Mısırlı Hafız Mustafa İsmail ve Kur’an Tilavet Sanatı


İnsanlığın hidayetini, dünya ve ahiret saadetini ilke edinen Kur’an-ı Kerim’in bu gayeyi gerçekleştirmesinde önemli bir katkısı olan tilavet boyutunu, salt kitlelerin önünde bir fantezi gibi görmekten ziyade onun, Kur’an’ın lafız ve mana zenginliğini ortaya koyması ve buna bağlı olarak da içsel musikisinin kalplere nüfuz etmesini değerlendirme açısından ele almak daha isabetli bir yaklaşım olacaktır.

Bilinmelidir ki, Kur’an’ı sadece lafzen ve tecvit kaideleri gereğince okumak yeterli olmamaktadır. Okunan İlahi kelam mutlaka anlamının havasını hissettirmelidir. Dolayısıyla, Kur’an’ın fonetik zenginliğinin ses-anlam ilişkisine yansıyan müzikal yönüne sağladığı katkıyı dikkate alarak, bunun bir öğreti olabileceğini vurgulamak gerekmektedir. Hal böyleyken bu tür çalışmaların temel hedefi de, tilavet kültürü çerçevesinde Kur’an’ı en güzel okuyan hafız ve karilerin sunumlarından hareketle ayetlerdeki incelikleri, uygulanan makam ve musikinin manayı aksettirebilmesini ortaya koymak olmalıdır.

Özellikle mananın içselleşmesinde büyük katkısı olduğu düşünülen Mısırlı hafızlardan Muhammed Rıfat, Kamil Yusuf, Mustafa İsmail, Sıddık Minşavi, Abdüssamed, Mahmud Ali Benna, Rağib Ğalveş, Tuhi ve Dr. Ahmed Naina gibi mükemmel ses ve derin musiki bilgisini simetrik bir şekilde kullanan karilerin Kur’an’i kayıtlarından istifade etmek gerekmektedir.

Bu çalışmaya gelince, bunun genel çerçevesini tilavet dünyasında haklı bir şöhrete sahip olan şeyh Mustafa İsmail oluşturacaktır. Onu hem hayatı hem de tilavet sanatı bakımından değerlendirmek en doğru yaklaşım olacaktır.  

 

Hayatı ve Eğitimi

Mustafa İsmail 1905 yılında Mısır’ın Garbiye iline bağlı Meyt Gazal köyünde dünyaya gelmiş ve on yaşında Kur’an’ı tamamıyla ezberlemiştir. Ardından kıraat ilmini tahsil etmek için zamanın alimlerinden olan Muhammed Hamade’den özel eğitim almıştır. Ancak kıraat ilmiyle yetinmeyerek Kur’an’ı daha iyi anlamak amacıyla tefsir ve fıkıh ilimlerini de öğrenerek yüce kelamın anlamına vakıf olmuştur.

Şeyh İsmail, öğrendiği ilimlerin ardından kararını kıraat ve tilavet sanatından yana kullanarak Kur’an’ı güzel okumaya yönelmiş ve bu sanatın inceliklerini keşfetmeye çalışmıştır. Zira o, hayatının bütününü Kur’an’ı okumaya adamıştır. Kur’an ve tilavet sanatı adeta onun hayatının anlamı olmuştur. O, Kur’an’ı sadece okumamış, okurken sesli tefsir edebilecek bir kıvamda sunma noktasına ulaşmıştır. Kur’an’a adanmış bu şahsiyet 1978 yılında 73 yaşındayken dar-ı bekaya intikal etmiştir.   

 

Tilavet Dünyasıyla Tanışması

Bilindiği üzere Mısır coğrafyası Kur’an’ın en güzel sesli ve sanatlı okuyucularını bünyesinden çıkarmıştır. Hatta hafız olsun olmasın bu ülkenin hemen hepsi Kur’an tilavet sanatına ilgi duymaktadır. Bu sebepledir ki, bu sanatı çok iyi icra edebilen şeyh İsmail, bulunduğu toplumun ilgi odağı haline gelmiş ve yakaladığı haklı şöhretle ünü İslam alemine yayılmış bir tilavet sanatkarıdır. Hatta onun şöhreti yakalaması tamamen bir tevafuktur. Zamanın en önemli karilerinden olan Abdulfettah Şaşai’nin rahatsızlığı sebebiyle katılamadığı bir programa Mustafa İsmail’in davet edilmesi, onu Mısır tilavet dünyasıyla tanıştırmıştır. Programda kendisinden kısa süreli bir protokol okuyuşu istenilmesine rağmen o, bir hikmettir ki yaklaşık 1.5 saat kadar okumuş ve dünyaya kendini ispat etmiştir.

 

Şeyhin Tilavet Sanatı 

Mustafa İsmail’in okuyuş üslubu Kur’an tilavet dünyasında adeta bir ekoldür. Onun okuyuş üslubu tilavette bir okul mahiyetindedir. Günümüzde onun okuyuş sanat ve stilinin eğitimini veren öğretici sayısı hiç de az değildir. Tilavet dünyasında en çok beğenilen ekollerin başında gelen bu tarz halen daha pek çok hafızın okuyuşuna ilham kaynağı olmaktadır. Bugün yerli ve yabancı birçok hafız ve kari onun üslubunun takipçisidir.  

Mustafa İsmail’in tilavet sanatında en dikkat çekici özelliklerden biri, Kur’an okumaya başlarken manaya göre inişler ve çıkışlar yapmasıdır. Mesela, aşağıda Şeyh’ten dinleme linkini verdiğimiz Kaf suresinden bir iki nokta üzerinde durmak gerekirse, özellikle söz konusu surenin son ayetlerinde “Ve’stemi’ yevme yünâdi’l-münâdi min mekkânin karîb” pasajındaki (Ve’stemi’: kulak ver) kelimesi ünlü kari için üzerinde devamlı olarak dönebileceği bir ifadedir. Surenin 41. ayetinde Münadinin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver buyurulmaktadır. Bu sesleniş, öldükten sonra dirilmeyi ifade eder. Yani herkes öldükten sonra dirilme gününü anlatan ayetlere kulak verecek ve kendini ona göre ayarlayacaktır. İşte şeyh İsmail bu korkunç ifadeyi, çok veciz bir şekilde icra ederek dinleyen cemaat üzerinde derin bir etki bırakmaktadır. O sanki de şöyle demektedir: Aman ey cemaat dikkat kesilin! Bu kavrama üstün körü değil, daha dikkatli bir şekilde kulak verin deyip, üzerinde defalarca dönerek ondaki derin manayı vurgulamaktadır. Çünkü korkutma ve müjdeleme ayetlerinde sesin yükseltmesi bu sanatın önemli hususiyetlerindendir.

Dolayısıyla ilahi mesajların manasal bakımdan sözlü tefsiri mahiyetinde olan bu gibi sunumlar, dinleyenler üzerinde ciddi bir tesir oluşturmaktadır. Görüldüğü üzere Mustafa İsmail ve nice sanatkarlar Kur’an ayetlerini manasıyla beraber ele almış ve sesli tefsir yapmanın ölçülerini yine sesli bir yolla geleceğe aktarmışlardır.

Yazar:
Nurullah Dağ
Kategorisi:
Makaleler & Yazılar
Gönderi tarihi: 22-10-2014
5,589 kez okundu
Block title
Block content