında "onların kitabı"dır; Meleklere bunların yazılmasını emreden Allah Teâlâ olduğu için de, "Allah'ın kitabı"dır.

Ayette geçen “kitabın gerçeği söylemesi” ise, hiç birşey katmadan ve eksiltmeden şahitlik yapmasıdır. Çünkü Allah meleklere, onların yaptığı her şeyi istinsah ettirir, yani onların amellerini yazmalarını emreder. (bk. Razi, Mefatih ilgili ayetlerin tesfiri) 

Ayetlerin devamında, itaatkâr insanların durumları belirtilerek, "Artık iman edip de iyi amel işleyenleri, Rableri rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık murada erişmenin tâ kendisidir" buyurulur. İnkar edenlerin durumları da şöyle haber verilir: “Hakkı inkâr edenlere gelince şöyle denilecek: Âyetlerim size okunur değil miydi? Ama siz kibre kapıldınız ve günaha batmış bir topluluk oldunuz." (Casiye, 45/30-31)

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 06-12-2013
1,194 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content
mucahide

Allah sizlerden razi olsun.

Eren

Kaldı ki Kitap dahi denmiş olsaydı, Kur'an denmiş olsaydı yani, yine de ona çağırılırlar demek olurdu. Çünkü bir ateist Kur'anı kabul etmese de, o Nûr, onların da Kitabıdır. Ama Kur'an, iman edenlerin imanını arttırır, inkar edenlerin inkarlarını arttırır. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. Tabiki orda yazan, kişilerin amel defteridir.

Eren

İnsanlar, Dîn'ini tam olarak yaşamazlar ise, inanmayanları güzelce çağıramazlar. Onlara kötü söz söylerler ve onlarda daha da uzaklaşabilir. Biz, güzel söz söylemeliyiz. Münafıkların ve kafirlerin eziyetlerine aldırış etmemeliyiz. Tabiki hiçbir kimse, hiçbir kimseyi zorla saptırabilecek değildir. Herkes kendi yaptığından sorumludur.