Maide 64. ayette: "Yahudiler, 'Allah'ın eli çok sıkıdır.' dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Aksine Allah'ın elleri açıktır." Allah yarattıklarına benzemez, neden eli açık deniyor?

"Yahudiler: 'Allah'ın eli bağlıdır' dediler. Hay kendi elleri bağlanasılar! Hay dediklerinden dolayı mel'ûn olası adamlar! Hayır, hiç de öyle değil! Allah'ın iki eli de açıktır. Dilediği şekilde infak eder. Rabbinden sana indirilen âyetler, mutlaka onlardan birçoğunun azgınlığını ve gâvurluğunu artıracaktır. Bununla beraber, Biz onların aralarına, kıyamete kadar sürüp gidecek bir kin ve nefret bıraktık. Her ne zaman onlar savaş çıkarmak için bir yangın tutuşturdularsa Allah onu söndürdü. Sırf fesat çıkarmak için dünyanın her tarafında koşup dururlar. Allah müfsitleri sevmez."(Maide, 5/64)

Hicretten Sonra Medine'deki Yahudiler iktisâdi sıkıntı ile imtihan edildiklerinde onlardan bir kısmı tarafından, Allah'ın ihsan ve merhametini itham eden böyle bir söz söylenmişti. Hepsi dememiş ise de, diyenlere itiraz etmemek sûretiyle razı olmuş sayıldıklarından, bu söz hepsine izafe edilmiştir.

Esasen Allah'a inanan ve ilâhî bir dinin mensubu olan yahudilerin dinlerin­de de Allah hakkında saygısızca sözler söylemek kabul edilebilir bir davranış değildir. "Allah'ın eli bağlanmış" sözünü haddini bilmeyen bazı Yahudilerin söyle­yip, Yahudi toplumunda sokaktaki adamın da bunu cahilce tekrarlar hale gelmiş ol­ması, yahut halkın kendisine itibar ettiği bir din adamı veya lider (rivayete göre Finhâs b. Âzûrâ) tarafından söylendiği için âyette bu sözün tüm topluluğa nispet edilmiş olması muhtemeldir.(İbn Âşûr, VI, 249.)

Yahudilerin bu sözü söylemeleri daha çok şu iki sebeple açıklanır:

a) Uğra­dıkları sıkıntı ve felâketler karşısında ümitlerinin kalmadığını, Allah'ın kendileri­ne karşı cimrileştiğini ve hazinelerini kapattığını ifade etmek;

b) Müslümanlara zekâtın farz kılınması, "Kim Allah'a güzel bir borç verirse Allah da bunu kat kat fazlasıyla öder." (Bakara, 2/245) mealindeki âyetle hayır yolunda harcama yapma­nın özendirilmesi ve Yahudilerden diyet ödemelerine katılmalarının istenmesi gibi dinî bildirim ve düzenlemelerin ulvî hedeflerini görmezden gelip, bunları sırf menfaatçi bir bakışla eleştirmek ve Müslümanlarla alay etmek.

Birinci sebebe göre "Allah'ın eli bağlanmış" ifadesiyle ne kastettiklerini de iki şekilde anlamak mümkündür:

1) Allah'ın kudreti azalmış, sınırlı hale gelmiş­tir, her konuda dilediği gibi karar verip uygulayamaz, bizi egemenliğimize kavuşturamaz, eski saltanatlı günlerimize döndüremez. Âyetin devamında Yahudilerin bu sözüne reddiyede bulunulurken "Dilediği gibi verir" buyurulması da bu yoru­mu güçlendirmektedir,

2) Allah'ın cömertliği sona ermiştir, artık cimri davran­maktadır.(İbn Atıyye, II, 214-216; Râzî, XII, 40-44.)

Ayette yapılan bu tasvirle, Yahudilerin inanç ve ahlâk düsturları topluluğa nispet edilerek ve herkesin anlayabileceği bir ifadeyle anlatılmış olmaktadır. Bu­rada değinilen karakteristik özellik, tarih boyunca Yahudilerin Allah'ın kudreti hakkındaki felsefî yaklaşımlarıyla ve bunun sonucu olarak benimsedikleri ahlâkî ve iktisadî ilkelerle örtüşmektedir. Gerçekten, Yahudi din adanılan Allahuteâlâ'nın evreni yaratttıktan sonra artık istirahate çekildiği, egemenlik ve gücünü ya­rattıklarına (özellikle Mâide 5/18 âyetinde ifade edildiği üzere Allah'ın sevgili ve seçkin kulları olarak kendilerine) bıraktığı fikrinden hareketle, Allah'ın tam anla­mıyla "fail-i muhtar" (fiillerinde mutlak bir seçme iradesine sahip) olmadığı, ilâhî güç ve iradenin doğa kanunlarıyla sınırlı olup onları asla aşamayacağı anlayışına sapmışlar, bunun sonucu olarak Yahudilerde Allah'ın dilediğine dilediği biçimde ihsanda bulunabileceği veya ceza verebileceği inancı zaafa uğramış, hem rahme­tinden ümit kesme hem de gazabından çekinmeme çizgisine kaymışlar, bu da on­lan iktisat alanında aşın tutumluluğa, ahlâkî davranış olarak da cimriliğe ve yok­sullara yardımı ödev saymamaya yöneltmiştir. (Elmahlı, III, 1728-1729).

Arap dilinde de cömertlik ve cimrilik tutumlarının anlatımında "el" mânasına gelen yed kelimesinden yararlanılmakla beraber, âyette geçen "bağlanmış" an­lamındaki "mağlûle" kelimesiyle birlikte Türkçe'deki "eli sıkı" deyimine karşılık gelen bir deyim halinde kullanıldığı görülmez. Ancak bu iki kelimenin birlikte yer aldığı başka bir âyetten (İsrâ 17/29.) bu mâna açıkça anlaşıldığından yukarıdaki cümle "Allah'ın eli sıkıdır" veya "Allah cimridir" şeklinde tercüme edilebilir.(İbn Âşûr, VI, 249;,Elmahlı, III, 1727-1729.) Fakat onların bu sözüne "Aksine O'nun eli açıktır" şeklinde değil, "Aksine O'nun iki eli de açıktır" buyurularak karşılık verilmiş olmasıyla Allah'ın her türlü noksanlıktan münezzeh olduğunu belirtme­nin amaçlandığı düşünülebilir. Bu sebeple, mealinde, birinci mânayı da kapsama­sı için, söz konusu cümle bir deyim olarak değil sözlük anlamına göre tercüme edilmiştir. Bazı müfessirlere göre ise, burada "Aksine O'nun iki eli de açıktır" buyurulması, Allah'ın cömertliğine sınır olmadığını ve hiçbir şekilde O'na cimrilik izafe edilemeyeceğini veya nimetlerinin sayısız ve sınırsız olduğunu belirtmek içindir(Taberî, VI, 301-302; Zemahşerî, I, 351.)

Âyetin "Asıl kendi elleri bağlanmıştır ve söyledikleri yüzünden lanetlenmiş­lerdir" diye çevrilen kısmı "Söyledikleri yüzünden kendi elleri bağlanmıştır ve la­netlenmişlerdir" şeklinde de tercüme edilebilir. Yine bu cümleleri veya sonuncu­sunu "elleri bağlanasıca ve lanet olasıca" şeklinde beddua olarak anlamak müm­kün olduğu gibi, haber ifadesi olarak yorumlamak da mümkündür. İkinci ihtimale göre, asıl bu sözü söyleyenlerin yüce Allah'ın bunca nimet ve İkramı ve evrendeki mutlak gücü kar­şısında kendi cimriliklerine ve acizliklerine bakmaları gerekir.

Burada -Yahudilerden bir örnek verilerek- kullanılan sert ifadenin, Allah hak­kında saygısızca sözler söyleyen herkesi kapsayan genel bir uyarı olduğu dikkat­ten kaçırılmamalıdır. Nitekim insanın darlık ve sıkıntıya düştüğü zamanlarda Cenâb-ı Allah'ı kendisine karşı yükümlülükleri olan bir varlık olarak düşünmesi, Kur'an'ın başka âyetlerinde soyut bir anlatım üslûbu içinde eleştirilmiş ve kendi konumu üzerinde daha dikkatli düşünmeye davet edilmiştir. (Kur’an Yolu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: II/242-245.)

İlave bilgi için tıklayınız:  MÜTEŞABİH.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 04-12-2009
3,658 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content