Kur'an-ı Kerim yazılırken lehçe farklılıkları olmuş mudur? Okuyuştaki farklılıklar yazıya yansımış mıdır?

“Kur’an yedi harf üzere indirildi.” mealindeki hadis-i şerif, farklı değişik “yediler” olarak yorumlanmıştır ki, lehçeler de bunlardan biridir. Yani, lehçe farklılığı yüzde yüz kesin değildir. Tabii ki yorumlarda önemli bir yere sahiptir.

Bu lehçe farklılığı sanıldığı gibi öyle fazla değildir. Kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla, belli birkaç kelimeye münhasır gibi görünüyor. Örneğin Abdullah b. Mesud’un “el-ı’hn” kelimesini “el-savf” olarak okumuştur. Ki, bu ikisi de “yün” anlamına gelir. Ancak, bunun -Kur’an’ın metni olarak değil de- bir açıklama anlamında kullanılmış olma ihtimali kuvvetlidir.(bk. Menahilu’l-İrfan, 1/178).

Kur’an, ümmi bir ümmete inmiştir. İlk muhatap olan Araplar, bağlı bulundukları kabilenin farklı lehçelerini kullanıyorlardı. İlk zamanlarda, hususî manada, özellikle kendi lehçesinden başka kelimeleri telaffuz etme imkânı olmayan bazı yaşlı kimseler için bir kolaylık olsun diye, aynı manaya gelen eşanlamlı bir kelimenin kullanılmasına, zahirî bir anlam değişikliğine sebep olsa bile, asıl manayı bozmayan farklı bir harekeyle okunmasına izin verilmişti. Fakat bu hususî tolerans, hiçbir zaman umumî bir ruhsata dönüşmemiş ve  sahabenin ittifakıyla yazılan Mushaflarda yer verilmemiştir. (bk. Subhi Salih, s. 108-115).

Asr-ı saadette farklı harflerin, kıraatlerin, kelimelerin kullanılması da bu hususî ruhsattan istifade edilerek yapılmıştır. Ancak, bu mümtaz sahabilerin bu farklı kelimeler kullanmaları -bir tefsir/açıklama-mahiyetindedir. Bunun en büyük delili, bu kelimelerin resmî Mushaflarda yer almaması ve Mushaf sahiplerinin de kendi hususî Mushaflarını bir kenara bırakıp, ittifakla yazılan resmî Mushaf’ı esas almalarıdır.

Bu açıklamaların ışığında denilebilir ki, elimizdeki mevcut Mushaflar, son derece titiz bir ilmî çalışma sonucunda, tilaveti neshedilmemiş bütün ayetleri ihtiva eden, İslam ümmetinin icmaı ile mütevatir bir surette tespit edilen, yanındaki bir ayetle gelen herhangi bir sahabînin elindeki metnin Hz. Peygamber(a.s.m)’in huzurunda yazıldığına dair iki şahitle desteklenen, hem hafızların hıfzı, hem de vahiy kâtiplerinin ve diğer hususî yazanların nüshalarının ittifaklarıyla pekiştirilen aynı Mushaflardır. Bu Mushaflar, Hz. Peygamber (a.s.m)’in arz-ı âhirde (Hz. Cebrail’e son olarak okuyup arz ettiği esnada) son şeklini bulan Kur’an’ın aynısıdır. Bunda ümmetin icmaı vardır. Bilindiği gibi, Kur’an mütevatir olmayan-ahadî- rivayetlere göre değerlendirilemez.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 11-09-2009
2,988 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content