Buradasınız

“(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?

İlgili ayetlerin meali şöyledir: 

“Allah’ın vâd ettiği bu mükâfat, ne sizin temennileriniz, ne de Ehl-i kitabın temennileri ile elde edilmez. Kim kötü iş yaparsa onun cezasını bulur ve Allah’tan başka, kendisini o azaptan kurtaracak ne bir hâmi, ne de bir yardımcı bulamaz.

Erkek olsun kadın olsun kim mümin olarak iyi ve yararlı işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar bile hakları yenmez.” (Nisa, 4/123-124)

Ayette geçen “ne sizin temennileriniz” mealindeki ifadenin muhatapları konusunda farklı yorumlar yapılmıştır:

a. Bazı alimlere göre, bu hitap müşrikleredir. Bunlar “biz ne diriltiliriz ne de azap görürüz” diyorlardı. Ehl-i kitap (Yahudi ve Hıristiyanlar) ise,“kurtuluş sadece bizim dinimizdedir” diyorlardı. İşte ayette bu iddiaların hiç bir kıymet-i harbiyelerinin olmadığına, kurtuluşun ancak görev başında olan peygamberin rehberliğinde, Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmekle mümkün olduğuna  işaret edilmiştir. (bk. Taberî, Razî, Beyzavî, İbn Kesir, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

- Nesefî, bu görüşü benimsemiş ve sadece bu görüşe yer vermiştir. (Nesefi, ilgili ayetin tefsiri)

b. Daha kuvvetli görünen bir görüşe göre, buradaki hitap müslümanlaradır.Buna göre ayette şöyle deniliyor: “Allah’ın vâd ettiği bu mükâfat(ki bir önceki ayette zikredilmiştir), ne sizin(siz müslümanların yaptığınız) temennileriniz, ne de Ehl-i kitabın temennileri ile elde edilmez. Aksine kim yanlış yaparsa cezasını görür. Yani kurtuluş reçetesi, bir dinin ismini almakla değil, her dönemde yürürlükte olan dinin emir ve yasaklarına riayet etmekle olur” (bk. Taberî, Razî, Beyzavî, İbn Kesir, İbn Aşur, a.y.)

- Bu yorumu destekleyen bazı rivayetler vardır. İbn Abbas, Süddi, Dahhak, Ebu Salih ve benzeri alimlerden yapılan rivayetlere göre, Yahudi, Hristiyan ve Müslümanlardan her bir grup kendi dinlerinin ancak kurtuluş vesilesi olduğunu savunmuşlar ve tartışmışlardır. Bunun üzerine bu ayet inmiştir ve şunu belirtmiştir:

Bir dava, boş laflarla ve insanların temennileriyle gerçek olmaz. Onun gerçek olması ve gerçekleşmesinin şartı, Allah’ın isteği doğrultusunda yapılan iman ve ameldir. Bu sebeple, ister Hz. Musa döneminde iman edip salih amel yapan Yahudiler olsun, ister Hz. İsa döneminde iman edip salih amel işleyen Hristiyanlar olsun ve isterse Hz. Muhammed döneminde iman edip salih amel işleyen müslümanlar olsun bunların hepsi Allah’ın vadettiği mükâfatlarını alırlar. Bu üç dönemin herhangi birinde görevli peygambere iman etmeyenlerin kurtuluşu söz konusu değildir(a.g.y).

- Son olarak, dikkat edilmesi gereken en önemli bir nokta şudur: Bu ayetlerde İslam dini mensupları ile, ehl-i kitap olanların farkını ortadan kaldıran bir şey söz konusu değildir. Burada, bütün semavi dinlerin hak olduğuna ve her dinin kendi dönemindeki emir ve yasaklarına uyanların kurtulacaklarına, sadece bu dinlerden birinin adını kullanarak kuru bir intisap ile kurtulacaklarını sananların yanıldıklarına işaret edilmiştir. Yoksa bu ayette Hz. Muhammed devrindeki müslümanlarla ehl-i kitabı aynı kefeye koyan bir ifade mevcut değildir.

Ayette -meal olarak- yer alan; “Erkek olsun kadın olsun kim mümin olarak iyi ve yararlı işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar bile hakları yenmez” ifadesinde iman hususu, kurtuluşun olmazsa olmaz şartı olarak ortaya konulmuştur. Bu ise, diğer peygamberler gibi, Hz. Muhammed’e iman etmeyi de zorunlu kılmaktadır.

Zamanımızın bir nevi fetret dönemi olması, bazı kesimlerin İslam’dan haberdar olmaması gibi bazı mazeretlerin var olup olmaması tartışması, konumuzun dışındadır.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 23-04-2014
1,047 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content