Necm suresinin 9. ayetinde geçen "veya" ifadesine göre; Allah tahmin mi yürütmektedir, Allah kesin bilgiye sahip değil midir?

Ayette “veya” olarak tercüme edilen kelimenin aslı olan “EV” edatı üç manaya gelir:

a. Bildiğimiz kendi asıl manasına yani “veya” anlamına gelir. Bu takdirde buradaki tereddüt ifadesi -Haşa- Allah’a yönelik değil, insanların sıkça kullandıkları bir ifadeye uygun hareket etmektir. Yani, Kur’an insanlara hitap ettiğine göre, onların dillerinde kullandıkları ifadeleri aynen kullanması caizdir. Mümaşat denilen bu uygunluk, insanların örfüne göre bir yaklaşım tarzıdır. 

Yine bu manaya göre bakıldığında, tereddüt değil, insanların bakış açısını dikkate alan ve söz konusu edilen konuyu iki kez tekrar edip vurgulayarak pekiştirmeye yönelik  bir yaklaşım olarak da değerlendirilebilir. Buna göre ayetin  anlamı şöyledir: “Sonra yaklaştı ve iyice sarktı. Öyle ki araları yayın iki ucu arası kadar veya -sizin  takdirinizde/tasavvur ve tehayüllerinizdeki seçime göre diyebilirsiniz ki- daha az kaldı.”

Nitekim, buna benzer bir ifadeyi şu ayetlerde de görmekteyiz:

“Sonra bunun arkasından kalpleriniz katılaştı, artık onlar taş gibi, hatta ondan da katı!”(Bakara, 2/74)

“Sonra onlara savaşma farz kılınınca, onlardan bir kısmı insanlardan, Allah’tan korkarcasına, Veya/hatta daha fazla korkup şöyle diyorlar”(Nisa, 4/77).

“Ve onu (Yunus’u) yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik”(Saffat, 37/147)

b. Buradaki “EV=Veya” kelimesi “VE=ve” anlamında kullanılmıştır. Arapça’da“Ev” edatının bu manası da bilinmektedir. Buna göre ayetin manası şöyle olur:“Öyle ki araları yayın iki ucu arası kadar ve daha az kaldı.” 

c. Buradaki “EV=Veya” edatı, “BEL=hatta” manasınadır. Buna göre ayetin manası şöyledir: “Sonra yaklaştı ve iyice sarktı. Öyle ki araları yayın iki ucu arası kadar hatta daha az kaldı.”(bk. Zemahşerî, Beydavî, Kurtubî,İbn Kesir ilgili ayetin tefsiri)

Özetlersek, bu ayetin ilgili cümlesinin açıklamalı manası şöyledir: “Öyle ki araları yayın iki ucu arası kadar ya da daha az kaldı”. Yani “Ev=veya/ ya da” edatı bir şüpheyi değil, bir seçme serbestini vermektedir. 

Buna göre insanlara hitaben deniliyor ki; “Ey insanlar, dilerseniz söz konusu yakın mesafeyi  yayın iki ucu gibi tasavvur edersiniz, dilerseniz ondan da yakın bir mesafeyi düşünebilirisniz..”(bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 27-07-2012
1,475 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content