'De ki: Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!' (43/81) ayetinde geçen ''evvelül âbidîn''in ''karşı gelenlerin ilki'' anlamına da geleceği iddiası doğru mudur?

Çok zorlama bir yorum olarak “ABD” kelimesinin “inkâr etme, imtina etme” manasına geldiğini savunan bir-iki alim olmuştur. Ancak Razî ve İbn Kesir’in de  belirttiği gibi, bu yorum doğru değildir ve böyle bir zorlamaya gerek de yoktur. (Razî, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

Evet, bu yorum, iman şuuruyla da bağdaşmaz. Çünkü “Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, herkesten önce ben karşı çıkardım” ifadesi Allah’a meydan okuma anlamına gelir. Burada neye karşı çıkılıyor? Çünkü bu ifade şu manalardan biri anlamına gelir: “Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı..” “herkesten önce onun Rahman’ın çocuğu olduğunu ben reddederdim”. Kim neye güvenerek haşa Rahman’a ait olan bir şeyi kabul etmez? Veya “herkesten önce  Rahman’ın çocuğuna ben beş para değer vermezdim” manasına gelir. Bu saçmalıkları kim yapabilir ki.. Yani –haşa- Rahmanın bir çocuğu olacak da biri kalkıp onu reddedecek veya ona değer vermeyecek… olacak iş mi? Bunun mantığı var mı?

Ayette “Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı” denilmiş, “Eğer Rahmân'a bir çocuk isnat edilseydi” denilmemiştir.

Tefsir kaynaklarında bu ayeti farklı yorumlayanlar var, fakat sorudaki gibi değil..

Bazı alimlerin ayeti şöyle yorumladıkları nakledilmiştir:

Ayetin Arapça metnindeki “İN KANE LİRRAHMANİ VELED” cümlesinin başında yer alan  “İN” kelimesi, “MA” manasına gelen bir nefiy edatıdır. Buna göre bu cümle “Rahman’ın asla çocuğu olmadı” manasına gelir. Bunun ardından gelen “FE ENE EVVELU’L-ÂBİDÎN= Ve ben Rahman’a kulluk edenlerin ilkiyim” cümlesi ise önceki cümleye bağlı  değil, yeniden başlama “İstinaf” cümlesi olarak değerlendirilmiştir. (bk. Taberî, Razî, Kurtubî, Zuhruf, 43/81. ayetin tefsiri)

Alimlerin cumhuruna göre, bu ayette farz muhal şeklinde bir ifadeye yer verilmiştir ki manası şöyledir: “De ki : -farz muhal- Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!”. Ama öyle bir şey yoktur ve olamaz.

Kur’an’da buna benzer –farz muhal suretinde- başka ifadeler de söz konusudur:

Bunlardan birkaç tanesi şöyledir:

“Eğer eğlenmek isteseydik nezdimizde eğlenecek çok şey bulurduk! Faraza yapacak olsak, öyle yapardık!”(Enbiya, 21/17).

“Eğer Allah evlat edinmek isteseydi yarattıklarından dilediğini seçerdi. Ama o bunu dilememiş, evlat edinmemiştir. O bundan münezzehtir, yücedir. Tek hâkimdir.”(Zümer, 39/4)

“Hâlbuki sana da, senden önceki peygamberlere de şu gerçek vahyolunmuştur ki: İyi dikkat et!  Eğer Allah’a ortak koşarsan yaptığın bütün makbul işler boşa gider ve sen âhirette kaybedenlerden olursun!”(Zümer, 39/65).

Yeni(!) bir şey söyleme uğruna alimlerin cumhuruna aykırı olan marjinal bazı fikirleri ortaya atmanın manasını/gayesini anlamak gerçekten zordur.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 08-01-2010
2,943 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content