Bir ayette, cehennemde darî dikeninden başka yiyecek yok, denirken, başka ayetlerde zakkumdan ve ğıslinden söz edilmesi bir tezatlık oluşturmuyor mu?

Konuyla ilgili bazı ayetlerin mealleri şöyledir:

"Onlar için "dari” dikeninden başka yiyecek yoktur.” (Ğaşiye, 88/6)

"Şüphesiz zakkum ağacı günahkârların cehennemdeki yiyecekleridir. Zakkum ağacı erimiş maden gibidir. İnsanların karnında tıpkı sıcak suyun kaynaması gibi kaynar." (Duhan, 44/43)

"Onun için bugün burada kendisine, hiçbir yakın dost yoktur. “Gislîn” (irin)den başka yiyecek de yoktur." (Hakka, 69/35-36)

Soruda geçen konuya, tefsirlerde iki şekilde cevap verilmiştir:

1. Cehennem, tabaka tabakadır. Cehennemliklerin bir kısmının yiyeceği, zakkum; bir kısmınınki darî', bir kısmınınki de ğıslin'dir. Aynen bunun gibi bir kısmının içeceği, kaynar su, bir kısmınınki ise, irin'dir. Çünkü, "O (cehennemin) yedi kapısı, her kapının birer payı var." (Hicr, 15/44) ayetinde buna işaret edilmiştir.

2. "Gislîn"in, "darî"den olması ve belki de hepsinin "zakkum"dan olması mümkündür. Nitekim, bir kimsenin, "Koyunlardan başka yiyeceğim." yok deyip, sonra da "Sütten başka yiyeceğim yok." demesi gibi olması da muhtemeldir. Bu iki sözde bir çelişki yoktur. Çünkü süt, koyundandır. (bk. Razi, Mefatih, Ğaşiye 6. ayetin tefsiri)

Ayet-i kerimede, cehennemliklerin yiyecek ve içeceklerinin dile getirilişinin maksadı, onların, alabildiğine zelil ve perişan olacaklarını açıklamaktır. Çünkü, cehennemlikler uzun müddet, aç ve susuz olarak, o zincirler ve bukağılar içinde ayakta dikilip, derken ateşe atılınca, onlar orada bir tür sıvı ve bir tür bitki görürler... Böylece bu cehennemlikler, kendilerini saran açlık ve susuzluğu dindirme arzusu duyarlar da, o suyun, kandırmayan, tam aksine içlerini dışlarını kavuran; o bitkinin de, doyurmayan, açlığa fayda vermeyen bir şey olduğunu görürer de, kendilerindeki o açlığı ve susuzluğu giderme arzuları bitkinliğe ve ümitsizliğe düştüler.

Nitekim Cenâb-ı Hak,

"Eğer onlar (susuzluktan) feryad ve yardım isterlerse (kaynamış ve) kaim bir sıvıya benzer, yüzleri kavuran bir su ile yardım olunacaklar" (Kehf, 18/29)

buyurmuş ve bu halin, hep devam edeceğini, hiç sona ermeyeceğini beyan etmiştir.

Cehennemde bitki biter mi?

Buna da iki şekilde cevap verilebilir:

 

1. Ayet "darî", cehennemde biten, cehennemliklerin yediği bir bitkidir, manasında değildir. Ayetteki bir darb-ı mesel (benzetme)dir. Cehennem ehli, kendilerini hiç doyurmayacak şeyleri yer dururlar, yahut, tıpkı azığı "darî" (diken) olan kimsenin, onu yerken işkence çekişi gibi, cehennemlikler açlıkla işkence görürler.

2. "Evet, cehennemde bitki bulunabilir. Çünkü etten, kemikten ve kandan olmasına rağmen, insan bedeninin nasıl cehennemde süresiz kalışları akıldan uzak değilse, orada bitki bitmesi de uzak görülemez. Cehennemdeki zincirler, bukağılar (prangalar), akrepler, yılanlar için söylenecek söz de böyledir.

Ayrıca cehennemliklerin yiyeceği, insan yiyecekleri cinsinden değildir. Çünkü, örneğin o yiyecek, bir çeşit dikendir. Dikenleri ise develer yer. Develer bile, bu çeşit yiyeceği severek yemezler. Binâenaleyh bu yiyeceklerin, gıda olarak hiçbir faydası yoktur. Gıda olabilmesi için, her şeyden önce bedendeki açlığı gidermesi ve bedende bir kuvvet ve yağ sağlaması gerekir. Bu benzetme sanki, hiç gölge olmadığını anlatmak için, "Falancanın güneşten başka gölgesi yoktur." demek gibidir. (bk. Razi, a.g.e.)

Cehennemliklerin yiyecekleri ve içecekleri nasıldır?

Cehennemliklerin yiyeceği zakkum ağacı (bk. Saffat: 37/64-66), içecekleri kaynar su ve irindir. (bk. Vâkıa, 56/53-55; Nebe', 78/25) Orada serinlik  bulamadıkları gibi, içecek güzel bir şey de bulamayacaklardır. (bk. Nebe', 78/24)

"... Onu yakalayın da (ellerini boynuna) bağlayın; sonra alevli ateşe atın onu! Sonra da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire sarın! Çünkü o, ulu Allah'a iman etmezdi. Yoksulu doyurmaya (kendi yanaşmadığı gibi, başkalarını da) teşvik etmezdi. Bu sebeple, bugün burada onun herhangi bir candan dostu yoktur. Ancak günahkârların yediği kanlı irinden başka yiyeceği de yoktur." (bk. Hakka, 69/25-37)

"İşte siz, ey sapıklar, yalanlayanlar! Doğrusu bu zakkum ağacından yiyeceksiniz, karınlarınızı onunla dolduracaksınız. Onun üzerine (erimiş maden tortusu gibi) kaynar su içeceksiniz. Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz." (Vâkıa, 56/51-56)

"Bu içecek, ne fena bir içecek ve bu ateş de ne kötü konaklama yeridir." (Kehf, 18/29)

Rasûlullah (asm) şöyle buyurdu:

"Cehennemlik olanlara azaplarına eşit biçimde açlık verilir de doyurulmaları için yardım isterler, kendilerine “Dari`” denilen acı ve kuru dikenler ikram edilecektir, o dikenler ne besler ne de açlığı giderir. (Gaşiye, 88 /6-7) Sonra yine doyurulmalarını isterler de kendilerine boğazdan geçmeyen dikenli yemekler ikram edilir (Müzzemmil, 73/13) Dünyada boğaza duran yiyecekleri içecekle geçirdiklerini hatırlayarak kendilerine içecek yardımı yapılmasını isterler de kendilerine demir çengelli kaynar sular ikram edilir, onlar yüzlerine yaklaştığında yüzlerini yakar ve kavurur. Karınlarına girdiği zaman karınlarında bulunan her şeyi parçalar..."

Rasûlullah (asm) sözünü şöyle sürdürdü:

"Sonra kafirler, Rabbinize dua edin çünkü Rabbinizden başka rahmeti bol bir kimse yoktur, derler ve şu duayı yaparlar: “Ey Rabbimiz bize kötülüklerimiz üstün geldi de bu yüzden yoldan çıkan kimseler olduk. Ey Rabbimiz bizi bu Cehennem’den çıkar eğer tekrar işlediğimiz günahlara dönersek o zaman gerçekten zâlimlerden olmuş oluruz.” (Müminûn, 23/106-109) “Allah da onlara, alçaldıkça alçalın yıkılıp kalın orada, susun konuşmayın benimle.” (Müminûn, 23/108) diyecektir."

Rasûlullah (asm) şöyle devam etti:

"Her kurtuluş çaresinden ümitlerini kesecekler, işte o zaman bağrışıp çağrışmaya pişmanlığa ve yazıklar olsun bize demeye başlayacaklardır.” (bk. Tirmizî, Sıfatü Cehennem, 4; Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 600; Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, nr. 5407)

Rasûlullah (asm):

"Ey iman edenler, Allah'tan hakkıyla korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin." (Âl-i İmran, 3/102)

ayetini okudu ve şöyle buyurdu:

“Şayet zakkum ağacından (onun suyundan) bir damla dünya denizlerine düşseydi bütün insanların yaşamlarını alt üst ederdi. Peki ya, yiyecekleri zakkum olanların hali nice olur?” (Tirmizî, Sıfatü Cehennem, 4; Hâkim, el-Müstedrek, 2/294)

Cennetin yiyecek ve içecekleri, dünya nimetlerine benzemediği gibi, cehennemin yiyecek ve içecekleri de dünya azaplarına asla benzemez. Allah, cenneti ve içindekileri anlatarak, oraya girmeyi gerektirecek işler yapmaya teşvik ettiği gibi; cehennemi ve içindekileri de anlatarak, oraye girmeye neden olacak işlerden sakındırmak istemektedir. Bu, Onun sonsuz rahmet tecellilerinden sadece biridir. O rahmetin tecellierine mazhar olmak için, Alemlere Rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (asv)'e uymalıyız ki bize de o rahmetten tecelli etsin...

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 18-06-2011
2,447 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content