"Hz. Muhammed, Fetih suresi 18-21. ayetleri Hudeybiye seferi sırasında kendi günlük siyâsetinin bir gereksinimi olarak Kur'ân'a koymuştur.' iddiasına ne dersiniz?

Aslında insan oğlu, yaratılışı gereği gerçekleri görmek ister. Fakat kazıdığı yerden bazen yanlışlar da gelir, onları doğru zanneder, koynunda saklar. Artık onun doğru olmadığına karar vermesi çok uzun zaman alır. Çünkü onun yanlışı doğru, doğrusu yanlışa bürünmüştür.

Özellikle, herhangi bir konuda önyargı fanatizmi bir kere şuur altına yerleşti mi, kişiyi adeta hipnotize eder. Artık o konuda kişi bir yanlışlıklar deryasında olduğunu düşünmeye başlar. O halette bulunduğu sürece, karşısına altın çıksa onu bakır sanır, elmas görse kömür olduğunu düşünmek zorundadır. Çünkü, ona göre orada altın ve elmas yoktur.

Allah’a ve ahirete inanamayanların, samimi Müslümanların insanlara karşılıksız yaptıkları hizmetleri anlamamaları, onun altında mutlaka bir menfaat düşünmelerinin kaynağı da bu çıkmaz psikolojik sokaktır.

Bir insan hayatı boyunca, asıl kimliğini, kişiliğini gizleyip ikinci bir kişilikle yaşaması ve hiç kimsenin onun bu sahte kişiliğini fark etmemesi mümkün mü? Türkiye’deki bir çoban dağdan inip ABD’ye gitse ve kendini Türkiye’nin atanmış büyük elçisi olduğunu söylese, acaba onun bu yalancı, sahte kurnazlığı kaç saat devam edebilir? Keza, cahil bir insan o devirlerde, Sokrat, Eflatun, İbn Sina veya Dekart gibi bir filozofu taklit etse, o kimlikle dolaşmaya başlasa, kaç kişiyi kandırabilir? Her tarafından sarkan cehalet ve yapmacık tavırları onun sahtekâr bir yalancı olduğunu gösterip ele vermez mi?  Ele vermez diyenin aklından kim şüphe etmez ki... Çünkü, bu sahtekârlığın herkes tarafından yutulacağını düşünen kimse, bütün oradaki insanları akılsız, bir şey anlamaz bir hayvan sürüsü olarak düşünüyor demektir.

Acaba, bize kadar gelen hayatlarının belgeleriyle harika akılları, ferasetleri, dikkatleri, keskin zekaları dünyaca kabul gören, Dört halife başta olmak üzere, sahabe denilen o mümtaz insanları  böyle bir koyun sürüsü gibi düşünmeye kimin haddi ve hakkı vardır. Hz. Muhammed (a.s.m)’i -dinlerine hakaret ettiği gerekçesiyle- ilk önce ön yargı fanatizmiyle öldürmek isteyen bu insanların daha sonra gözlerini kırpmadan ona kendilerini feda ettiren  nedir? Onun doğruluğu, güvenirliği, gerçek kimliği, Allah’tan aldığı doğru elçiliği değil midir? En ince hareketlerine kadar yirmi üç yıl boyunca kendisini dikkatle izleyen bu insanların, onun hayatından sonra da kendilerini ona feda etmeleri, canlarını onun yoluna adamalarının başka bir açıklaması olabilir mi?

İnsan bir defa dünyaya gelir, sonra ölür ve tekrar dirilip hesap vermeye gider. Bu işin ikinci raundu yoktur. Bu sebeple, insanoğlu çok ciddi olmak zorundadır. Bu işler şakaya gelmez, hafife alınamayacak kadar ciddidir.

Sadece söz konusu edilen ayetler değil, Fetih Suresi baştan sona kadar geleceğe yönelik gaybî haberle doludur. Ve verdiği bu  haberlerin hepsi olduğu gibi çıkmıştır. Bunlar tefsir kaynaklarımızda mevcuttur. Bunları Hz. Muhammed (a.s.m) bir insan olarak nerden bilecekti? Mekke’nin mutlaka fethedileceğini nereden bilecekti? Mevcut haliyle Müslümanların aleyhinde gözüken Hudeybiye anlaşmasının Müslümanlar için aslında bir fetih ve zafere yol açacağını nereden bilecekti? Kısa bir zaman dilimi içerisinde (Hayber zaferi gibi) yeni ganimetlerin, fetihlerin, zaferlerin elde edileceğini nereden bilecekti?

Hulasa bütün kabahat önyargı fanatizmindedir. Yıldızı yıldız böceğiyle karıştıran da odur, doğruyu yanlışa bulaştıran da odur, aktif aklı uyuşturan da odur, objektif düşünce akımına kısa devre yaptıran da odur.

İlave bilgiler için tıklayınız:

Fetih Suresi 21. ayette: "Henüz elde edemediğiniz başkaları da (ganimetler) var. Kuşkusuz bunlar Allah'ın bilgisi ve gücü dahilindedir." ifadelerinin açıklar mısınız?

Kâfirlerin; "Bu Kur'an Muhammed’in uydurduğu iftiradır." iftiraları hakkında.

Allah'ın varlığının delilleri.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 06-11-2009
3,006 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content