Hz. Şit (a.s.)'a 50 sahife indirildiği halde Kur'an-ı Kerimde neden ismi geçmiyor?

Önce şunu belirtelim ki, kaynaklarda bu konuyla ilgili bir bilgiye rastlayamadık.

 

Elli sahife almış bir peygamber olarak Kur’an’da zikredilmemesinin bir hikmeti elbette vardır. Bizim bilmememiz olmadığını göstermez.

 

Bununla beraber, bu konuda bir iki hikmetini şöyle açıklayabiliriz:

 

a. Hz. Şit Hz. Adem’in oğludur. İnsanlığın babası olan ve kendisine 10 sahife verilen Hz. Adem’den bahsedilmesi, onun dininin bir varisi ve 10 sahifenin biraz daha geniş bir açıklaması hükmünde olan 50 sahifeyi vahiy alan Hz. Şİt’ten bahsedilmesine ihtiyaç bırakmamış olabilir. Hz. Şit’in sahifeleri fazla da olsa, Hz. Adem’in hayat hikayesi insanlık camiası için çok daha önemli olduğundan onun zikredilmesi daha uygun görülmüş olabilir.

 

b. Kur’an’da, insanlığın birinci babası olan Hz. Adem ile ikinci babası olan Hz. Nuh dışında -Hz. İbrahim devrine kadar gelip geçen- peygamberlerden söz edilmemiştir. Burada Hz. İdris konumu itibariyle bir istisna teşkil etmiş olabilir. Kur’an’da neden sadece Hz. İbrahim’le başlayan süreçte yer alan bazı peygamberlerden söz edilmiştir? Çünkü;

 

Kur’an’ın ilk muhatabı  durumundaki Araplar Hz. İbrahim’i yakından tanıyor ve ona saygı  gösteriyorlardı. Hem de o süreçte yaşayan peygamberlerin ve kavimlerinin bulunduğu coğrafya da Arapların bulunduğu bölgelerle yakın ilişkisi vardı. Oysa, Hz. Şit gibi peygamberler-o bölgelerde yaşamış olsa bile- Arapların pek bilmediği bir tarih boyutunda kalmışlardır.

 

Yine İslam dininin geldiği bölgede ve komşu bölgelerde Yahudilik ve Hıristiyanlık da vardı. Bunların İslam’a karşı muhalefet etmeleri sebebiyle, onların kendi peygamberlerine karşı da takındıkları olumsuz tavırlarını yüzlerine vurmak için, onların peygamberlerinden söz etmek gerekiyordu. Sahifeleri olsa bile Hz. Şit’in bu sürece bu anlamda müspet bir katkısı olamazdı.

 

Keza, bütün hak dinlerin gerçek varisi olan ve hatta bütün bu semavî dinlerin ortak adı olan İslam’ın kaynağı olan Kur’an’da bu üç büyük dininin ortak paydası olan Hz. İbrahim’in başlattığı sürecin esas alınması, İslam dininin bu evrensel kimliğine çok uygun düşmüştür.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 11-09-2009
4,215 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content