Fussilet 41/16. ayette geçen 'uğursuz günlerde dondurucu bir kasırga gönderdik' ifadesindeki 'uğursuz günler'e "Noel Günü" gibi bir anlam yüklemekte sakınca var mıdır?

Burada Âd halkının felakete uğradığı günler, onlar için uğursuz olarak nitelendirilmiştir. Aksi halde bu günlerde bir uğursuzluk olsaydı, başka zamanlarda, başka kimselere de uğursuzluk meydana gelirdi.

Kelam bilginleri demişlerdir ki günlerin "uğurluluk" ve "uğursuz"lukla nitelenmeleri zatî değil, izafîdir. Yani gün bir adama göre uğursuz, diğer bir adama göre de uğurlu olabilir. Elem gören bir adam için uğursuz, nimet gören bir adam için uğurlu olur. (bk. Elmalılı, Hak Dini, ilgili ayetin tefsiri)

Bilindiği üzere, genel manalar ifade eden ayetlerin yanında bizzat özel olaylara bakan ayetler de vardır. Ad, Semud kavimlerinin de içinde bulunduğu tarihî olaylar  bu hususî konuları teşkil etmektedir.

Hususî konulara ait olduğu açıkça belli olan bu gibi ayetleri tefsir ederken manaların benzeri yerlere kaydırılması doğru değildir.

Mesela; konumuzla ilgili “Bu yüzden biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde dondurucu bir kasırga gönderdik” mealindeki ayette yer alan  “o uğursuz günler” i “Noel” olarak tefsir etmek, o şekilde meal vermek  caiz değildir.

Fakat, “uğursuz günler” ya da yanlış anlamayı önleyecek şekilde söylemek gerekirse “kara günler” ifadesinin her zaman için geçerli olduğu düşüncesinden hareketle, günümüzde kendini gösteren deprem, sel felaketi, hortum, kasırga gibi olaylara da işaret ettiğini söyleyebiliriz.

Özetlersek, ayetin mantuku/lafzından anlaşılan mana sabittir, bu manayı açıklamak tefsirdir. İlgili mefhumuna benzeyen olayları kıyaslamakla ortaya çıkarılan mana değişkendir, vücuh ve mahmilleri farklı olabilir, bu ise bir tevildir, bir tanzirdir. Meal ise, tanzir ve tevili kaldırmaz.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 01-01-2010
2,780 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content