“Görmüyor musunuz, Allah yedi göğü nasıl uyumlu yaratmıştır!“ ayetine, atmosferin yedi katı varsa güneşle ay bunların içinde değil, evrenin yedi tabakası kasd ediliyorsa insan bunları göremez, itirazına nasıl cevap verirsiniz?

 

1. Önce doğruluğu kesin olan şu bilgileri hatırlamakta yarar vardır: Gök kelimesi, Lügatte “bize göre yukarıda olan her şey için kullanılır”..  Kur’an’ın ifadelerinin en belirgin özelliği az sözle çok mana ifade etmektir ki, buna “îcaz”denir.. 

Kur’an’da kullanılan bir sözle aynı yerde sadece bir mana değil, bir çok mana ifade edilebilir. Örneğin, “Salat”kelimesi -lugavî, örfî, şer’î manalarıyla- hem omurga, hem dua, hem namaz manasına gelir ve manalar birbirinin zıddı değil, tamamlayıcısıdır.. 

Alimlerin belirttiğine göre “huda/hidayet” kelimesi 17 manaya gelir. Bu manaların çoğu aynı makamda birleşebilir. Örneğin, fatiha suresinde ki “hidayet” kavramı aynı anda farklı muhataplarına farklı manalar ifade eder.Kâfir olanlar için imanı; imanı olanlar için imanın güçlenmesini; dalalette olanlar için hidayeti; hidayette olanlar için devamı ifade eder... 

Bunlar gibi, “GÖK” kelimesi de “bize göre yukarıda olan her şey” manasıyla, yedi-sekiz manayı birden içine almaktadır. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi, “yedi gök” ifadesinin yedi-sekiz yönden doğru olduğunuaçıklamıştır(bk. Lemalar/12. Lema/2.mesele-i mühimme)

Oradaki yedi yorumdan her biri diğer yorumları dışlamıyor, bilakis yedi yorumdan her birinin  Kur’an’ın “yedi gök”ifadesine birer masadak, birer uygun örnek olduğu vurgulanıyor. Yani ayette -meal olarak- yer alan “yedi gök” ifadesi, yedi-sekiz yönden “yedi katman”ı olan ve hepsinin “gök” sözcüğü içinde yer alan yedi ayrı gök sistemine delalet etmektedir. Yani Kur’an bu ifadesiyle yedi katmanlı atmosfere de, güneş sisteminin yedi ayrı tabakasına da, yedi tane güneş sistemine de, başka sistemlere de işaret etmektedir.

Çünkü madem her yönüyle mucize olan Kur’an bütün insan ve cin tabakalarına konuşan ezeli ve ebedi bir fermandır. Elbette insanların ve cinlerin her bir tabakası, her Kur’an ayetinden hissesini, dersini ve ibretini alacaktır. Kur’an ayetleri her tabakanın anlayışını tatmin edecek surette ayrı ayrı ve birçok anlama ya açıkça, ya da gizli olarak işaret edecektir.

Bu nedenle Kur’an, en âmi bir avamdan en yüksek seviyedeki bir alime, bir evliyaya hatta Hz. Peygambere kadar farklı anlayışları gözetir ve her tabakanın anlayışına uygun konuşur. Her bir ayet her bir tabakaya ayrı ayrı anlamlarını bildirir. Herkes de dersini ve ibretini almış olur.

Buna göre, ilgili ayetlerde “güneş ve ayın o yedi katmanlı göklerde olduğu” vurgusu, atmosfer için değil,  ay ve güneşin içinde bulunduğu güneş sistemine aittir. Çünkü atmosfer ile güneş sisteminin her ikisi de “yedi gök”kavramında yer almaktadır. O halde, bu ifade ay ve güneşin bulunmadığı atmosfer için değil, göklerle ilişkisi olan başka yerler ve özellikle de güneş sistemi için geçerlidir. 

2. Kur’an’da defalarca kullanılan “görmedin mi, görmediniz mi, görmediler mi?” gibi ifadeler, basarla/gözle, teleskopla görmeye değil, basiretle/ferasetle, ilimle görmeyi ifade etmektedir. 

Örneğin, Fil suresinde Hz. Peygambere hitaben  tarihî fil vakası için “görmedin mi?” denilmiştir. Halbuki Hz. Muhammed o olaydan ancak 40-50 gün sonra dünyaya gelmiştir. Demek ki, bu gibi ifadeler Kur’an’da işin ilmen kesin olduğunu vurgulamak ve muhatapları o ilmî konuları öğrenmeye teşvik etmek için kullanılmaktadır.

Kur’an’ın muhataplarına sonsuz ilim ve kudretini öğretme adına bazı delilleri sunarken, özellikle gök ile yerden bahsetmesi, onların gözle gördükleri bu iki varlık hakkında daha kolay bazı şeyleri kavrayabildikleri içindir. Detaylarını, yedi katmanların neler olduğunu bilmeseler de yer ile göklerin haşmetli birer varlık olduklarını gözle görmektedirler. 

Ancak, Kur’an yer ve gökten özet halde bahsederken, ilim adamları  başta olmak üzere değişik kesimlerden olan muhatapları için -onların kabiliyet ve bilgilerine uygun olarak- kıyamete kadar devam edecek bir süreç içinde öğrenilen yeni bilgiler için köşe taşları hükmünde bazı işaretlere de yer vermektedir.

İlgili ayette meal olarak yer alan “görmediniz mi/bilmediniz mi?” ifadesi sadece o asra değil, kıyamete kadar gelen bütün muhataplara bir hitaptır. Her asır ve her asırda bulunan insanların ve cinlerin her biri bu ayetten ayrı ayrı derslerini alırlar.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 27-01-2012
1,924 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content