Kıyamet suresinde kıyametten bahsederken birden sözü Peygamberimiz (a.s.m)'e getiriliyor ve sana ayetler vahyolununca dilini kıpırdatma deniyor. Buradaki ilişkiyi kuramadım. Bu sureyi tam bir bütün olarak nasıl anlamak gerekir?

 

Bu surede üç adet aceleden söz edilmektedir.

Birincisi: Kıyametin çok yakında acele edip geleceği... “Fakat insan suç işleyip durmak için önündeki kıyameti inkâr etmek ister de,  “Ne zamanmış o kıyamet günü?” diye alay eder. Gözler kamaşıp karardığı, Ayın ışığının büsbütün gittiği, Güneş ile ay yan yana getirildiği zaman.. İşte o gün insan der: “Var mı kaçacak mekân?”(Kıyamet, 75/5-10) mealindeki ayetlerde, alayvari bir şekilde kıyametin acele gelmesini isteyenlere verilen cevapta, çok yakında acele dip geleleceğine işaret edilmiştir.

İkincisi: “Ben ve kıyamet (şahadet ve orta parmaklarını göstererek) şu iki paramağım gibiyiz”( Müslim, Cuma 43) Yani benden sonra başka peygamber gelmez ve gelen artık kıyamettir, diye buyuran Efendimiz de -kıyamete kadar devam eden ve kıyametle atbaşı giden- ilahî vahyi aldığında okumada acele etmemesi, vahyin bitmesini beklemesi hususunda uyarılmıştır. Bu iki acelecilik arasında şöyle ince bir münasebet vardır ki; Allah’ın ilmi kıyametin geliş vaktini de, Kur’an vahyinin geliş ve bitiş vaktini de kuşatmıştır. Her ikisi de Levh-i mahfuzda kayıtlıdır, asla unutulmazlar ve kaybolmazlar.

Üçüncüsü; Kıyametin güya acele gelmesini isteyenlerin aslında âcil lezzetlerin yeri olan dünyadan hiç ayrılmak istemediklerini vurgulamak için “peygamberin Kur’an’ı acele okunması” bir mukaddime,  bir ara cümlesi hükmündedir.  Yani, inkârcıların ve gafil insanların dünyanın âcil huzuzatını çok sevdikleri, bu yüzden ahiret hayatını gözardı ettikleri ve orası için gereken azıkları terk ettikleri hususuna dikkat çekmek ve onların kıyameti ecele beklediklerine dair söylemlerinde samimi olmadıkları, bu tür görünürdeki isteklerinin koca bir yalandan ibaret olduğuna vurgu yapmak için, Kur’an’ın acele ile okunmaması vurgusu bu giriş bölümü gibi kullanılmıştır.

Şimdi de Razî’nin bu konudaki mütalaasını arz etmek fayda vardır. Ona göre, bu ayetlerin burada bu şekilde zikredilmelerinin bir kaç ihtimali vardır:

a. Hz. Peygamber Kıyamet suresinin başlangıç ayetlerini okurken acele okumuş ve bu sebeple vahyin iniş anında“acele etmemesini” emreden ayetler nazil olmuş olabilir.

b. Bu ayetlerde “acele etmenin” kötülüğüne dikkat çekilmiştir. Beşinci ayette “Fakat insan suç işleyip durmak için önündeki kıyameti inkâr etmek ister..” ifadesiyle âcil olan dünya hayatının lezzetlerine meftun oldukları işaret edilmiş, daha sonra da 20. ayette “hayır siz âcil olan dünya hayatının lezzetlerini istiyorsunuz”mealindeki ifadeyle bu husus açıkça belirtilmiştir. Bu iki pasajların arasına ise, Hz. Peygamberin Kur’an vahyini ezeberlemek için acele etmemesine vurgu yapılarak, dini bir emrin yerine getirilmesi de olsa acelenin uygun olmayacağına dikkat çekilmiştir.

c. Hz. Cebrail “Türlü türlü mazeretler öne sürse de, Artık insan, kendisi hakkında şahit olur/kendi içinde sakladıklarını çok iyi bilir” mealindeki ayeti okuyunca, Hz. Peygamber böyle bir mahzurla karşılaşmamak için acele edip Hz. Cebrail’le birlikte okumaya başlamış ve -Allah’ın inayeti olmadan Kur’an’ı hıfz etmenin mümkün olmadığı gerçeğine vurgu yapılarak-uyarılmıştır.

d. Hz. Peygamber bu surede gelen ayetleri acele okuyarak inkârcıların yanlışlarını açıktan ilan etmek istemiş ve böyle bir aceleye gerek olmadığı hususuna işaret edilmiştir.

e. Tekrar ederek Kur’an’ı ezberlemeye çalışmak az da olsa sebeplere yapışmak manasına geldiği için, “Allah’ın izni olmadan vahyi ezberlemen ve ezberinde tutman mümkün değildir” diye bir hakikat dersi verilmiştir(bk.Razi, İlgili ayetin tefsiri)

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 30-12-2011
2,260 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content