Buradasınız

"Ey mutmain (tatmin olmuş) nefis! Razı olmuş ve rızaya ermiş olarak dön Rabbine!" (Fecr 27-28) ayetlerinde geçen Allah´tan razı olmaktan maksat nedir? Bizim Allah´tan razı olmamız haddimizi aşmak değil midir?

Önce şunu belirtelim ki, ayette meal olarak yer alan  “razı olmuş nefis” ifadesinde nefsin/insanın kimden razı olduğuna dair herhangi bir açıklama yoktur. Bu sebeple, bu ifadeyi “Allah’tan razı olmak” şeklinde yorumlamak, ayetin ifadesinden anlaşılması gereken zorunlu ve tek bir açıklama şekli değildir.

Nitekim tefsirlerin önemli bir kısmında “Nefsin razı olması”nı, onun kendisine verilen nimetlere razı olmasıveya kendi içinde hoşnutluk duyması şeklinde açıklanmıştır(bk. İbn Kesir, Beyzavî, Kurtubî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

Bununla beraber, bu ifadeyi “nefsin/kişinin Allah’tan razı olması” şeklinde anlamakta da bir sakıncanın olduğunu düşünmüyoruz. Allah’ı sevdiğimiz gibi, ondan hoşnut da oluyoruz, ondan razı da oluyoruz. 

Problem, rıza kavramını algılama biçimindedir. Halbuki Allah’ın sıfatları ile insanların sıfatları arasında fark olduğu gibi, Allah’ın rızası ile insanın rızası narasında da fark vardır. 

Allah’ın insandan razı olması demek, onu pek çok lütuf ve ikramlarına mazhar kılması demektir. Oysa insanın Allah’tan razı olması -bu açıdan- Allah için hiç bir değer ifade etmez, ona bir iyilik yapma gibi bir hususa işaret etmez. 

Bununla beraber, insanın -dünyada da- Allah’tan razı olması, insanın kendisi için bir değer ifade etmektedir. Allah’tan razı olmak, bir manada Allah’ın kaderine, onun hükümlerine razı olmak demektir. 

Bu ayette ise, özellikle, Allah’ın kendisine karşı gösterdiği lütuf, merhamet, kendisine yaptığı ihsan ve ikramlarından duyduğu memnuniyeti, minnettarlığı ifade etmektedir.  Nitekim bazı tefsirciler bu ifadeyi “Allah’ın kendisine verdiği nimetler sebebiyle, nefsin ondan razı olduğu” şeklinde açıklamıştır(bk. Nesefî, ilgili ayetin tefsiri)

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 30-03-2012
1,983 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content