Buradasınız

Bugün bilim sayesinde Kuran'daki gerçeklere şahit olabiliriz ancak teknolojinin bugüne göre yok denecek kadar az olduğu 7. yy'da, ilahi vahyin ilk muhattapları o gün nelere, hangi "bilim harici" gerçeklere inanmışlardır?

İslam dininin kabul görmesi teknolojik gelişmelere bağlı  değildir. Bu gün de bilimsel keşiflere bağlı olarak Kur’an’a bağlananların sayısı, diğer etkenlere göre çok azdır. Günümüzde Kur'an'a iman edenlerin çoğu Kur'an'ın saf tevhid inancını anlatması, ölümden sonra dirilişi, evrensel ahlaki ilkeleri ortaya koyması gibi özelliklerinden dolayı iman etmektedir. Bunun yanında bilimsel ayetlerin etkisi de elbette vardır. Bilimsel ayetler o dönemdeki batıl inanışları düzeltmiştir. Örneğin; "Allah O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti" ( Ra'd suresi, ayet 2) ayeti göklerin dağlar sayesinde ayakta duruyor hurafesini ortadan kaldırmıştır.

Kur’an’ın  indiği devirde, Arap yarımadasında revaçta olan bilgiler/ilimler; belagat, şiir, kehanet, tarihî bazı kıssalar, yer ve gökle ilgili bazı hususlardan ibaret idi.

Kur’an, muhataplarını ikna ve muarızlarını susturmak için, özellikle bu konulara dikkat çekmiştir. Belagat ilmi açısından ortaya koyduğu bedi, nazım ve nesir arası yepyeni bir üslup ile  belagat erbabına parmaklarını ısırtmıştır. 

Şiir olmamakla beraber, ayetlerin fasılalarında ve diğer ifadelerinde gösterdiği şiirsel kafiye ile öyle bir ses âhnegini, öyle musikî ritimileri  terennüm etmiştir ki, en büyük şairlere hayranlık secdesini ettirmiştir. Keza, verdiği gaybî heberlerle, gaybten haber veren kahinlerini diline kilit vurmuştur. Artı rastgele gaybten haber verme yoluyla insanları kandırmalarının yolu engellenmiş, uydurmalar kapısı kapatılmıştır. Hz. Adem’den Hz.Muhammed’ kadar devam edip gelen İnsanlık tarihinin çok önemli parçaları, peygamberlerin ve kavimlerinin pek önemli hayat hikayeleri anlatılmış ve geçmiş zamanın önemli olayları geleceğe pek doğru olarak aktarılmıştır.  Doğrularla yanlışları karışık olarak kullanan, bununla tarihçilik yaptığı sanan bazı masalcı ve efsaneciler de Kur’an’ın pir-ü pak bilgileri karşısında sesleri kesmiş ve Kur’an’a kulak vermek zorunda kalmışlardır. Yine, yarım-yamalak bazı kevnî olaylardan/yer-gök bilgilerinden söz edenler, Kur’an’da, yeri ve gökleri yaratan ve onların gayb bilgilerinin yegâne sahibi olan Allah’ın ortaya koyduğu kozmik olayların mantıksal çerçevedeki doğruluğunu görünce, sus-pus olmuş, eski bilgilerini bir kenara atıp Kur’an’a sarılmışlardır.

İnsanlar, bir yandan Kur’an’da yer alan ve olduğu gibi çıkan gaybî haberlere, yeni vazedilen ve güzelliklerle dolu olan  hükümlere, evrensel ahlakî değerlere, insanlığa verilen kadr-u kıymete bakarak, diğer yandan Kur’an’ı elinde tutan ve Allah’ın kelamı olduğunu söyleyen Hz. Muhammed (s.a.v)’in kendilerince çok iyi bilinen üstün karakterine, harika kişiliğine, eşsiz ahlakına, benzersiz ubudiyetine, tasannusuz ciddiyetine, hilesiz sıdk-u sadakatine, telaşsız cesaretine ve yüzlerce mucizesine bakarak iman etmişlerdir.

Tarih boyunca her asırda Kur’an’ın semavı kimliğini gösteren değişik ilmi belgelerin ortaya çıktığı bir gerçektir. Bir iki asırdır ki, bilimsel keşiflerin ortaya koyduğu yepyeni gerçeklerin Kur’an’ın ifadelerinin doğruluğuna hizmet ettiği de bir gerçektir. “Zaman ihtiyarlandıkça Kur’an’ın gençleştiği, remiz ve işaretlerinin daha da parladığı.. “ da bir gerçektir. Fakat bütün bu gerçekler bağımsız birer belge değil, eski belgelere ilave olarak ortaya çıkan ek belgelerdir.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 18-11-2011
1,648 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content