Maide Suresi 97. Ayette geçen 'hac kurbanını ve (kurbanın boynuna asılan) gerdanlıkları insanların belini doğrultmaya sebep kıldı' ifadesi ne anlama geliyor?

Soruda 'insanların belini doğrultmaya sebep kıldı' diye meali verilen ifadenin Arapça aslı 'Kıyamen li'n-nas' şeklindedir. Buradaki anahtar kelime 'Kıyam'dır. Kıyam, ayakları üzerinde durmak demektir. Fakat, bu kelime aynı zamanda dinçlik, zindelik, herhangi bir şeyin düzeltilmesi, bir durumun dizayn edilip düzene sokulması, yararlı hale getirilmesi anlamında da kullanılır(bk. Razî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

'Allah Kâbe'yi, o hürmete layık evi/mâbedi din ve dünya hayatları için yararlı bir nizam vesilesi kılmıştır; o hürmetli ay'ı da, Kâbe'ye gönderilen gerdanlıksız veya gerdanlıklı kurbanlıkları da..' ayetinde bu kelime, düzeltme, düzene koyma, yararlı hale getirme anlamında kullanılmıştır (a.g.y.). Bunu özetle 'yararlı bir nizam/bir düzenleme' olarak değerlendirebiliriz.

Aslında, 'kıyamen' vasfı, Kâbe'nin varlığına yönelik olarak kullanılmıştır. Ayette, bu kelimenin 'o hürmete layık ev/mâbed' mealindeki sözcükten sonra kullanılması bunu göstermektedir. Ardından zikredilen 'hürmetli ay, Kâbe'ye gönderilen gerdanlıksız veya gerdanlıklı kurbanlıklar' ise, Kâbe'nin yararlı yönlerinden birer örnek olarak zikredilmiştir. Çünkü, onların hepsi Kâbe'nin varlığı sayesinde bir değer ifade etmişlerdir.

Ayette yer alan 'Nas' kelimesinden maksadı, önce ilk muhatap olan Arapları anlamak mümkündür. Çünkü, Kâbe'nin varlığından maddî-manevî değer kazananların ilki onlardır. Kur'an'da, Kureyş suresinde de işaret edildiği üzere, Kureyşliler, Kâbe sayesinde diğer insanlardan farklı bir statü kazanmış, her tarafta saygı görmüş, iktisadî konumlarını düzeltmiş, güvenli bir ortama kavuşmuşlardır. Bu ayette de onların bu konumlarına işaret edilmiştir. Diğer insanlar ise, ikinci derecede ayetin muhataplarıdır. Çünkü, bu gün dünyanın her tarafından hacca gidenler, kültürel, ekonomik, sosyal alanlarda yararlı bazı şeyler kazanıyorlar.  Bu, işin maddî faydaları açısındandır. Bir de –Kâbe'nin varlığı sayesinde- bütün insanların manevî açıdan, dinî hayatlarını düzeltmeleri, dünyevî hayatlarını din endeksli bir rotaya koymak suretiyle huzurlu bir nizama girmeleri söz konusudur(krş. A.g.y).

İşte bu ayet, diğer ayetlerle ilgisi de düşünüldüğünde, bize şunları açıklıyor:

'Allah Kâbe'yi insanların ayakta durmalarına vesile kıldı. Halk bununla tutunur kalkınır, din ve dünyaları bununla ayaktadır. Dünya ve ahiretlerinde kalkınmalarının sebebidir, korkanlar buraya sığınır, zayıflar burada eminlik bulur. Hacılar ve ziyaretçiler buraya gelir, namaz kılanlar buraya döner. "Nerede olursanız olun Allah hepinizi bir araya toplayacaktır." (Bakara, 2/148) âyetinin sırrı bununla açık olur. Haccın yerine getirildiği haram ayı, kurbanlığı ve gerdanlıkları da böyle yaptı, bütün bunları insanların maddî, mânevî hayatlarının kalkınma vesilesi kıldı. Allah'ın bunları böyle yapması şunu bilmeniz içindir, ki hiç şüphesiz ki Allah göklerde her ne var ve yerde her ne varsa hepsini bilir. Ve hiç şüphe yok ki Allah her şeyi tamamıyla bilir. Ve bu ibadetlerin vukuundan önce zararları defeden ve gerekli menfaatleri celbeden hükümlerin konması, insan hayatının böyle birtakım açık ve kapalı hikmetleri içine alan gizli hükümler ve intizamlı düzenle ayakta durması, Allah Teâlâ'nın hikmetine ve noksansız ilmine delildir. Şu halde bunu kısaca bilesiniz ve bunların açık hikmeti sizin eksik ilim ve kısa aklınızla kavranılabilmekten çok yüksek olduğunu anlayasınız da bu ibadetlerin, bu haram ve helal etmelerin gizli hikmetlerini ve sırlarını Allah'ın ilmine bırakıp, gerekleriyle amel edesiniz.' (bk. Elmalılı, Hak Dini, ilgili ayetin tefsiri)

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 22-05-2009
2,971 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content