“İçinizden hayra çağıran bir cemaat/topluluk bulunsun” (Al-i İmran 104) ayeti ne zaman, neye veya hangi duruma göre inmiştir?

 

İlgili ayetin meali: “Ey müminler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun. İşte selâmet ve felâhı bulanlar bunlar olacaklardır.”

Ayetin hususi bir nüzul sebebine rastlayamadık. 

Ayette yer alan “min” edatının manasına göre ayetin farklı yorumları yapılmıştır:

Bİrincisi: Ayette yer alan “içinizden/sizden” diye tercüme edilebilen “Minküm” deki “Min=..den.. dan” edatı, “bir kısmı” manasına gelen  teb’iz için değil, tebyin, yani konuyu beyan etmek içindir. Buna göre ayetin meali şöyle olur: “Ey müminler! Sizler hayra çağıran, iyiliği yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk olun”. Nitekim, “...O halde Allah’ın yasakladığı her şeyden, özellikle pis putlardan ve yalan sözden kaçının.”(Hac, 22/30) mealindeki ayette yer alan  “min-el-evsan” ifadesinde yer alan “Min” de teb’iz için değil, tebyin için kullanılmıştır. Şayet teb’iz için olsaydı bu takdirde ayetin manası “(hepsinden değil), bir kısım pis putlardan sakının” olurdu ki böyle bir ifadenin yanlış olduğu ortadadır. 

İkincisi: Ayette yer alan “Min” bilinen şekliyle manası teb’iz içindir. Bu takdirde yukarıdaki mealde görüldüğü üzere, ilgili ifadenin meali “Ey müminler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun.” şeklinde olur.

Birinci manaya göre, topluluğun her ferdi “iyiliğe çağırma, kötülüğü önleme” göreviyle yükümlüdür. Fakat  toplumun bir kısmı bu işleri yapmakla diğerleri mesuliyetten kurtulurlar. 

İkinci manaya göre, zaten her fert değil, bir kısım insanlar sorumlu tutulmuştur. (krş. Razî, ilgili ayetin tefsiri)

Bu ayetin muhataplarının yalnız sahabeler olduğunu söyleyenler de vardır(Razi, a.y).

Diğer bir kısım alimlere göre, bütün ümmet bu işle yükümlü olmakla beraber, ayetin kasdettiği mana ümmetin bir kısmıdır. Çünkü herkse bu işi yapamaz. Bu farz-ı kifayenin muhatabı ise, alim olan kimselerdir. Çünkü bu işi hakkıyla bilen ancak onlardır. (bk. Beyzavî, Kurtubî, ilgili ayetin tefsiri)

Şu bir gerçektir ki, İslam ümmetinin her zaman iyiliğe çağırma ve kötülükten sakındırma görevi vardır.  Bu sorumluluk,  asr-ı saadetten ta kıyamete kadar devam eden bir süreci kapsamaktadır. 

“(Ey Ümmet-i Muhammed!) Siz insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz:  İyiliği yayar, kötülüğü önlersiniz, çünkü Allah’a inanırsınız. Ehl-i kitap da bu imana gelseydi, elbette kendileri için iyi olurdu. İçlerinden iman edenler varsa da ekserisi dinden çıkmış fâsıklardır”(Ali İmran, 3/110) mealindeki ayette bu geniş kapsama işaret edilmiştir.

Ancak, ümmetin hepsinin her zaman bu işi yapmaları mümkün olmadığı için, bunun bir farz-ı kifâye olduğunda şüphe yoktur.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 15-02-2013
1,451 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content