'Biz arzı mihad kıldık' ayetinde geçen 'mihad' ne demektir?

Amme Suresinin “ve Biz arzı mihad/beşik kıldık” mealindeki  6. ayetinde yer alan “Mihad” kavramı  MEHD sözcüğüyle aynı olup beşik manasına gelir. Kur’an’da bu ifadenin tercih edilmesinin bazı hikmetlerini şöyle sıralayabiliriz:

a. Bir ailede her şeye muhtaç, ama hiç bir şeye sahip olmayan bir bebeğe gösterilen ilginin en önemli bir simgesi BEŞİK’tir. Şefkat dolu anne-babanın huzur bulması ve rahat uyuması için yavrularını beşikte sallamaları hiçbir karşılık beklemeden gösterdikleri ilginin çok çarpıcı bir yansımasıdır. İşte insanın bulunduğu yerküresine Mihad/beşik denilmesi, Allah’ın insanlara gösterdiği ilgi ve alakanın bir simgesidir. Arzuları ebede kadar uzanmış, her şeye muhtaç fakat hiçbir şey yaratamayan âciz bir mahluk olan insan oğluna, bu ifadeyle hem  acizliği, fakirliği, muhtaçlığı, hem de Allah’ın sonsuz rahmetinin yansıması olan sonsuz nimetleri ve inayetleri hatırlatılmaktadır.

b. İnsan kelimesi etimolojik olarak “göz bebeği” anlamına gelir. Beşikteki bebek ailenin göz bebeği olduğu gibi, yeryüzü beşiğinde sallanan insanların da kâinat ailesinin göz bebeği olduğuna işaret edilmiş olması mümkündür.

c. MİHAD sözcüğü aynı zamanda yerküresinin bir beşik gibi sallanmakta olduğuna, güneşin etrafında hareket halinde bulunduğuna, bu hareketini gafil insanlara bazen deprem şeklindeki sallanmasıyla gösterdiğine işaret edilmiş de olabilir.

d. MİHAD kelimesi, aynı zamanda FİRAŞ/ döşek, sergi manasına da gelir. Bakara sûresinin 22. âyetinde kullanılan "firaş” tabirinden de anlaşıldığı üzere, arz, ne taş gibi katı ve sert bir madde halinde bırakılmış, ne de su gibi mâyi/sıvı bir halde yaratılmıştır; bilakis, orta bir vaziyette yapılmıştır ki, hem oturulacak bir mesken, hem ekilecek bir tarla/bir mezra’ olsun.

Yeryüzü insanlar için uzay boşluğu içinde böyle döşenmiş bir döşek gibidir. Önce bu döşek hazırlanmış, insan bu döşekte doğmuştur. Bu döşekte yaşamakta, yine bu döşekte konaklamaktadır.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 01-01-2010
2,788 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content