Bakara 62. ayeti ile 218. ayeti, benzerlik ve anlatım olarak dil bilgisi açısından değerlendirebilir misiniz? 218. ayetteki hicret edenlerden maksat kimlerdir?

İlgili, ayetlerin meali şöyledir:

“İman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar, Sabiîler... Her kim Allah’a ve âhiret gününe (gerçekten) iman eder ve amel-i salih işlerse, elbette onların Rableri yanında mükafatları vardır; onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”(Bakara, 2/62).

“İman edip (gerektiğinde) Allah yolunda hicret ve cihad edenler; işte onlar, Allâh'ın rahmetini umarlar. Allâh, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”(Bakara, 2/218).

İlk ayette, hak dinlerin ortak iman esaslarından en büyük iki temel unsur olan Allah’a ve ahirete iman esaslarına vurgu yapılmıştır. Buna göre, semavî olan hak dinin adı ne olursa olsun, -her din kendi döneminde/nesh edilmediği sürece- Allah katında makbul bir dindir. O dinin samimi olan mensuplarının Allah katında mükâfatları vardır. Bunların ismi, Mümin/Müslüman, Yahudî, Hristiyan veya Sabiî olabilir, fark etmez. Hepsi için geçerli olan kurtuluş reçetesinin iki temel unsuru vardır; iman ve salih amel.

Ayette, bütün ümmetlerin, milletlerin kurtuluş reçetesi ve asgari müşterekleri olan, Allah’a ve ahirete iman noktasına dikkat çekilmiştir. Buna göre, her hangi bir ümmet, kendi devrinde kendi peygamberinin öğretileri istikametinde, Allah’a ve ahirete iman edip ona göre bir yaşantıyı sergilemişse, onlar kurtulurlar. Adı ister Müslüman, ister Yahudî, isterse Hristiyan olsun fark etmez.

Önemli bir nokta da şudur: Ümmetlerin doğru bir çizgiyi takip etmelerinin bir diğer adı olan iyi işleri -düzgün ve Allah’ın rızasına uygun olarak- yapmaları, ancak kendi peygamberlerinin öğretilerine bağlı kalmakla mümkündür.

 

Buna göre, ayette yer alan Müminler/Müslümanlar, Hz. Muhammed (a.s.m)’in tebliğ ettiği vahye bağlı kaldıkları takdirde kurtulurlar. -Cennet elbette yalnız Müslümanların değildir-. Nitekim, bir kısım Yahudiler de kendi devirlerindeki peygamber olan Hz. Musa (as)’a bağlı kalmakla kurtulmuşlardır. Keza Hz. İsa (as) devrinde ona bağlı olan Hristiyanlar da kurtulmuşlardır. Sabiiler de öyledir.

Kur’an’da bu isimlerin özellikle zikredilmesinin bir hikmeti şudur ki; Allah, -hepsi de kendi mahluku olan- insanların/ümmetlerin isimlerine bakarak hüküm vermez. Bilakis, onların gönderilen elçilerine ve ilahî mesaja iman edip etmemelerine göre leh veya aleyhlerinde hükmünü verir.

Bu ayette, bazı alimlere göre, “Salih amel/iyi işler” den maksat Hz. Muhammed (a.s.m)’e iman etmektir. Bu yorum doğru olsun olmasın, şu husus unutulmamalıdır ki, Kur’an’ın açık beyanıyla, Hz. Muhammed (a.s.m) bütün insanlara gönderilmiştir. Buna göre, -Taberî’nin de işaret ettiği gibi- ayeti şöyle anlamak gerekir:

“Kendi döneminde Hz. Muhammed (asv)’e iman eden Müslümanlardan her kim Allah’a ve âhiret gününe dair imanlarını devam ettirirlerse… Kendi dönemlerinde Hz. Musa (as)’a iman eden Yahudî , Hristiyan ve Sabiîlerden her kim -İslam döneminde- Allah’a ve âhiret gününe ve Hz. Muhammed (asv)’e iman etmek suretiyle  (gerçekten) imanlarını tazeleyip pekiştirirlerse ve onun öğretileri doğrultusunda amel-i salih işlerlerse… elbette onların Rableri yanında mükafatları vardır; onlar için hiç bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.”

Evet, Hz. Muhammed (asv)’in tebligatının hâkim olduğu on beş asır boyunca, mevcut bütün insanlar ona karşı sorumludur. İslam’ın kabul ettiği bir mazeret olmaksızın ona iman etmeyenlerin durumu hiç de  iç açıcı değildir. (bk. Taberî, Razî, Ebu’s-Suud, İbn Kesir, İbn Aşur)

İkinci ayette ise, yalnız Müslümanların durumu söz konusu edilmiştir.

 

Zıt kutupları bir arada zikretmek, iman küfür karşılaştırması yapmak ve akıbetlerine işaret etmek Kur’an’ın önemli bir prensibidir. 217-218. ayetlerde de bu prensibin işlediğini görmekteyiz. Bir önceki ayette, kâfir olarak ölenlerin cehennemlik olacakları ve burada devamlı kalacakları bildirildikten sonra, iman, hicret ve cihad edenlerin Allah'ın rahmetini umabilecekleri açıklanmakla her iki grubun akıbetine dikkat çekilmektedir.

Ahiret saadetini, cenneti, ebedî hayatta ilâhî rahmeti umabilmek için kulun üzerine düşen "iman etmek, gerektiğinde davası uğrunda yurdunu yuvasını terkedip diyâr-ı gurbete göçmek, Müslümanca yaşayabilmek için elinden gelen çabayı sarfetmek" gibi vazifeler vardır.

Özetle, ilk ayette umumî bir hitapla bütün hak din mensupları değerlendirilmiş, ikinci ayette ise hususî bir beyanla İslam dinine mensup olan müminlerin konumuna işaret edilmiştir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Bakara suresi 62. ayette ifade edilen Yahudi, Hristiyan ve Sabiilerin kurtuluşu nasıl anlaşılmalıdır?

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 30-04-2010
3,027 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content