Ey Hâmân, bana bir kule yap, (Mü'min Sûresi 40/36) ayetinde geçen piramit hangisidir?

İlgili ayetin meali:

“Firavun: Haman! Benim için bir kule inşa et, dedi, Umarım ki böylece yükselebilir, göklere yol bulur da Mûsâ’nın Tanrısına ulaşırım. Gerçi ben onun yalancı olduğunu zannediyorum ya, (neyse!) İşte böylece, Firavun’un kötü gidişatı kendisine cazip göründü ve yoldan çıkarıldı. Sonuç itibariyle Firavunun hilesi ve düzeni de tamamen boşa çıktı.”(Mümin, 40/36-37).

Bu kulenin hangi piramitler olduğunu söyleyecek durumda değiliz. Ancak, bu piramitleri yapan Firavunlar da gösteriyor ki, bir çeşit ateist olan Mısır Fıravunları, kendi yapmacık ilahlıklarını bu tür yüksek kuleler yaparak gösteriyorlardı.

Bediüzzaman’ın şu ifadeleri de bu konuya ışık tutmaktadır:

“Kur'ân'da çok tekrar edilen kıssa-i Mûsâ Aleyhisselâmın cümleleri ve cüzleridir ki, her bir cümlesi, hattâ her bir cüz'ü, bir düstur-u küllînin ucu olarak gösterilmiş ve o düsturu ifade ediyor."

"Meselâ,  Firavun vezirine emreder ki, "Bana yüksek bir kule yap; semâvâtın halini rasat edip bakacağım: Semânın gidişatından, acaba Mûsâ'nın (a.s.) dâvâ ettiği gibi semâda tasarruf eden bir ilâh var mıdır?" İşte, “KULE” kelimesiyle ve şu cüz'î hadiseyle, dağsız bir çölde olduğundan dağları arzulayan ve Hâlıkı tanımadığından tabiatperest olup rububiyet dâvâ eden ve âsâr-ı ceberutlarını göstermekle ibka-yı nam eden, şöhretperest olup dağ-misal meşhur ehramları bina eden ve sihir ve tenasuha kail olup cenazelerini mumya edip dağ misilli mezarlarda muhafaza eden Mısır Firavunlarının an'anesinde hükümfermâ bir düstur-u acibi ifade eder.”(Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Dördüncü Işık).

Dünyanın yedi harikasının, günümüze kadar ayakta kalmayı başaran tek örneği olan piramitler M.Ö. 2778 - 2263 yılları arasında inşa edilmişti. Bunlardan Keops piramidinin inşasında, her biri 2.5 tonla 30 ton arasında değişen 2.5 milyon civarında taş blok kullanılmıştı. İnşaat alanının yakınında taş yoktu ve bunlar bir hayli uzaktaki ocaklardan getiriliyordu. Üstelik o tarihte. Mısırlılar henüz tekerleği bilmiyorlardı (1800 - 1600 arasında Hititlerden öğrendiler). İnşaatı yüz bin işçinin yirmi yıl çalışmasıyla tamamladılar.

Bir örneğini İstanbul Sultan Ahmet Meydanı'nda gördüğümüz obelisklerin ağırlıkları ise 200 ile 1000 ton arasında değişmekteydi. 1879 yılında New York' a götürülen bir obeliskin uzun yolculuğunun son iki millik mesafesi, eski Mısır'da varsayılan şartların aynen uygulanmasıyla kat ettirildi. Obelisk topu topu bu iki millik yolu günde ortalama otuz metre kat ederek yüz on iki günde tamamlayabildi.

Mısırlılar, piramitlerde kullanılan taş blokların hazırlanması için en basit âletlerden başka bir araca sahip değillerdi. Çekiç ve taşçı kalemi veya keskisi ile ana kayadan ayrılacak taşın etrafında gerekli derinlikte yuvalar açıyor, bu yuvalara yerleştirilen çift kat takozların arasına bronz kazıklar çakmak suretiyle, blokları yataktan koparıyorlardı. Bu iş için bir diğer yöntem olarak, tahta takozların ıslanınca şişmelerinden yararlanıyorlardı.

Gene o devirde demiri cevherden elde etmeyi bilmiyorlardı. (M.Ö. 600 yılında Hititlilerden öğrendiler). Sert olmasını istedikleri âletleri bronzdan imal ediyorlardı. Daha sert ve keskin âletleri ise doğada hazır şekilde bulabildikleri nikelli demirden yapıyorlardı. (Nikelli demir ise hazır şekliyle sadece gökten düşen meteorlarda bulunmaktadır).

Piramitlerin tabanları kare şeklindedir. Bunlardan Keops piramidinin taban kenarları ortalama 230 metredir. Kenarlardan ikisi karşılaştırıldığında sadece iki buçuk cm'lik bir farklılık göze çarpmaktadır. Hata payı sadece ve sadece yüz binde birdir (Keops piramidinden 4.500 yıl sonra inşa edilen bizim evin 3-5 metrelik oda duvarları arasında yedi sekiz cm'lik sapmalar bulunmaktadır). Piramidin yanları ile taban yüzeyi arasında 51 derece 51 dakikalık bir açı bulunmakta olup, bu açı tabandan en üst noktaya kadar bozulmadan korunmuştur.

Mısır'da anıtlar ve özellikle piramitler daima belirli yönlere dönük olarak inşa edilmiştir. Piramitlerin tabanları doğu, batı, kuzey, güney yönleri gösterecek şekilde oturtulmuştur. Bu doğrultuların belirlenmesinde hata payı ise hiç bir zaman bir derecenin üzerine çıkmamıştır.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 12-03-2010
3,589 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content