Nur 44. Ayette geçen "Allah, geceyi ve gündüzü (birbirine) çevirir" ifadesinin Dünyanın dönüşüne işaret ettiğini söyleyebilir miyiz?

Allah gece ile gündüzü birbirine çeviriyor, geceyi gündüze, gündüzü geceye dönüştürüyor, sürelerini uzatıp kısaltıyor. Elbette bunda görebilenler (kalp gözü açık) olanlar için alınacak bir ders vardır. (Nur, 24/44)

"Allah geceyi ve gündüzü birbiri ardından getirir." Bu ayet, bir çok anlamı yanında, dünyanın yuvarlak olmasına ve dönmesine de işaret etmektedir. Ayette önce gecenin anılması, dünyanın kendi ekseni etrafında batıdan doğuya doğru döndüğüne işarettir. Nitekim Yasin Sûresi kırkıncı âyette: “Ne de gece gündüzün önüne geçebilir” buyurularak, dünyanın ters dönüş yapması, yani doğudan batıya dönmesinin mümkün olmadığı belirtilmektedir. (bk. Celal Yıldırım, Asrın Kur’an Tefsiri, Nur 44 .ve İsra 12. ayetlerin tefsiri)

Ayette sorunuzla ilgili dikkat edeceğimiz kelime “yükallibü” fiilidir. Bu kavram Kur'ân'da "gerisin geri dönmek" (Âl-i İmrân 3/144); "kötü duruma düşmek" (Âl-i İmrân 3/149); "kurmak" (Tevbe 9/48); "kurmak" (Tevbe 9/48); "akibet" (Kehf 18/36); "elleri oğuşturmak" (Kehf 18/42); "ters çevirmek" (Hacc 22/11); "yer değiştirmek" (Nûr 24/44); "devrimle devrilmek" (Şu'arâ 26/227); "dönmek" ('Ankebut 29/21; Tevbe 9/95) ve "dolaşmak" (Mü'min 40/44) manalarına gelmektedir. Bu ayette, gece ile gündüzün yer değiştirmesini, ardı ardına gelmesini ifade etmektedir.

Furkân 62'de ise gece ile gündüzü birbiri ardınca getirme anlamını taşımaktadır. Ayrıca yine bu kelime, "ışığın yerini karanlık, karanlığın yerini ışığın alması gibi, soğuğun yerini sıcaklık, sıcaklığın yerini soğuğun alması" anlamına gelmektedir.

Gece ile gündüzün birbirini izleyip bir devridaim halinde sürüp gitmesine dikkatler çekiliyor; sebebinin ve hikmetinin araştırılması ise insan aklına, düşüncesine ve ilmî tespitlere bırakılıyor. Zira ortada çok düzenli, faydalı ve devamlı bir olay vardır. Her yönüyle ve yanıyla insan hayatına yöneliktir. O halde Cenâb-ı Hakk'ın insanı dünyaya getirmeden, bütün şart ve ortamları hazırladığı; hayatın belirlenen süre içinde devamını sağlama kanunlarını koyduğu kendiliğinden anlaşılıyor.

Gece ile gündüzün birbirini izleyip devam etmesi sadece o şart ve ortamlardan biridir. Nitekim İsrâ Sûresinde bu konu biraz daha açıklanarak gece ile gündüzün nasıl düzenlendiği konu ediliyor ve ayın güneşten kopma bir ateş parçası olduğu, o yüzden önceleri gece ile gündüz diye bir düzenleme bulunmadığı, sonraları ayın sönüp bugünkü duruma getirilmesiyle gece ile gündüz düzenlemesi sağlandığı belirtiliyor. Şöyle ki: “Gece ve gündüzü (varlığımıza, kudretimize) birer delil ve belge kıldık: Gece belgesini silip gündüz belgesini aydınlık yaptık..” (bk. İsrâ, 15/12)

Ayette geçen el-ebsâr kelimesi, "basiretler" demektir ve bu âyette ilgili cümle, tabiat olaylarını gözleyip derinlemesine neticeler çıkartıp, dersler alıp bilim yapan ve oradan Allah'ın varlığına varan kabiliyeti, gönül gözünü ifade etmektedir.

Gece ile gündüzün ardı ardına gelmesini gözlemlemekte, o hareketteki ilâhî kudreti görüp Allah'a varmanın dersini almak vardır. Gerçekleşen tabiat olaylarından ders alarak Allah'ın varlığına varmak, gönül gözüne sahip olmanın delili olmaktadır.

Yüce Allah, insanı yaratırken kafa gözleri gibi ona gönül gözünü de vermiştir.

Böylece Kur'ân'da uygulanan ilâhî metottan biri de, Cenâb-ı Hakk'ın kendi varlığına ve kudretinin sınırsızlığına delâlet eden belgeleri ana tema olarak vermesidir. Gece île gündüzün birbirini izlemesi hakkındaki temel bilgi de bu temalardan biridir. Nitekim ilgili âyette : “Şüphesiz ki bunda kalp gözü açık olanlar için ibret vardır” buyurulması, bütünüyle akla, ilme ve sağduyuya yöneliktir.

Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için tıklayınız.

Bazı mucizeler için tıklayınız.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 29-01-2010
3,254 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content