Buradasınız

Bir ayette “Cehennemde dikenden başka yiyecekleri yoktur” (Ğasiye, 6) denildiği halde başka bir ayette “yiyeceği zakkum ağacıdır” (Duhan 43 -46) denilmesi bir çelişki değil midir?

Evvela şunu her mümin bütün zerreleriyle bilir ki, sonsuz ilim sahibi olan Allah’ın indirdiği Kur’an’da asla çelişki olmaz.

“Kur’ân’ı gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer Kur’ân Allah’tan başkasına ait olsaydı, elbette içinde birçok tutarsızlıklar bulurlardı.”(Nisa, 4/82) mealindeki ayette bu gerçeğe çok güçlü bir vurgu yapılmıştır. 

Ancak şu var ki; gözü iyi görmeyen birinin güneşi inkâr etmesi, nezle olan bir kimsenin en tatlı bir suyun tatını bozuk hissetmesi normaldir. Fakat gözü gören ve sağlığı yerinde olan kimseler bilirler ki, gerçekte kabahat güneşin veya suyun değildir. Kabahat güneşin ışığını görmeyen gözün ve suyun tadını tadamayan nezleli ağzındır.

Bu konuda, alimler bin seneden fazladır bu farklı ayetleri düşünmüş ve doğru açıklamayı yapmışlardır. Konuyla ilgili farklı ayetlerin meali şöyledir:

“De ki: “İşte Rabbiniz tarafından gerçek geldi. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Şu da bir gerçektir ki Biz o zalimlere, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmış olan müthiş bir ateş hazırladık. Eğer susuzluktan feryad edecek olurlarsakendilerine erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su verilir. O ne fena bir içecektir ve cehennem ne fena bir barınaktır! “(Kehf, 18/28)

“Muhakkak ki zakkum ağacı, günahkârların yiyeceğidir. Kaynar su nasıl fokurdarsa, o da erimiş maden gibi karınlarında fokurdar.” (Duhan, 44/43-46)

“Bugün artık burada O’nun bir dostu olmaz.  Yiyecek olarak da cehennemliklerinirinden başka bir şey bulunmaz.” (Hakka, 69/35-36)

“Susayınca kaynar su kaynayan bir çeşmeden içerler. Yiyecekleri sadece birdikenden ibarettir.” (Ğaşiye, 88/5-6)

Bu ayetlerde yer alan Arapça kelimeler şöyledir: 

- Kehf suresi: “mâin ke’l-muhl= Muhl gibi bir su”

- Duhan suresi: -özetle- “Şeceretu’z-zekkûmi taâmu’l-esîm  ke’l-muhl=Zakkum ağacı günahkârların yiyeceğidir; muhl gibidir.”

- Hakka suresi: -özetle-: “Taâmun min ğislin= ğislinden bir yiyecek.”

- Ğaşiye suresi-özetle-: “Taâmun min darî’=Dari’den bir yiyeyecek.”

Bu farklı görüntüler sergileyen kelimelerin arasında bir çelişki olmadığını gösteren açıklamaları şöyle özetleyebiliriz:

a. Cehennemin ayrı ayrı bölümleri vardır. Bir bölümdeki insanların yiyeceği, zakkum, diğer bir bölümdekilerin yiyeyeceği ise, dikenden ibaret olabilir. Bazı bölümlerde içecekler kaynar su, diğer bazı bölümlerde irinli içecekler olabilir. Hülasa, başka başka bölümlerde başka başka yiyecekler ve içecekler olabilir. (bk. Zemahşerî, Razî, İbn Kesir, Ğaşiye: 6. ayetin tefsiri)

b. Bu yiyecek ve içecekler için kullanılan farklı sözcüklerin aynı manayı ifade etmesi de mümkündür. Örneğin; Ğislin denilen irinli yiyeceklerin aynı zamanda dari’/dikenli bir yiyecek olması da mümkündür. Keza, bir içeceğin  hem irinli olması hem de kaynar bir sudan olması da mümkündür.” (bk. Razî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

c. İbn Abbas ve başka alimlerin bildirdiğine göre “Dari’, dikene benzeyen, çok acılı, sancı veren, kokusu çok kötü, ateş gibi sıcak, irinle dolu, cehennem ateşinden meydana gelen bir ağaçtır. (Kurtubî, ilgili ayetin tefsiri)

d. Said b. Cubeyr’e göre, Dari’ bizzat bir zakkum ağacıdır. (bk. İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

e.  Bunların benzeri dünyada da görülmektedir. Bir aşure, 8-10 maddeden meydana gelmektedir. Keza, bir çorba, pırasa, soğan, sarımsak, yeşil biber, patates, sıvı yağ, yeşil fasülye ve tavuk suyu gibi bir çok maddeden meydana geliyor.

Demek ki, ayetlere farklı ifadelerin kullanılması oradaki yiyecek veya içeceklerin içinde yer alan farklı katkı maddelerine işaret edilmiştir. Ta ki, her bir maddenin ayrı acılı ve sancılı olan yönüne dikkat çekilsin diye..
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 02-11-2012
1,784 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content