Buradasınız

Bir mealde, "Lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ metta’nâ bihî ezvâcen minhum" (Hicr 88) ayetini “onların zevcelerine göz dikme" gibi çevirmişler. Buradaki ezvacen, gerçekten müşriklerin eşleri midir? Ayette geçen "gözünün dikme" ne demektir?

 

Sorudaki meal yanlıştır. Doğrusu şudur:

“Sakın o kâfirlerden bir kısmına geçici bir zevk olarak verdiğimiz dünya nimetlerine göz dikme! Onların iman etmemelerinden ötürü üzülme ve müminlere kol kanat ger, onları şefkatle koru.” (Hicr, 15/88)

Ayette yer alan “EZVACEN” kelimesi, burada sınıflar manasına gelir. (Razî, Beydavî, Kurtubî,ilgili ayetin tefsiri)

Buna göre, “ezvacen minhum” ifadesi, Türkçe’de, “Onlardan/kâfirlerden bir kısmına verdiğimiz....” şeklinde ifade edilebilir. Bununla zengin olan kâfirlere işaret edilmiştir. Zira, kafirlerin hepsi değil, ancak bir kısmı zengindir.

Bazı alimlere göre, burada “Ezvac” kelimesinin kullanılması, kâfirlerden zengin olan ailelerine işaret etmek içindir. (İbn Aşur, ilgili ayetin tesifir) Buna göre bu ayet, zengin oldukları için konforlu bir hayat yaşayan ve çekirdek olarak bir çiftten meydana gelen ailelere imrenmemeyi ders vermektedir. 

Burada, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (asm) şahsında onun ümmetine bir ders olması daha uygun görünmektedir.

Bu ayette “Ezvac” kelimesinin “müşriklerin eşlerine bakmamak”anlamında, düşünmek dine de akla da uymaz. Bu manada, kadınlarla yakından uzakta bir ilgisi yoktur. 

Nübüvvetin masum makamı gibi, ayetin sibak ve siyakı da buna izin vermemektedir. 

“Onlardan bazı zümrelere (o kâfirlerden bir kısmına), sırf kendilerini denemek için verdiğimiz dünya hayatının süslerine gözünü dikme! Rabbinin sana verdiği nimet, hem daha hayırlı ve değerli, hem de daha devamlıdır.” (Taha, 20/131) mealindeki ayette de aynı ifadeler kullanılmıştır. Ve bu ayette “Ezvac”dan maksatın dünya malına sahip kimseler olduğu çok açıktır.

Hz. Peygamber'e (asm) ve İslâm'a karşı cephe alıp düşmanlık edenler arasında, müreffeh bir hayat yaşayan Mekkeli şımarık zengin kişiler ve aileler de yer alıyor, müslümanlar ise büyük ölçüde yoksul ve mazlum kişilerden oluşuyordu. 

İşte Allah Teâlâ, resulünden ve onun şahsında kıyamete kadar gelecek olan ümmetinden, inkarcı kişi ve grupların elinde bulunan ve onlar için görünüşte zenginlik, fakat hakikatte bir imtihan vesilesi (fitne) olan dünya malına imrenmekten sakınmalarını istemektedir.

 

Allah müminlere nihaî zaferin ve ebedî kurtuluşun yolunu açmıştır. Böylece Allah'ın, Peygamber'ine ve müminlere lütfettiği kalıcı ve sonsuz nimetler dikkate alındığında inkarcıların elindeki bütün maddî imkânlar önem ve değerini kaybeder.

Bu durum karşısında inkarcıların bu tür nimetlerden daha fazla yararlanmalarından yahut iman etmemelerindenmallarıyla yoksullara ve dine hizmet etmemelerinden dolayı üzülmemek gerekir. (bk. Taberî, Elmalılı, ilgili ayetin tefsiri)

Bir peygamber için asıl önemli olan ve kendilerine değer verilmesi gerekenler, ona inanıp bağlanmış olan müminler topluluğudur. Bu nedenle Allah Teâlâ Hz, Peygamber'e, ümmetine karşı alçak gönüllü olması, yumuşak davranması, yakınlık göstermesi, onları incitecek katı ve kaba söz ve hareketlerden sakınması hususunda öğütlerde bulunmaktadır (Taberî, ilgili ayetin tefsiri)

Kuşkusuz, buradaki buyruklardan Resûlullah'ın ümmetine karşı yanlış hareket ettiği, kibirli davrandığı ve bu yüzden uyarıldığı gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Her şeyden önce iman ve ibadette olduğu gibi ahlâk konularında da bir eğitim rehberi olan Kur'ân-ı Kerîm'in bu ve benzerî âyetleriyle aynı zamanda bir ahlâk örneği ve önderi olması sıfatıyla Peygamber efendimizin şahsında onun yolundan giden müminler eğitilmekte, en güzel ahlâka özendirilmektedir. (Kur’an Yolu, Heyet, ilgili ayetin tefsiri)

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 26-04-2013
1,337 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content