Bakara suresi 51 ve 52 ile 55 ve 56. ayetlerde, şükretmeleri için kavmin öldürülüp diriltildiği anlatılmaktadır. Bu ayetler şükretmenin önemini mi belirtmektedir?

Burada birkaç noktaya işaret etmekte fayda vardır:

 

Bilindiği gibi, şirk ve küfür dahil tövbe etmek suretiyle onlardan vazgeçildiği takdirde af kapsamına girmeyen bir suç yoktur. “Allah şirki affetmez.” (Nisa, 4/116) mealindeki ayette vurgulanan şey, tövbe edilmediği ve kişi şirk üzerinde öldüğü zaman artık affedilmeyeceğidir. Yoksa daha imtihan salonu olan dünyada iken şirk dahil her türlü küfürden vazgeçildiği takdirde o da af kapsamına girer.

 

Sizin de işaret ettiğiniz gibi, bu ayetlerden Rabb'imizin kullarına karşı sonsuz merhametini, nihayetsiz şefkatini görmek mümkündür.

 

Ayetlerde Yahudilere verilen yeni hayatla onların şükretmelerine yeni bir fırsat tanınması hususu kulluk açısından şükrün önemine yapılan büyük bir vurgudur. Burada yapılan şükür vurgusu şu iki noktayı anlatmaya yönelik olduğunu düşünüyoruz:

 

Birincisi: İnsanların yaratılış gayesi olan ibadet ve kulluğun temel esası Allah’a şükretmektir. Her türlü kulluk, kavlî  veya kalbî yahut da fiilî bir şükürden ibarettir. Demek ki, yaratılış ağacının en büyük meyvesi olan kulluğun asıl çekirdeği şükürdür.

İkincisi: Şükür, önceden verilmiş nimetlerin bir karşılığıdır. Yoksa, gelecek nimetlerin bir sebebi, bir vesilesi değildir. Verilen hayat şükretmek içindir. Verilen, akıl, şuur, kalp, duygular şükretmek içindir. Nimetlerin en büyüğü dört şeydir. 1-2. Dünyada var olmak ve bu varlıkta -bir süreliğine- devam etmek. 3-4. Öbür dünyada var olmak ve varlıkta süresiz devam etmek. Bu dört küllî nimetlere işaret etmek üzere, Kur’an’da -Fatih’nın dışında- dört sure (Enam, Kehf, Fatır ve Sebe) hamd ile başlamıştır. Bu sebeple, bir şükürden ibaret olan ibadet ve kulluğu cennetin bir nevi mukaddimesi veya gerçek sebebi saymak yanlıştır. Bilakis, cennet yalnız lütf-u ilahînin bir vergisidir, merhamet-i İlahînin bir sonucudur.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 16-07-2010
2,383 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content